Adamcağız karısının etkisiyle iyi giyinmeye, görgü kurallarına uygun davranmaya başlamıştı. Küfretmeyi bırakmış, eline kitap almamakla birlikte, bilgiye ve bilginlere saygı beslemeye başlamıştı.
ilk bakışta insana, bu dünyada pek çok benzeri olan, namuslu, kendine güvenen bir işadamı izlenimi vermekteydi. Uzun bir çalışma yaşamından sonra dinlenen bir insanı andırıyordu. Düşünceleri, şu anda kendisini çevreleyen ortamdan tamamıyla ayrı, bambaşka bir dünyada dolaştığı için, önündeki tablodan daha da çok zevk alıyordu.
Namaz, bir maçın devre arasında, bir dizinin reklâm arasında kılınıp bir kenara atılacak bir şey değildir. Kur’ân, bir an önce okunup kenara kaldırılacak bir kitap değildir. İbadet dediğimiz şey; bir güne, geceye ve aya endekslenecek bir şey değildir.