Evet şu an Sümela Manastırı geziyor olabilirdik bi Karadeniz turu yapıp. Kara duman da çalardı Resul Dindar'dan. youtu.be/6AYpfKVO9AU?si=...
Duygu ve Düşünce
Buz gibi karanlığın içinden sıyrıldığımda ,etrafımda olan ,kalan ne varsa gözlerimle seçmeye çalıştım .Ayaklarım kaynaşıp tek bi ayağa dönüşmeden önce nerde olduğumu anlamaya çalıştım.Gözlerim birbirinin içine girip tek gözle etrafımı izlediğim şu andan önce ne zaman ve nerde eskisi gibi gözlerimi çoğul eki ekleyerek kullanabiliyordum.Parnaklarım,ya parmaklarım,kollarım birleşince hepsi aynı yere sıkıca bağlanmış gemici düğümüne dönüşmeden önce nerde ve neyi ve nasıl hareket ettirebildigimi düşündüm . Karanlık,ışık kör.Yavan.Dilim kuru.Nefesim donuk.Eğri bi yer.Altı da üstü de karmaşa .Sesler tok.Verilenler alınmış .Soğuk,eser,ayaz.Titreyerek ancak ısınabildigim bi yer.Işık yokun da uzağından ulaşmaya çalışıyor. Yürüyemiyorum,kalkamıyorum bile .Burası neresi.Kimin içindeyim,kim benim içimde.Çoklardan teklere düşmüş bedenim.Ruhum,ya o nerde.Sessiz.Kulaklarım,kulağım bekliyor.Yamulmuş bi soba.Ateşi yok koru yok.kahverengi.masanın bacagı kırık.sandalye ayaksız .soba hem ateşsiz hem borusuz.Dumanı yok.Duman nerde,kor nerde,ateş nerde. Örümcek yanımdan geçen.Uzansam .Uzanabilsem.Elim yok.Tutsam.Tutabilsem canım yok. Bi şey duvardaki.Görsem.Görebilsem.Gözüm yok.Gözümde ferim yok. Bi ses dışımda.Duysam.Duyabilsem.Kulagim yok.kulagimda sesim yok . İçerde şimdi.korksam.korkabilsem .Ruhum yok.ruhumda içerdeki yok.. Budanmış sakallarimla birlikte ,saçsız başımın kenarından yavaş yavaş süzülen kan dudaklarıma değmeye başladı bile. Kalkmaliyim .O gidince kalkıp ,bende gitmeliyim.Bu herşeyiyle körleşen beni yeniden iki ayak üstüne ,iki göz üstune ,iki kulak ,iki el ,iki ayak üstüne dikmek için gitmeliyim,tamamlayanıma gitmeliyim.Yarımı yarama katmak,yarama yarımdan bakmak için kalkmaliyim.o gidince Karanlık ,kaybolması zor,belki uyuyunca,uyu hadi...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
~Kim bilir hangi diyardayım~ ~Fikri bozuk kirli sulardayım~ Ah dedim Şu yüreğim İlmeğinden kurtulsa ~Yangın olup çağlansa~ ~Oysa derilmiş durmuş~ ~Yüzler yollar kaybolmuş bana~ Hangi yön liman Hangisi yol ~Dert bile bana uğramıyor~ Şimdi toz duman Gönlüm hazan ~Dört yanım buna dayanmıyor...~
Müzik
On küsur dakika sonra ABD-Avustralya maçı var. İzleyip rakip analizi yapacağım lakin Avustralya yenerse grup duman olur; o vakit bizim grup liderliğini bırak, ikincilik iddiamız bile tehlikeye girer. Dememe gerek var mı, yarın Paraguay’ı mutlaka yenmeliyiz.
Maya
Mâhkumum. Ağzımda insan mayasının acı tadıyla doğmaktan mahzunum. Bu tadı tükürmek, kusmak uğruna, rezil sofralara oturmakta bayağı çorbalara kaşık çalmakta imtina etmedim. Üstelik çoğu zaman bu uğurda ne yaltaklar yaptım. Yine de bu mayayı tükürmeyi başaramadım. Aksine, oturduğum her sofrada daha da ekşidim. Fakat karanlık ve yılgın ruhumun avucunda tükenmek bilmez bir umudum vardı. Bu sebeple bir fısıltıya bir homurtuya bile candan kulak veriyordum. Bir çığlığa iki elim kanda olsa koşuyordum. Kaynatanın bile tenezzül etmediği çorbayı iştahla içiyorum. Öyle eşlik ediyorum ki çenebazın gevezeliklerine, bir kahkahayla yerinden devriliyordu. Derhal kalkıp, elimi uzatıyordum. Buyur diyordum, buyur aşağılık yalancı. Benim yerime otur. Benim oturağımı da kirlet, benim oturağımı da kır. Ben kırık sandalyene otururum diyordum. Çenebaz hayretle bakıyordu bana. Gözleriyle tiksinerek ve ezerek uzatıyordu elini. Sonra bir dilenci sokakta kolumdan yakalıyordu beni. Aklına tüküreyim senin.... ama yine de dur, benden bir şeyler var sana diyordu. Ondan daha sefil oluyordum yanında. Dilinin kuvvetiyle vurdukça vuruyordu bana. Bir damlacık kalıyordum. Yalvarırım, yalvarırım azad et beni ey dilenci... bir daha çıkmam karşına diye yalvarıyordum. Dilenci şaşıyor... Nasıl, nasıl da yanımda benden daha alçak kalabiliyorsun? Halbuki acıyı yüzsüzlüğe bulamak, merhameti tiksintiyle yutmak benim işimdir. Ama elbette, elbette öyle olacak. "Bu herif daha tabansız benden " diye bağırıyordu. Bin şükür sunarak doğruluyordum ayağının altından. Kaçmaya yelteniyordum. Dur hele diyor, bileğimden kavrıyor bu kez nefretle bakıyordu bana. Öyle yağma yok, yine de dilenci olan benim, sökül bakalım diyordu. Neyim varsa veriyordum eline. Mahkumum diyorum. Yabana atılır söz mü bu? Bir defasında, gazetenin
Toprağı sıksan kanını akıtır bu coğrafyanın. Ben ki toprağı bağrımda taşırım. İki çakıl taşıdır minik ellerde çakışan batıllığım. Gökyüzüne sorsan, yeryüzüne sığmazım. Kör kurşundur bahtımın akıbeti. Ben ki silah tutan ellere aşığım. Ben ki feryadım. Figan ki benim mirasım. Sorsan ağlayan gözlerde günahkarım. Dılovan DUMAN