"Karşılaştığım kimseler ışıltılı başlarını nasıl da neşeyle ve kolayca dimdik tutuyor, yaşam bir balo salonuymuş gibi nasıl da süzülüyorlardı. Gördüğüm bakışların hiçbirinde kederin izi bile yoktu, omuzlar yüksüzdü, bu mutlu ruhlar büyük olasılıkla ne bir karanlık düşünce ne de gizli bir acı taşıyordu. Öte yandan bu kişilerin arasında yürüyen ben, gençliğime ve yeni serpilmiş olmama karşın, mutluluğun neye benzediğini bile unutmuştum!"
"Hayatını benimkiyle birleştirmek isteyeceğini düşünme hakkına nasıl sahip olabildim? Ben kimim? Neyim? Hiç kimse için gerekli olmayan önemsiz bir adam."
"İşin en güzel yanı da, ne benim ne de onun tarafından bir tek söz bile edilmediği halde bakışların ve tavırların görünmez konuşmasında birbirimizi o kadar iyi anlamamız, onun beni sevdiğini bu akşam her zamankinden daha açık bir şekilde ifade etmiş olması. Ne kadar sevimli, ne kadar sade ve en önemlisi ne kadar saf! Ben de kendimi daha iyi, daha temiz hissediyorum. Bir yüreğim olduğunu, içimde pek çok iyilik bulunduğunu hissediyorum."