beni görmeye gelemeyen kardeşim Yano'yu görmeye gitme iznim yok. Şehri terk etmemiz yasak, hem zaten tren için paramız da yok.
Kaybettiğim çocukluğa da ağlıyorum, üçümüzün çocukluğuna; Yano'nun, Tila'nın ve benim.
...kimse okuyamasın diye şifreli bir yazı bile icat ediyorum. Mutsuzluğumu, acımı, üzüntümü, akşamları beni yatağımda sessizce ağlatan her şeyi not ediyorum.
Oğlan kardeşlerimi, anne babamı, şimdilerde başkalarının oturduğu evimizi kaybettiğim için ağlıyorum.
En çok da kaybettiğim özgürlüğüme ağlıyorum.
Saat yedi buçukta, sıkışık sıralar halinde, şehrin sokaklarında devrim şarkıları söyleyerek okula doğru yola çıkıyoruz. Oğlanlar biz geçerken yol boyunca durup ıslık çalıyorlar, hayranlıklarını belirten ya da açık saçık sözler söyleyerek bağırıyorlar.