9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 00:00
"Anladım ki bu dünyanın tek hakikati insanın yalnızlığıdır, ötesini anlamaya çalışanların kalbinde sadece yorgunluk kalır. " Tarık Tufan’ın Gece Açan Çiçekler’ini okuyup bitirdiğimde, kalbimde hem ağır bir hüzün hem de tarifi zor bir huzur kaldı. Bu kitap, sadece bir hikâye anlatmıyor; adeta ruhumuzun en karanlık odalarına kilitlediğimiz o sırları, söküp atmaya korktuğumuz kirli sargıları birer birer gün yüzüne çıkarıyor. Kitabı okurken, yazarın o çocuksu ama devasa inancıyla hayatı nasıl dönüştürdüğüne şahitlik ediyorsunuz. İşte bu sarsıcı yolculuktan bende kalanlar ve sizin de bu dünyada neden kendinizi kaybetmeniz gerektiğine dair notlarım: Kaderin İlk Sözü ve Son Kararı: Kitap boyunca peşimi bırakmayan en güçlü duygu, kaderle olan o amansız randevumuzdu. Şunu anladım ki; "İlk söz insanın hakkıysa da son sözü söylemek her zaman kadere düşermiş". Bizler adımlarımızı atıyoruz, çabalıyoruz ama yolu inşa eden her zaman kader oluyor. Yazar bize sabrı ve teslimiyeti hatırlatıyor; çünkü biliyoruz ki "yüksek arzular, beraberinde her zaman yüksek sınanmaları ve ağır bedelleri getirir" Bu teslimiyet, bir yenilgi değil; aksine hayatın o trajik şaşkınlığı içinde ayakta kalma çabası. İçimizdeki Putlar ve Toplumsal İkiyüzlülük: Okurken kendimi sık sık toplumsal bir aynanın karşısında buldum. İnsanların neden başkalarının masumiyetinden bu kadar korktuğunu, neden şehrin kötülerle dolu olduğu düşüncesiyle teselli bulduklarını sorguladım. Meğer bizler artık taştan heykellere tapmıyormuşuz; bizim putlarımız artık kendi nefsimiz, kibrimiz, itibarımız ve bitmek bilmeyen iştahımızmış. Hatta bazen aşk bile en kuvvetli putumuz haline gelebiliyormuş. Bu kitap, bizi bu görünmez putlarla yüzleşmeye zorluyor. Aşk: Hayatla Ölüm Arasındaki O Taşkın Nehir: Eserde aşk, alışık olduğumuz o
Roman
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:50
Bu kitapta anlatılan, dünyanın kaçınılmaz bir değişim dönüşüm sürecine girdiğini ve yeni çağa adapte olurken küresel geçmişimizi kültürümüzü atasal geleneklerimizi de içine alacak şekilde yeni çağa uyarlamamız gerektiğinin önemidir. Belki yenilere yer açabilmek için bazı öğretilerden vazgeçmeliyiz. Nitekim kitaptaki bu cümle aslında bunu çok güzel anlatıyor; Himalaya dağlarında uçan bir kelebek, Pasifik okyanusunda fırtına ya sebep olabilir. Bir tek benimle ne olur dememek lazım "yanlış yanlıştır herkes yapsa bile doğru doğrudur hiç kimse yapmasa bile" bu sözü seviyorum, tüketim çılgınlığı çevre kirliliği Z kuşağı şöyle böyle derken peki yeni nesil gençlerimiz dünyayı kimin gözünden görüyor onlar hiçbir şey bilmeden bu dünyaya geldiler kimin gözünden ilk dünyayı gördüler onlar da bir hata varsa dönüp kendimize bakmamız gerekmez mi kaldı ki kendini inşa etme yolunda kim mükemmeldi ya da şu anda kim mükemmel hangimiz kim gelişimini tamamladı daima öğrenmeye gelişmeye devam etmiyor muyuz? Ben oldum diyen meyve ağaçtan düşermiş.. Tamam ben oldum demek ne büyük bir ziyandır. Yeniçağa uyum sağlayıp adapte olurken, bu yeni çağ'ın getirilerini olabildiğince verimli kullanmak ve gençlere de olumsuz bir şekilde yüklenmemek gerektiğini düşünüyorum. Bir yerde okumuştum Sümer tabletlerinde bile ne olacak bu gençliğin hali yazıyormuş ben inanıyorum doğrudur yazıyordur vardır öyle bir şey, gençliğin hali hiçbir şey olmayacak evet bu hızlı dijitalleşen dünya beni de bazen ürkütüyor ancak onlar da bu bilinç seviyesi ile dünyaya geldiler bir yaradan var burada bizi aşan bir durum var onlar zaten buna daha doğmadan adapte oldular çünkü sistemin bize ne zaman ihtiyacı varsa ve bizim ruhumuzun tekamülü için de hangi çağ uygunsa o çağda o dönemde yaşarız. Rahmetli anneannemin kendi
Homo GlobusYücel Ataç · İskenderiye Yayınları · 20204 okunma
Reklam
Venedik Taciri
Puan vermedi·115 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 19:16
Kitapta şiirsel değişik bir dil var. Merhamet , adalet, aşk gibi duyguları sorguluyor. Bir Yahudi, Antonia’ya borç karşılığı Antonio’nun etinin yarım kilosunu keseceğine ilişkin sözleşme imzalatıyor ve bununla ilgili bir mahkeme var. Diğer tarafta da babası tarafından üç kutu tercihi ile evlenmeye mahkum edilen bir kız var. İki kurgu mahkemede birleşiyor. Kurgusal olarak ve olayların akışı açısından başarılı bir eser olmakla birlikte bugünden dilini incelerken insan biraz yapaymış gibi hissediyor. Alıntılar: “Eğer sevginin buraya gelmene yetmiyorsa, bu mektubu dikkate alma.“ ANTONIO : “Lütfen, Yahudi ile tartışmayı bırak. Kumsala gidip gelgit dalgalarına "Bugün fazla yükselme," desen daha iyi; "Kuzusunu yiyip niye anasını meletiyorsun," diye Kurda sorsan daha iyi.” “Meyvenin en zayıfı erken yere düşermiş.” “ Merhamet adaleti yumuşattığı zamanDünyasal güç tanrısal güce yaklaşır.” “Zorlama yoktur merhametin özünde.Cennetten yağan ferahlatıcı yağmur gibidir Süzülür gelir aşağıya, yeryüzüne. İki kez kutsanmıştır: Hem verene hem alana rahmettir. O kudretlerin üstünde en büyük kudrettir. Tahttaki kralı tacından daha çok yakışır.” “Kendi yetkinizle yorumlayın. Doğru bir şey yapmak için azıcık yanlış yapın.” Shylock Antonia’nın etinin kesilmesi için “Balık yemi olarak kullanılır hiç kimseye doyurmasa bile, intikamımı besler,” diyor. Kitaptaki boşluklar: 1. Yarım kilo et kesip de kan gelmemesi gerekliliği nedeniyle Antonia’nın affedilmesi çok saçma. Bu düğüm böyle çözümlemeliydi. Sonradan canı kasıt için Shylock’a ceza veriliyor. Baştan bu söylenmeliydi. 2. Oyunun sonunda, Antonio’nun gemilerinin aslında batmadığını bildiren mektup Portia’nın eline nasıl geçtiği tam olarak açıklanmaz. O dönemde perukların büyük bir kısmı ölen insanların saçlarından yapılmış. Bu
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Kitap yorumum
Puan vermedi·480 syf.··
2026 23. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 14:09
Bugün sizlere sürükleyici bir kitap olan Kıymetli Küçük Şeyleri anlatacağım. Kitabın konusu: Kitabın merkezinde Nina ve Vanessa vardır. Nina, hayatta kalabilmek için dolandırıcılık yapan, zeki bir kadındır. Tüm soyu dolandırıcıdır. Annesi onun farklı bir hayatı olsun diye çok çabalamış ama sürekli yer değiştirmek zorunda kaldıkları için Nina çok zeki olmasına rağmen güzel bir üniversite kazanamamıştır. Armut dibine düşermiş. Nina bu hayattan ne kadar kaçsa da sonunda bir dolandırıcı olmuştur. Vanessa ise bambaşka bir dünyaya aittir. Zengin ve dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen bir hayatın içindedir. Mükemmel imajının ardında derin yaralar taşımaktadır. Nina ile Vannesa'nın yolları ikisi de çok gençken bir kez kesişmistir. O dönemlerde Nina Vanessa'nın erkek kardeşi ile sevgilidir ama fakir kız zengin oğlan meselesinden dolayı bu duyulunca Nina ve ailesi o kasabadan resmen sürdürülür. Aradan tam 13 yıl geçer ve ilk aşkı Benny'den hiç haber almaz sadece bir akıl hastanesine yatırıldığını duyar. Bu 13 yıl içerisinde Nina çok değişmistir ergenlik kilolarını atmış, güzelleşmistir. Yeni sevgilisi ve iş ortağı Lanchlan ile birlikte bu aileyi dolandırıp paralarını almaya karar verirler ve kurban olarak Vanessa seçilir. İçlerine sızmak için 42 odalık malikanelerinde misafir olarak konaklarlar. Nina yıllar önce buraya defalarca girmiştir birçok yeri iyi bilir ama tabi yaşananlardan dolayı oraya girmek ona başlarda çok zor gelir yine de başarır. Nina, zamanla Vanessa ile yakınlaşır ve hayatının dışarıdan göründüğü gibi olmadığını fark eder. Vannesa onu tanımaz Nina zaten farklı bir kimlik ile oraya gitmiştir. Buradan sonra dolandırıcı kim yazar bize sorgulatır çünkü Vannessa'nın sosyal medyada mükemmeli oynaması da bir dolandırıcılıktır. ️Kitabın sonunu siz okurlara
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026156 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 9. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 00:17
Gecikmeli de olsa bitirdiğim ama aslında tek solukta bitirilebilecek bir kitap. İki kişinin ağzından dinliyoruz hikayeyi ve sonunda bu iki kişinin bağı şaşırttı doğrusu. Derviş ali ve Halide’nin aslında özünde hikayeleri farklı olsa da imkansızlıkları aynı. Hani diyor ya “ İlk söz insanın hakkıysa da son sözü söylemek kadere düşermiş. İnsan ilk adımı atmaya güç ettirse de yolu tayin eden kadermiş.” diye; iki tarafında kendilerince hayatları hakkında söz hakkı olsa da son sözün kaderde bittiğini açıkça görüyoruz. Derviş ali ve Handan’a üzülsem de Nihal daha çok üzdü beni sanırım. Sevdiğin birinin başkasıyla evlenmesine göz yumamazsın evet ama sevdiğin birinin en yakınından biri ile evlenmesi daha çok yakar canını. Tabii destekçin de yoksa özellikle aile gibi.. Bunun yanında anne babasından göremediği sevgi de eklenince çaresizlik kaçınılmaz son olmuş. Başka nedenlerden başımıza gelen olayların sonucunda psikolojik sorunlarımızı kendi çocuğumuza ödetmek/onlara yansıtmak kadar acizce bir şey olamaz diye düşünüyorum. Kitabı beğendim. Tavsiye ederim.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
Yüzleşme..
10/10
·312 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:00
İlk söz insanın hakkıysa da son sözü söylemek kadere düşermiş. İnsan ilk adımı atmaya güç yetirse de yolu tayin eden kadermiş, diyor yazarımız. Kitapta da dört kardeşin kendi hayatları üzerinde söylemek istedikleri sözleri ve kaderin onlar hakkında yazdığı son sözlerden bahsediyor. Kaderlerinin aslında yaşadıkları evin uğursuzluğundan kaynaklandığını düşünen kardeşlerin aslında geçmişlerini anlatılan gibi olmadığını fark edip birbiriyle yüzleşmesini ele alıyor. Sözler söylenince mi daha çok can yakar yoksa söylenmeyince mi can yakar bunun iliklerime kadar hissettiğim bir yüzleşme oldu. Teşekkürler Tarık Tufan edebiyatımıza ve bize böyle güzel eserler kazandırdığın için..
Alıntı
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
Reklam
Reklam