Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar. Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir.Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer... --------------------------------- Kıssadan hissemiz şu; değer denilen olguyu, yerinde ve kararında ölçülü bir şekilde vermeli. Yoksa, sevgi gösterdiğiniz yerden nefret görebilirsiniz.
Sağlıklı Narsizm
Büyük krizler  anında beynimiz bir tür hayatta kalma moduna geçer. O an yıkılmaya lüksümüz yoktur, güçlü olmak zorundayızdır. Duyguları yaşamak yerine onları arka plana süpürür, depolarız. Ancak o depoların da bir kapasitesi var. Küçücük bir tetikleyici geldiğinde, o birikmiş duyguların tamamı dışarı fırlar. Bu durum aslında tam bi "Cam Paradoksu"dur. Cam, yüksek basınca ve ağırlığa karşı inanılmaz dirençlidir, tonlarca yükü taşıyabilir. Ama esneyemez. Esneyemediği için de, o devasa yük kalktıktan sonra köşesine vurulan minicik  bi çekiç darbesiyle tuzla buz olur. Bazen tam da öyle. Büyük yükleri taşırız ama esneyemediğimiz o savunmasız yerden, ufacık bi temasla kırılıveririz. Neticede insanı insan yapan şey, mükemmel zırhlar giymesi değil o zırhı çıkardığında ne kadar çıplak ve kırılabilir olduğunu kabul etme cesareti. Bazen bırakmak lazım, mekanizma biraz hata versin ve bırak o bardak taşsın. Sağlıklı narsizm diye bi şey var ..
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BİR AYET BİR DERS
* Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. (Nisa, 142.) * Münafıklığın en belirgin özelliklerinden biri, ibadetlerin Allah rızası için değil, insanlar görsün diye yapılmasıdır. Kalpte gerçek bir iman bulunmadığı için ibadet bir sevinç ve yakınlaşma vesilesi değil, yerine getirilmesi gereken ağır bir yük gibi görülür. Bu yüzden namaza isteksizce kalkarlar, insanların yanında ibadet etmeye özen gösterirler; yalnız kaldıklarında ise aynı hassasiyeti göstermezler. Allah'ı zikretmeleri de dillerde kalan, kalbe işlemeyen ve hayatı değiştirmeyen bir zikirdir. * Bu durum, her mümin için önemli bir nefis muhasebesi vesilesidir. İbadetlerimizde ihlası korumaya, gösterişten uzak durmaya ve Allah'ı her hâlimizde çokça anmaya gayret etmeliyiz. Çünkü ibadetin değerini belirleyen sadece dış görünüşü değil, onu yapan kalbin samimiyetidir. İhlasla yapılan az bir amel, gösterişle yapılan çok amelden Allah katında daha değerlidir. *
Alıntı
Senin burcun ne?
İslam’a göre gaybı (geleceği, gizli olanı) sadece Allah bilir. Burçlar üzerinden karakter tahlili yapmak veya geleceğe dair çıkarımlarda bulunmak, Allah'ın dışında başka bir otoritenin veya sistemin kader üzerinde belirleyici olduğu inancına kapı aralar. Bu durum, tevhid inancıyla bağdaşmaz ve ciddi bir itikadi sapma olarak görülür. Bir kişinin davranışlarını, tercihlerini veya başına gelecekleri misal oğlak, kova veya balık burcu olmasıyla ilişkilendirmek, kişinin iradesini ve Allah’a olan tevekkülünü zayıflatır. İnsan, kendi hatalarını veya karakterindeki eksiklikleri burcuna bağladığında, kendini düzeltme ve sorumluluk alma bilincini kaybeder. İslam ise insanı kendi amellerinden ve iradesinden sorumlu tutar. Kader, Allah’ın ilmi ve takdiridir. Burçlar ise gökyüzü hareketlerini birer sebep gibi sunarak olayların bu sebeplere bağlı gerçekleştiği algısını oluşturur. Bu durum, sebeplerin yaratıcısı olan Allah'ın takdirini geri plana atarak, olayların açıklamasını gök cisimlerinin etkisinde arama yanılgısına düşürür. Astroloji, bilimsel bir temelden ziyade mitolojik ve batıl kökenlere dayanır. Sürekli bu alana odaklanmak, kişinin zihnini gereksiz ve faydasız bilgilerle doldurur. Rasulullah Efendimiz faydasız ilimden Allah’a sığınmıştır. İnsanın vaktini, karakter inşası ve ahiret hazırlığı yerine bu tür boş şeylerle harcaması manevi bir kayıptır. İslam hukukunda ve inanç esaslarımızda gaybı bildiğini iddia edenlere veya bu iddiaya inananlara karşı sert uyarılar mevcuttur. Hadis-i şeriflerde falcılara ve kahinlere gidip onlardan bilgi alanların veya söylediklerine inananların ibadetlerinin kabul olmayacağı bildirilmiştir. Astroloji de bu kategoride, yani geleceğe veya kişilik özelliklerine dair gaipten haber verme iddiası taşıyan bir alan olarak değerlendirilir.
Alıntı
Offf off of…
"Doğumumuzdan önceki o sonsuz zaman boyunca yoktuk ve bu durum bizi hiç korkutmuyor, canımızı yakmıyor. Öyleyse ölümümüzden sonraki o sonsuz yokluk zamanı neden bizi korkutsun? Ölüm, doğanın bize 'Oyun bitti, artık dinlenme zamanı' deme şeklidir." Arthur Schopenhauer
Bu şarkı Eftalya dan sanaymis Duru Şarkı -durum leyla