“Din adamıyım diyen her kimse, fizikten, kimyadan, matematikten, biyolojiden anlamıyorsa olmaz! Bunu söyleyecektim. Fizikten, kimyadan, matematikten, astronomiden, biyolojiden anlamayan adamın Allah’ın bilimine, dinine aklı erer mi?! Mümkün mü bu! Hayatın bu bilimleri Allah’ın lisanıdır. Biyolojiyle konuşur
bizimle, matematikle, fizikle. Hepsi, her bilim yaratılışın lisanıdır. Bu lisanları bilmeden kimse Allah’ın adını ağzına almasın! Bu yüzden, bir gün ibadethaneler araştırma ve bilim merkezleriyle birlik içinde varoluşun felsefesine odaklanabildiklerinde, İşte o zaman biz de dini gerçekten yaşamaya başlayacağız.”
Muhalefet bir ülke için, bedenin bağışıklık sistemi gibidir. İktidarın fark etmediklerini ona fark ettirmek, iktidarın etrafını saran yalakalara hayır diyebilmesini kolaylaştırmak için Önemli bir merkezdir. İyi bir yönetim için iyi bir muhalefet şarttır! Hataların hasıraltı edilmemesi için varlığı önemlidir çünkü hasıraltı edilip biriken hatalardır iktidarların sonunu getirip hükümetleri diktatörlüğe zorlayan.
Çünkü sevilmemiş bir kadını kıyafetinden anlardınız, dolgulu sutyenden taşan dekoltesi bağırırdı “Sevilmeye değerim, bak bana, belki, seversin” diye. Daracık,
kısacık eteğin içindeki o sıkışmışlığı, köşeye sıkışmış birinin ilgiye açlığının kanıtıydı. Yaptığı abartılı makyajla, üzerinde zor tutunduğu o topuklu ayakkabılarıyla ve bir insan eline yakışmayacak uzunlukta ya da renkteki o tırnaklarıyla “Yardım edin bana, lütfen sevin beni!” diye bağırırdı aslında...
“Ağaç, filizi koruduğun için ağaç olur, filiz tohumu koruduğun için filiz olur. Sen tohumu korumasan ağacı kucaklaydı arazsın, aynı demokrasi gibi, eşitlik, hakkı koruduğun için var olur; adalet, eşitliği koruduğun için...