Bir âh ile çöktü gönlüme bâr-ı nedâmet,
Sustum, konuşur şimdi içimdeki felâket.
Zannımca vefâ bendeydi, meğer hep vehim imiş,
Bir ben kalmışım aynada, bir de bu hüsran-ı hakîkat.
Kıymet bilmez elde harcadım inci misâli,
Sonra aradım taşrada kaybolan o emânet.
Ne dilde heves kaldı ne gözde eski seherler, Her hâtıra bir yara, her tebessüm bir işâret.
Ey geçen zaman, al götür benden bu gururu, Bir pişmanlık kâfidir kul olmaya nihâyet.