TARİHSELCİLİĞİN TEMEL VARSAYIMLARI...
(...) Mustafa Öztürk, Sahabe uygulamalarından ve klâsik usûl geleneğinden hareketle, bazı Kur’ân hükümlerinin belli tarihî durumlarda askıya alınabildiğini veya fiilen uygulanmadığını da işaret eder. Onun açısından burada önemli olan, bu askıya almanın bütün zamanlar için geçerli olup olmaması değildir; asıl mesele, Kur’ân’daki sosyal ve hukukî hükümlerin her durum ve şartta lâfzî biçimiyle uygulanmak üzere vazedilmediğinin gösterilmesidir. Böylece inanç ve ahlâk daha kalıcı, daha âlemşümûl bir alan olarak görülürken; hukukî ve sosyal düzenlemeler tarihî şartlara bağlı, değişken ve yeniden yorumlanabilir bir alan olarak ele alınır. Dolayısıyla Öztürk, Kur’ân’ın nüzûl ortamını sadece anlamaya yardımcı bir arka plân olarak değil, hükümlerin mahiyetini, işlevini ve bugünkü geçerlilik tarzını tâyin eden ana unsur olarak kullanır. Nesh, Mekkî-Medenî ayrımı, esbâb-ı nüzul, re’y, içtihad, maslahat, örf ve şeriatın değişkenliği gibi kavramlar hep aynı yöne çalışır. Ona göre Kur’ân ahkâmı tarihî bir süreçte, tarihî muhataplara, tarihî problemler içinde gelmiştir; bu yüzden onun bugünkü anlamı da ancak bu tarihî şartların belirleyiciliği dikkate alınarak kurulabilir. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -II. Tarihselciliğin Temel Varsayımları-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
TARİHSELCİLERİN REY ve İÇTİHAD ANLAYIŞI...
(...) Mustafa Öztürk, Kur’ân’daki bazı hükümlerin, özellikle sosyal düzen ve hukuk alanına ilişkin olanların, her zaman ve her şartta lafzî biçimiyle uygulanmak üzere vazedilmediğini söyler. Ona göre sahabe pratiği, özellikle Hz. Ömer’e nispet edilen bazı uygulamalar, bir Kur’ân hükmünün belli tarihî şartlarda re’y ve içtihad yoluyla askıya alınabildiğini veya fiilen yürürlükten kaldırılabildiğini gösterir. Ona göre tarihselci perspektifin savunduğu şey, Kur’ân ahkâmının değersizliği veya iptali değil; bu ahkâmın tarihî şart, maslahat, sosyal fayda ve fiilî durum dikkate alınmadan mekanik biçimde uygulanamayacağıdır. Bir hükmün lafzı ile o hükmün gerçekleştirmek istediği maksat arasında uyumsuzluk ortaya çıktığında, sahabe ve sonraki ulema re’y ve içtihad yoluyla lâfzî uygulamayı askıya alabilmiştir. Mustafa Öztürk, Muaz b. Cebel rivâyetini bu argümana delil olarak kullanır. Rivayete göre Muaz, Yemen’de hüküm verirken önce Allah’ın kitabına, orada bulamazsa Sünnet’e, orada da bulamazsa kendi re’y ve içtihadına başvuracağını söyler. Ardından Hz. Ömer’in Kadı Şüreyh’e gönderdiği rivayet edilen mektubu da aynı bağlamda ortaya koyar. Bu mektupta hâkimin önce Kur’an’a, sonra Sünnet’e, sonra Müslümanların icmaına, bunlarda da hüküm bulamazsa kendi re’yine başvurması gerektiği belirtilir. Öztürk, bu rivayetin de klasik İslam düşüncesinde re’y ve içtihadın meşru ve gerekli görüldüğünü gösterdiğini savunur. Öztürk’ün nakline göre Cüveynî de sahabe, tâbiûn ve sonraki nesillerin re’y ile amel konusunda icma ettiklerini, hattâ onların fetva ve yargı kararlarının büyük kısmının âyet ve hadîslerin açık lâfızlarıyla doğrudan ilişkili olmayıp re’y ve istinbata dayandığını belirtmiştir. Öztürk bütün bu örneklerden hareketle şunu sorar: **Hz. Peygamber hayattayken ve vahiy henüz devam
İslam'da Tarihselcilik
Reklam
Mai ve Siyah
Okuduğum iki kitaptan (İnce Memed , Mai ve Siyah) 75 ve 70 aldım; okumayıp 80-90 alan arkadaşlarım da var. Tüm 1000Kitap halkından özür diliyorum, sizi doğru temsil edemedim. Sistemin açıkları barizdi ve bu durum benim aleyhime işledi :) 11. sınıf için Satranç ve İnce Memed'in aynı yıl okutulduğu tuhaf bir yıldı. Emeği geçen, notları büyük bir özenle okuyan okuldaki tüm öğrencilere aynı hassasiyetle yaklaşan tüm öğretmenlerime teşekkür ederim.
Teknolojinin ilerlemesiyle kendini yetersiz hisseden bazı kadınlar, yüz hatlarını, ten rengini ve vücut yapısını tamamen değiştiren dijital maske kullanmaya başladılar. Bu durum, organik olanı gizleyip yapay olanı yücelten modern bir düzenbazlık biçimidir.
Durum
Bazı durumları psikiyatr bile çözemez asla! Her acı şeyin çözümü ilaçla halledilmemektedir. İlaç çok kısa süreliğine zihinde bazı şeyleri unutturur ama etkisi geçince tekrar başa sarar.
Psikoloji
İnisiyatif
Günaydın. Güzel bir hafta olsun. “Olumluyu düşün, olumlu olsun” meselesini geçeli çok oldu. Durum, bir takım sayıların harekete geçirmeden ciddiye alınamayacağı kadar ciddi. Ama sayıların kimseye zararı yok. Rakamları severim. Yine de olumlunun kendisi olunması taraftarıyım. Hem de fanatik bir şekilde. Demek istediğimi anlayan kesimle, düşüncelerine yön veren kesim aynı. Son olarak insanlık için temennim; iyi ihtimallere sığınmak yerine, ihtimalleri iyileştiren tarafta kalabilmek ! (A.ka)
1000Kitap
Reklam
Reklam