İki tarafı kaldırımlarla çevrili, oldukça geniş bir yolda ilerliyorduk. Endişeyle yoldan geçmekte olanları inceledim: Hepsi maymundu. Dükkanın kepenklerini açmakta olan bir tüccar, bir tür bakkal gördüm; merakla dönüp geçmekte olan bizlere baktı: Oda bir maymundu. Bizi geçen arabalardaki yolcular ve sürücülere dikkatle baktık: Dünyadaki modaya uygun giyinmişlerdi ve hepsi maymundu.
Diğer türler iletişim sistemlerini sadece gerçeği tanımlamak için kullanırken, insan dilini sadece gerçekliği tanımlamak degil, gerçeklik yaratmak için de kullanır ve onu diğer hayvanlardan, nihayetinde de kendi biyolojik “familya”sından, yani “büyük insansı maymunlar” başlığı altında toplanan şempanze, goril ve orangutandan ayıran, bu özelliği olmuştur.
Geceleri gökyüzüne baktığımda kainatın düzeni içerisinde ne kadar minicik, önemsiz olduğumuzu fark etmek beni sarsıyor. Eskiden yaşamış insanların kendi önemsizlik duygularıyla baş edebilmek için biz insanları çok önemseyen ve her adımımızı yakından takip eden bir Tanrı yarattığı çok açık. Ayrıca ölüm fikrini yumuşatmak için uydurduğumuz cennet tarzı fantezilerin veya peri masallarının da yine bariz bir ortak teması var:”Biz ölmeyiz.”- başka bir gerçekliğe geçiş yaparak var olmaya devam ederiz.