Bugün bomboş bir adamın kendini övüşünü dinlerken kariyer, entelektüel birikim, sosyal zekâ... her şeye paket halinde sahip insanların kendini yetersiz gördüğü ve hâlâ bana uyum sağlamaya çalıştıkları aklıma geldi. Bu durum beni aşırı yorduğu için bunlarla görüşmüyorum bu arada. 😂🤣😂🤣 Neyse boş tenekelere bunlardaki geçmişi versen yere basmazlar ama hayatta hiçbir şey olmamış bu halleriyle bile herkesten üstüner. Bu hayatın dalga geçme şekli sanırım. 😂🤣😂🤣
Orhan Pamuk'tan Roman Öncesi Bir Yeni Kitap
Orhan Pamuk, zaman zaman böyle kitaplar yayımlamayı seviyor. Doğrusu ben de istikrarlı bir Pamuk okuru olarak, onun bu türden kitaplarını okumayı ve sonraları da zaman zaman karıştırmayı seviyorum. Veba Geceleri'nin üzerinden beş yıl geçti ve Pamuk bu süre içinde yeni bir roman yayımlamadı. Aslında makul bir süre ve onun genel tarzına da uygun bir durum. Ama sanırım bu son kitabının bir yerinde de hala yeni bir roman yayımlamadığı için endişeli olduğunu söylüyordu. Okularının beklentilerini bu kitapla karşılamak istemiş olmalı. Kitapta Pamuk'un farklı konulardaki yazıları yer alıyor. Farklı dönemlere ilişkin hatıraları, kitaplar ve yazarlar hakkında düşünceleri, resimler ve ressamlara dair yorumları ve bazı röportajları. Özellikle Masumiyet Müzesi hakkında epeyce yeni bilgi ve yorum içeriyor kitap. Meraklısına tavsiye ederim. Kelimeler ve Resimler
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Canlılar, çevrelerini kontrol altında tutmak ve güvende hissetmek isterler. Sonunun ne olacağını bilmediğimiz bir durum, karanlık bir oda ya da yabancı bir ses, zihinde "potansiyel bir tehdit" olarak kodlanır. Felsefi olarak da insanın en büyük korkusu bilinmeyendir; çünkü insan, sınırlarını ve neyle karşılaşacağını kestiremediği şeyi yönetemez.
Aşure Günü tek başına oruç tutmak, Hanefi ve Şafiî mezheplerine göre "tenzihen mekruh" (hoş karşılanmayan, fazileti noksanlaştıran bir durum) kabul edilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine’ye hicret ettiğinde, Yahudilerin Aşure Gününde (Musa aleyhisselamın ve İsrailoğullarının Firavun'dan kurtulduğu gün olduğu için) oruç tuttuklarını görmüş ve: "Biz Musa’ya sizden daha layığız." buyurarak oruç tutulmasını emretmiştir. (Buhârî, Savm, 69) Ancak daha sonra ibadetlerde ehl-i kitaba muhalefet etmek esası gereği, ömrünün son yılına doğru şöyle buyurmuştur: "Eğer gelecek yıla ulaşırsam, (muhalefet etmek için) dokuzuncu günü de oruçlu geçireceğim." (Müslim, Sıyâm, 134) Tercih Edilen Oruç Sünneti Fukaha, bu hadis-i şeriflerden yola çıkarak Aşure Günü orucunun en faziletli ve sünnete muvafık şekillerini şöyle sıralamıştır: En Faziletlisi: Muharrem'in 9 ve 10. günlerini (yani Aşure Günü ile bir gün öncesini) beraber tutmaktır. İkinci Seçenek: Muharrem'in 10 ve 11. günlerini (Aşure Günü ile bir gün sonrasını) beraber tutmaktır. Üç Günlük Tercih: İhtiyaten 9, 10 ve 11. günleri birlikte tutmak da müstehap kabul edilmiştir. Sadece Tek Gün Tutulursa Ne Olur? Eğer bir gün öncesini (9. günü) veya bir gün sonrasını (11. günü) eklemeden sadece 10 Muharrem günü oruç tutulursa: Tenzihen Mekruhtur: Yahudilere benzeme durumu oluştuğu için kerahet vardır; ancak bu kerahet harama yakın (tahrîmen) bir kerahet değildir. Oruç geçerlidir ve sevabı vardır, fakat sünnetin tam fazileti kaçırılmış olur. (Not: Perşembe günü aşura günüdür) 🍂
Din İslam
Psikolojide insanı en çok değiştiren şey, yaşadığı acılar değil; o acılardan sonra neyi normal sanmaya başladığıdır. Çünkü insan her şeye alışır. Sürekli kırılmaya alışır. Hep geçiştirilmeye alışır. Yalnız bırakılmaya, değersiz hissettirilmeye, çabalarının görülmemesine bile alışır… Ve bir süre sonra artık canı yanmamaya başlar. İşte en tehlikeli nokta tam da budur. Çünkü insan bazen iyileştiğini sanır. Oysa sadece hislerini susturmuştur. Psikolojide buna benzer bir durum vardır: Bir şeyi uzun süre yaşarsan, zihnin onu “normal” kabul etmeye başlar. Bu yüzden bazı insanlar sevgisiz büyüdüğü için ilgiyi garip bulur. Bazıları sürekli yargılandığı için kendisi olmaktan korkar. Bazıları da hep mücadele ettiği için huzur geldiğinde bile tedirgin olur. İnsan en çok da alıştığı şeylerin içinde kaybolur. Bu yüzden bilinçlenmek; sadece kendini tanımak değildir. Neye sessiz kaldığını fark etmektir. Seni neyin yorduğunu, neyin eksilttiğini, neyin içten içe tükettiğini görebilmektir. Çünkü bazı insanlar seni bir anda mahvetmez. Sadece seni yavaş yavaş kendinden uzaklaştırır. Ve insan bazen başkalarına verdiği anlayışı, sevgiyi, sabrı… Kendisine hiç vermediğini çok geç fark eder.
Y kuşağının içinde bulunduğu durum daha iyi anlatılmazdı
Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız.Bir amacımız ya da yerimiz yok.Ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı.Bizim savaşımız ruhani bir savaş,en büyük buhranımız hayatlarımız. Tyler Durden-(Fight Club)
Alıntı