Yaşa bu ömrü,bakma zamana,
Yaşamak kalır yalnız insana.
Hayat denilen şey duyguya bağlı,
O ne söylüyorsa her zaman haklı.
Kafanı karıştırır dıştaki sesler,
"Bizi,bizi dinle" haykırır sözler.
Çok olur seni yoldan ayıran,
Seni senden çalar söylenen yalan.
Bir an sessiz kalıp susunca dünya,
Uyanıp anlarsın,son bulur rüya.
Hep içte taşırsın aranan yeri,
İnsan kendinde bulur gerçek değeri.
Ne kadar değişse dıştaki yüzler,
İçte kalan his gerçeği süzer.
Ömür dediğin şey geçip giderken,
Yorulup,boyun eğme dünyaya erken.
Ne kadar çoğalsa insanın sözü,
Değişmez içinde saklı o özü.
Zaman silerken bütün izleri,
İç taşır her zaman gerçek değeri.
İçe döndükçe azalır yükler,
Bir bir çözülür düğümlü sözler.
Ne varsa toplumda,kalabalıkta,
Bir gölge gibi kalır uzakta.
"Bundan yirmi yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için pişman olacaksın. Öyleyse halatları çöz, güvenli limandan uzaklara yelken aç rüzgarı yakala. Araştır, düşle, keşfet. Şartların mükemmel olmasını beklersen, asla yola çıkamazsın." Mark Twain
💼Bütün dünyanın “uygarlık krizi” yaşadığı bir dönemde, insanlık “yeni bir yol” arayışıyla karşı karşıyadır. Sezai Karakoç’a göre bu yeni yolun mimarı “diriliş insanı” ve ondan peyda olacak nesil “diriliş nesli”, o eşsiz neslin kuracağı toplum “diriliş toplumu” ve ortaya koyacağı uygarlık da “diriliş uygarlığı” olacaktır.Türkiye’de İslami oluşum, yapılanma ve hareketlerin fikir cephesi daha çok edebiyat üzerinden yürümüştür. Değişik mecralarda yayımlanan yazılar, yazılan şiirler, basılan kitaplar, çıkan dergi ve gazeteler bir tohumlama vazifesi görmüş ve yeni kuşakların filizlenmemesine katkı sağlamıştır. Daha çok da çıkarılan dergiler bir dönem “Ocak” vazifesi görmüştür. Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’su, Nurettin Topçu’nun Hareket’i, Sezai Karakoç’un Diriliş’i, Nuri Pakdil’in Edebiyat’ı bu dergilerin bir kısmıdır.Öyle ki bazı oluşum ve hareketler bu isim ve dergilerle anılır olmuşlardır. Bu çerçevede zaman zaman yurdun değişik yerlerinde verilen konferans ve buluşmalar ise gençlerin bilinçlenmesine katkı sağlamıştır.1970-1980’li yıllarda bu isim ve dergiler çevresinde kartopu gibi gelişip boy atan akımlar, oluşumlar, hareketler ve yer yer siyasi yapılanmalar 2000’li yıllara gelindiğinde artık toplumun, devletin beslenme damarları haline gelmişlerdir.
__Geriye dönüp baktığımızda ise bu edebi ve fikri yayınların-oluşumların ekseriyetle kendi döneminin koşullarına göre bir gelişim gösterdiklerini görürüz. Bu nedenle söz konusu şahıs, yayın ve fikirleri değerlendirirken kendi dönemlerinin iklimini göz ardı etmemek gerekir. Bu tür yazar, şair, edebiyatçı ve fikir insanlarının ortak yönü; edebiyat, şiir ve sanatlarını yaşadıkları dönemin ihtiyaçlarına göre kullanmış olmalarıdır. Yine bu şahsiyetlerin hepsinde bir dert, dava bilinci vardır ve insanlık adına