Hadi,tebessüm edelim biraz. Hatta size bir sır vereyim; bunu tıp literatürü yazmaz ama "aaamaaan beee" diye bir ilaç vardır aslında. Bizim her yaptığımızı çevremiz tasdikleyecek değil ya. Herkes bizi sevecek,her işimiz tıkırında gidecek, hepimiz her günümüzü kahkahalar içinde geçirecek de değiliz.Hasetler edilecek ,gıybetler yapılacak, kinayeler başucumuzda olacak.
Bazen hakikaten bu teslimiyeti yaşayamıyor oluşumuza en büyük sebep; içimizde bize yaşatılanları ve bunları yaşatan insanları fazlası ile tutuyor oluşumuzdur.Oysa şu yukarıda yazılan teselliye tutunup ,her derdini secdede bırakacak biri için nefretten ziyade rahmete dönüşmeleri gerekmez mi? Neden bizi bu nimetten mahrum etmelerine izin veriyoruz? Kaynanammış, kocammış, eltimmiş, komşummuş, hocammış, arkadaşımmış...Hangisi kabirde benimle?Değer mi şu güzel ömrümü tüketmeye? Bana laf sokmuş da, emrivaki yapmış da, hava atmış da, hakkımda konuşmuş da, doğru anlamamış da...
Evet, fazlasıyla yapılan hatalar vardır.Ama gece yastığa başımızı koyduğumuz andan tutun da, namazda bile onları düşünmek zorunda değiliz ki biz!Bu hal onlara değil, bilakis bize kaybettirir. İçimizde nefis, ensemizde şeytan var.Bakın çok iyi anlayın burayı.Biz var ya biz, biz de az değiliz.Biz çok bollukta,çok keyif aldığımızda, sıhhatimiz yerindeyken, kısacası canımız yanmadıkça secdede Rabbimize böyle içten, böyle candan gözyaşı dökmeyiz .Keşke dökebilsek ama yapı itibariyle böyleyiz.
Ama ne zaman birinden hançer yeriz, ne zaman biri canımızı acıtır işte o vakit öyle bir "Rabbim" deriz ki duyan şaşırır. Belki de bu yüzden Rabbimiz bizi yoluna sokmak, kendimize getirmek için bu insanları vesile ediyor olabilir mi? Böyle düşününce bizi ağlata ağlata Rabbimizin kapısına gönderenleri o kadar da büyütmeyiz belki gözümüzde .Evet