İslam’a göre gaybı (geleceği, gizli olanı) sadece Allah bilir. Burçlar üzerinden karakter tahlili yapmak veya geleceğe dair çıkarımlarda bulunmak, Allah'ın dışında başka bir otoritenin veya sistemin kader üzerinde belirleyici olduğu inancına kapı aralar. Bu durum, tevhid inancıyla bağdaşmaz ve ciddi bir itikadi sapma olarak görülür. Bir kişinin davranışlarını, tercihlerini veya başına gelecekleri misal oğlak, kova veya balık burcu olmasıyla ilişkilendirmek, kişinin iradesini ve Allah’a olan tevekkülünü zayıflatır. İnsan, kendi hatalarını veya karakterindeki eksiklikleri burcuna bağladığında, kendini düzeltme ve sorumluluk alma bilincini kaybeder. İslam ise insanı kendi amellerinden ve iradesinden sorumlu tutar.
Kader, Allah’ın ilmi ve takdiridir. Burçlar ise gökyüzü hareketlerini birer sebep gibi sunarak olayların bu sebeplere bağlı gerçekleştiği algısını oluşturur. Bu durum, sebeplerin yaratıcısı olan Allah'ın takdirini geri plana atarak, olayların açıklamasını gök cisimlerinin etkisinde arama yanılgısına düşürür.
Astroloji, bilimsel bir temelden ziyade mitolojik ve batıl kökenlere dayanır. Sürekli bu alana odaklanmak, kişinin zihnini gereksiz ve faydasız bilgilerle doldurur. Rasulullah Efendimiz faydasız ilimden Allah’a sığınmıştır. İnsanın vaktini, karakter inşası ve ahiret hazırlığı yerine bu tür boş şeylerle harcaması manevi bir kayıptır. İslam hukukunda ve inanç esaslarımızda gaybı bildiğini iddia edenlere veya bu iddiaya inananlara karşı sert uyarılar mevcuttur. Hadis-i şeriflerde falcılara ve kahinlere gidip onlardan bilgi alanların veya söylediklerine inananların ibadetlerinin kabul olmayacağı bildirilmiştir. Astroloji de bu kategoride, yani geleceğe veya kişilik özelliklerine dair gaipten haber verme iddiası taşıyan bir alan olarak değerlendirilir.