“Deri-ben ruhsal aygıtın bir ara yapısıdır: Zaman dizinsel olarak anne ile yeni doğan arasında, yapısal olarak ilkel bütünleştirici örgütlenmede ruhsallıkların karşılıklı içerilmesi ile ikinci Freudcu topografiye denk düşen ruhsal düzeylerin farklılaşması arasında bir yapı.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Modernite öncesi egemenlik toplumunun bir kan toplumu olarak sona erişi, şiddeti topolojik bir dönüşüme maruz bırakır. Şiddet artık politik ve toplumsal iletişimin bir parçası değildir. İletişimin satır aralarına, derinin altına çekilir, kılcal damarlara, ruhun iç mekanlarına sinmeye başlar. Görünürden görünmeze, apaçıktan mahreme, fizikten psişiğe, askeri olandan medyatik olana ve cephesel karşılaşmadan viral bulaşmaya kayar. Etkisini artık
konfrontasyon değil kontaminasyonla, yani yüz yüze gelerek değil zehirleyici bir şiddetle, açıktan saldırarak değil bulaşarak, enfeksiyonla göstermeye başlar.”
“İktidar teknikleri de şiddetin içselleştirilmesinden yararlanır. Tebaanın dış otoriteyi içselleştirmesini ve kendinin bir parçası haline getirmesini sağlar. İktidar bu şekilde çok daha zahmetsizce uygulanır. Simgesel şiddet de alışkanlığın otomatizminden yararlanan bir şiddettir. Kendini olağanlıklar silsilesine yazdırır, alışkanlık haline gelmiş algı ve davranış biçimlerine saklanır. Şiddet aynı zamanda doğallaşır. Halihazırdaki iktidar ilişkilerinin herhangi bir fiziksel, kaba kuvvete ihtiyaç duyulmadan süregitmesini sağlar. Disiplinci yöntemler de zorun içselleştirilmesinden faydalanır.
İnce, mahrem dokunuşlarla öznenin sinir uçlarına ve kas
liflerine kadar girer ve onu ortopedik ve nöropedik zorunluluklarla ve emirlerle alt eder. Modemite öncesinin kelle götüren şiddeti, masif dekapitasyon, yerini modem toplumda ardışık ve deri altına kadar nüfuz etmiş bir deformasyon 'a bırakmıştır.”
“Bahçemizi işlemeliyiz, diyor Voltaire ama acaba kendi elleriyle tek bir salatalık bile ekmiş midir? Bahçesinde iki deneyimli bahçıvanın rehberliğinde en az iki düzine
işçi ve hizmetkann çalıştığını biliyoruz. Onun bu metaforu onların, tüm gerçek bahçıvanların sayesinde mümkün oldu. Bizim güzel cümlelerimiz onların (çökmüş) omuzlarının üstünde yükseliyor.”