Duygu

Duygu
Çünkü, diye devam etti babam; hırs atına binenler, çoğu kez ne vakit düştüklerini anlayamazlar.
Ne garipti, özgür olmadığımızı anlayana kadar özgür değildik aslında.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kendisiyle yüzleşmişti. Düşmanını gerçekten anlayan biri ancak kendiyle yüzleşir, nefret edemezdi. Nedenlerini anladığınız bir şeyden nefret edilemezdi. Zaten hayatın ana düzeni bizi kendimizle yüzleştirmekti. Çok değerli bir şeye sahip çıkmadığı için elinden alabilmişti
Adalet isteyen herkes bir bir cezalandırılıyor, aldıkları cezalarla, hayatları ibret olacak hikâyelere dönüştürülüyordu.
“Y kuşağı. Kuralları sorgulayan, saygı duydukları takdirde dinleyen, ne olursa olsun itaat etme fikrine karşı, genel geçer tüm kalıpların dışında bir dünyada yaşamak isteyen ve o dünyayı gerçekleştirmek için burada olduğunun farkındalığında gençler bunlar.
Deniz durup imama baktı. Bir dosta konuşur gibi içtenlikle ve sakin konuştu: “Bir annenin memesiyle çocuğunu beslemesi gibi din de ruhu besler. Yani din bebeğe süt veren meme gibidir. Önemlidir, değerlidir. Ama çıkarıp yüzüme yüzüme sallarsan olmaz! O zaman, memesini çıkarıp yüzüme sallayan anne kılığına bürünmüş bir sapıktan farkın kalmaz. Yavrusunu besleyen annenin memesinin kutsallığı neyse, nasıl mahremse, bunu konuşmak bile insanı nasıl rahatsız ediyorsa din de mahremdir, kişiyle Yaradan arasındadır. Din adına konuşan herkes günahkârdır çünkü din adına konuşulmaz. Tek kitap vardır. Aracıya ihtiyaç yoktur. Aracıyı araya şeytan koymuştur. İnanmayı seçen kitabı okur, anlar. Kitap bu yüzden ‘Oku” diye başlar” dedi