bu kitap bence başucu olmayı hak eden bir kitap. beni çok etkiledi. herkesin kesinlikle okuması gereken bir kitap. insanoğluna çok iyi bir ders kitabı aynı zamanda. fedekarlığı, iyimserliği, acımayı ve bir sürü insani (kalbi) duyguları ve özellikle empatiyi hayatlarımızdan çıkardığımız ve insanlıktan uzaklaştığımız bu zamanda, yeniden var olabilmemiz ve köklerimize dönmemiz için harika bir kitap. eksiyken artı, artıyken eksi olmayı daha güzel anlatamazlardı.
Okuyup bitirebilenlere aşk olsun.
Kitabın birinci bölümünü sabırla okudum. Anlamadığım yerde başa sardım, sabırla ilerledim. İkinci bölüm için sağlam bir zemin olsun diye . İkinci bölümde esaslı bir giriş var diye falan falan falan. İkinci bölüm kabus gibi. Hiçbir şey anlamadım. Sonra döndüm bir iki inceleme okudum. Kitap ve ben ya da zaman, kitap ve ben. Sanrım gelemedik. Hazır değilim. Zaman uygun değil. Ben müsait değilim. Pes ettim ve yarım bırakıyorum. Hayat zaman müsaade ederse bir gün belki yeniden elime alırım.
Ses ve ÖfkeWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 20263,109 okunma
Realist
olmak hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı
şekilde münasebetimizi tâyin etmektir. Hakikati görmüşsün ne çıkar? Kendi
başına hiçbir mânası ve kıymeti olmayan bir yığın hüküm vermekten başka neye yarar? İstediğin kadar uzatabileceğin bir eksikler ve ihtiyaçlar listesinden başka ne yapabilirsin? Bir şey değiştirir mi bu? Bilâkis yolundan alıkor seni. Kötümser olursun, apışır kalırsın, ezilirsin. Hakikati olduğu gibi görmek… Yani bozguncu olmak… Evet bozgunculuk denen şey budur, bundan doğar. Siz kelimelerle zehirlenen adamsınız, onun için size eskisiniz, dedim. Yeni adamın realizmi başkadır. Elinde bulunan bu mal, bu nesne ile, onun bu vasıflarıyla ben ne yapabilirim? İşte sorulacak sual. Meselâ bu bahiste en büyük hatanız musikîden, yani mücerret bir fikirden hareket ederek baldızınız hanımefendiyi mütalâa etmenizdir. Halbuki baldızınız hanımefendi tarafından işi münakaşa ediniz, mesele ne kadar değişir. Nevvton başına düşen elmayı, elma olmak haysiyetiyle mütalâa etseydi belki çürümüş diye atabilirdi. Fakat o böyle yapmadı. Şu elmadan nasıl istifade edebilirim? diye kendine sordu. Azamî istifadem ne olabilir? dedi. Siz de öyle yapın! Baldızım musikîden başka bir şeyde muvaffak olmak istemiyor. O hâlde elimde iki rakam var. Baldızım ve musikî. Birincisini değiştiremeyeceğime göre, ister istemez İkincisi hakkında fikirlerim değişecek. Baldızıma hangi musikî uyar? Böyle düşünün! Sonuna kadar bu çıkmazda mı kalacaksınız? Elbette ki hayır…
Hata denen şey yoktur ki zaten… İyi anlayın! Farz ediniz ki hakikaten bir yanlış yaptınız! Oradan yürürüz ve doğruya çıkarız. Hata denen şey, tashih etmek budalalığında bulunanlar için mevcuttur. Bizim için değil… Biz onun varlığını kabul ettiğimiz andan itibaren her türlü hatanın üstündeyiz.