Bence en tehlikeli şeylerden biri insanın kendi yaptığına herkesten önce kendisinin hayran olması, çünkü böyle bir şey neredeyse yok oluşla eş anlam taşıyor.
Olmasını hayal etmediğim pek çok rastlantı zamanı gelince beni buldu. Olmalı diye direttiğim şeylerin çoğuna ulaşamadım ve bazıları sonradan ya olsaydı diye dehşete kapıldığım şeylerdi. Kendimize rastlantı ısmarlamaya çalıştığımızda hikâyemiz de olamıyor, zenginleşmek isterken yoksullaşıyoruz.
...
Kişilere ya da olaylara "Yaşat beni" talebiyle gidildiğinde insanı bekleyen şey boşluktan ve düş kırıklığından başka bir şey olamıyor.
Bazen birilerine anlaşılmaz gelen şeyler yapmış, onları şaşırtan kararlar vermiş olabilirim, ama geri dönüp baktığımda başkalarının koreografilerine göre dans etmediğimde evrenin benimle daha sık birlikte olmuş olduğuna inanıyorum.
Düşünce düzeyinde saklanan bilgi ile yaşantıların birikimi sonucu özümsenmiş bilgi birbirinden çok farklı. Yapmak ile oluvermenin farkı gibi. Yaparak olmaya çalışmak ile olurken yapı-vermenin farkı gibi. Tasarlanmış kurgu ile kurgunun kendini yaratması arasındaki fark gibi. Kurgulanmış ifade kaçınılmaz olarak performans öğelerini içerir. Kendini gözlemlemekten özgürleşemeden olaylara katılmak, ucu açık süreçlere tahammülsüzlüğün ve ritüellerin korumacılığına sığınma ihtiyacının göstergesi, bazı sosyal beraberliklerde yaşadığımız türden bir kalkan.
Küçük çocuk annesinin anne imgesiyle ilişkidedir ve bu imgenin annenin gerçek kişiliğiyle pek ilgisi yoktur. Kaç yaşında olursa olsun, bir insan ancak anne ve babasını vaktiyle geliştirdiği ana-baba imgelerinden farklı, kendi dünyaları olan ayrı varlıklar olarak görmeye başladığında büyümüş sayılır.