Stalin'in renkli fotoğrafını yıllarca cebimde taşıdım fakat evine kalmaya gittiğimde, halamın o fotoğrafı neden yırttığını ancak Stalin öldüğü zaman anladım.
İşte bu nedenle, Fransızcaya da düşman dil diyorum.
Bunun bir başka nedeni daha var, çok daha beter bir nedeni: Bu dil yavaş yavaş anadilimi öldürüyor.
Çingenelerin çocuk çaldıklarını da söylüyorlardı. Pek çok şey çalıyorlardı çalmasına ama kilden yapılmış evlerinin önünden geçerken, bu viranelerin etrafında oynayan çocuk sayısını görünce neden başka çocuk çalsınlar ki, diye düşünmeden de edemiyordu insan.
Ayakkabılarımı tamire verdiğimi, tamircinin hesaba yazdığını, borcumu en kısa sürede ödemem gerektiğini söylemek isterdim ama annemin eski elbisesine, zehre bulanmış kirli eldivenlerine bakıp hiçbirini söyleyemiyorum. Anneme sarılıyorum, gidiyorum ve bir daha da yanına dönmüyorum.
Annem soruyor:
"Her şey yolunda mı?"
"Evet, her şey yolunda. Merak etme," diyorum ona.
Bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sormuyor ama ben yine de, "Hiçbir şeye ihtiyacım yok," diyorum.