Pedro Paramo’yu nasıl anlayamadım ama haha
Puan vermedi·135 syf.·
2026 12. kitabı
Müthiş bi okuma deneyimi yaşadım, normalde pek paylaşım yapmıyorum ama bunu anlatmam lazım. Şimdi kitaba başladım, akıcı da bi kitap okutuyor yani bi baktım %40’a filan gelmişim ama hiçbir şey anlamamışım. Herhalde kafam çok dolu diye düşündüm, bıraktım, sonra başka sefer yine denedim derken 4 kere baştan başladım kitaba. Bi yerde anlamiyorum ben aptal mı oldum diye kendimden şüpheye düştüm sjsjsj Düşle gerçek o kadar iç içe geçmiş ki ayırt edemiyorum, yok olmuyor, canlı sandıklarım ölü çıkıyor tamam buna alıştım derken olaylar kronolojik sırayla gitmediği için beynim yanıyor, karakter nereye gitti, bu yeni insanlar kim, ne oluyor imdat şeklinde okudum bitirdim. Sonra zekamdan şüphelenip eksi sözlüğe gidip insanlar anlamış mı diye baktım haha Neyse bu şekilde hisseden tek ben değilmişim, hâlâ akıllı bir birey kabul edilebilirim bence. Güzel alıntılar vardı, okuyun diyemem ama okumayın da diyemem; değişik bir tecrübeydi. Marquez’in bu kitaptan çok etkilenip hatta ezberleyip (ne anladın abicim ne ahahah) Yüzyıllık Yalnizlik’taki Macondo kasabasını yazdığını iddia ediyorlar, eğer öyleyse kitap varoluş amacını tamamlamış derim ya zira Y.Y’yi de Marquez’i de çok severim. Ee bu kitabı çok övenler var, Ispanyolca’nin Don Quijote’den sonra en iyi eseri diye, ben de bu sebepli okumuştum ama bence ezbere cümle kuruyor çoğu. Yazarın başka kitabı olmadığı için de minnettarım.
Edebiyat
Pedro ParamoJuan Rulfo · De Yayınevi · 19702,267 okunma
9/10
·256 syf.··
2017 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2017 00:00
Fantastik bir köy romanı: Gölgesizler. Düşle gerçeğin arasında, hiç olmamakla olmak arasında, gitmekle her zaman orada olmak arasında kurgulanmış; rahat anlatımı ve sadeliğinde taşıdığı şıklıkla yazarının dile ne kadar hâkim olduğunun altını çiziyor roman. Müellifinin önünde reverans yapıyor. Gölgesizler’i okurken tuhaf duygulara kapıldım. Böyle ürperir ya insan. O kayboluşlar... O gerilim... O sürpriz... Merakı daima diri tutan tasvir becerisi. Gerçekten ürperdim. Böyle sakin bir anlatımla bir yazar nasıl verir ürperme duygusunu böylesine becerikli bir şekilde? Tek bir kahramana kilitlenip kalmadan, sanki bütün roman kişilerinin ağzından seslenen bir anlatım... Kentin ve köyün iç içe girdiği; olayları ve kişileriyle birbiri içinde yaşadığı, roman kişilerinin birbirlerinin rollerini devam ettirdiği hadiseler kitabıdır Gölgesizler. Tavsiye edilecek ender Türk romanlarından. Kadim okuyucuları ve hatta yeniyetme okur parçalarını sarsacak güçte... Hasan Ali Toptaş
Edebiyat & Roman
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Reklam
“O”
8/10
·256 syf.·
2026 18. kitabı
Hakkâri’de Bir Mevsim benim için yalnızca bir sürgün hikâyesi değil, düşle gerçeğin birbirine karıştığı sisli bir yalnızlık anlatısı oldu. Roman boyunca insan, öğretmenin zihniyle birlikte yavaş yavaş gerçeklikten uzaklaşıyor; karla örtülü dağlar, bitmeyen sessizlik ve yoksunluk duygusu metnin içine siniyor. Öğretmenin köylülerle aynı dili konuşamaması, aslında romanın en insani tarafını ortaya çıkarıyor. Çünkü kelimeler eksik kalsa da acı, korku ve yalnızlık herkeste aynı yankıyı buluyor. Cüzzamın bölgede bıraktığı yıkım ise yalnızca bireysel değil, toplumsal bir trajedi olarak işlenmiş. Devletin neredeyse hiç uğramadığı bu coğrafyada insanlar hastalıkla, yoksullukla ve ölümle baş başa bırakılmış. Ferit Edgü’nün kısa ve keskin cümleleri romanın soğuk atmosferini daha da derinleştiriyor. Sürgünlük, yalnızlık ve iletişimsizlik zamanla insanın ruhunu kemiren bir karanlığa dönüşüyor. Kitap bittiğinde geriye, kar altında unutulmuş insanların sessizliği ve insanın anlaşılma ihtiyacına dair derin bir hüzün kalıyor. Hakkari’de Bir Mevsim
Hakkari’de Bir MevsimFerit Edgü · Everest Yayınları · 202313,9bin okunma
Her Şey Bir Düşle Başlar
Puan vermedi·147 syf.·
2026 15. kitabı
Beyaz Zambaklar Ülkesi Benden Selam Söyle Anadoluya Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı gibi kitapları okurken içimde ne hissettiysem, bu eserde de aynı yoğunluğu hissettim. Çünkü bu kitap bizim memleketimizin hikayesi… Bizim insanımızın, bizim yokluklarımızın, bizim inadımızın ve mücadelemizin hikayesi. Okurken bazen gülümsüyorsunuz, bazen gözleriniz doluyor. Ama en çok da şunu hissediyorsunuz: Bir insan gerçekten isterse, bulunduğu yeri değiştirebilir. Mustafa Güzelgöz tam olarak bunu yapmış biri. Kitap taşımamış sadece; umut taşımış, ışık taşımış, insanlara başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermiş. Bazı insanlar vardır, gittikleri yere huzur götürür; bazıları ise orayı baştan sona değiştirir. Rahmetli Mustafa Güzelgöz de gittiği yere aydınlık götüren, kurak toprağa çiçek diken insanlardan biriymiş. Böyle insanların hikayeleri unutulmamalı, anlatılmalı, okunmalı. Rahmet ve minnetle… Sağlıcakla kalın.
Roman-Edebiyat
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
7/10
·116 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 00:49
Ben daha önce bu kadar kısa bu kadar faydalı bu kadar günümüzden bir kitap daha okumadım. Muhakkak vardır bana denk gelmemiştir. Ama başucu kitabı olması gereken bir kitap.. günlük kullandığımız onca kelimenin -adalet ,hadi , nasip,yuva ,düşle ,illa ,mutluluk,dünya, silkelen,gündoğumu.....- liste böyle uzayıp gidiyor. Gelişi güzel yerinde olsun diye kullandığımız bunca kelimenin ;ağırlığı ,anlam önceliğini ve altında yatan gerçek niyetini ancak bu kadar güzel anlatılırdı.
Ev Yapımı Sihirli DeğnekŞermin Yaşar · Elma Yayınevi · 20193,115 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2026 22. kitabı
Denis Johnson - Tren Düşleri Bir roman değil de uzun bir rüyada gibi hissettirdi. Sessiz, sade ama insanın içine çöken bir metin bu. Büyük cümleler kurmuyor; ama küçük anların arasına koskoca bir hayat sığdırıyor. Kitap, Amerika’nın batısında yaşayan Robert Grainier’in hayatını merkezine alıyor. Tren yollarında çalışan, ormanlarda kaybolan, yangınlara, yalnızlığa ve zamana tanıklık eden bir adamın hikayesi bu. Johnson, Grainier’in hayatını doğrusal bir anlatıyla değil; hatıralar, kırık sahneler ve düşle gerçek arasındaki ince çizgide ilerleyen anlarla kuruyor. Trenler, yangınlar, kaybolan insanlar ve doğa… Hepsi birer dekor değil; karakterin ruhunu şekillendiren unsurlar. Medeniyet ilerledikçe bir şeylerin eksildiğini, insanın doğayla ve kendisiyle olan bağının yavaş yavaş koptuğunu hissettiren bir kitap. Grainier çok konuşmuyor, hatta neredeyse hiç iç dökmüyor; ama onun sessizliği, birçok romandaki uzun cümlelerden daha gürültülü. Bazı hayatlar gerçekten yaşanır ama kimse fark etmez. Ne büyük bir trajedi ne de büyük bir zafer vardır; sadece zamanın içinden geçip giden bir insan. Tren Düşleri tam olarak bunu anlatıyor. Abartısız, yalın ve insanı uzun süre yalnız bırakmayan bir ağırlıkla. Kısa ama etkisi uzun süren, bitince sessizce kapağını kapatıp bir süre hiçbir şey yapmadan oturmak isteyeceğiniz bir kitap. “Ağaçlar ancak ve ancak onlara bulaşmazsa insana dostça davranırlardı.”
Tren DüşleriDenis Johnson · Holden Kitap · 2025265 okunma
Reklam
Reklam