Duygu Tarakçı

Duygu Tarakçı
@duygutarakc
Ben Duygu, bir yandan iş hayatına alışmaya çalışan bir yandan da hayatının diğer alanlarında denge kurmaya çalışırken okuduklarımı ve fikirlerimi paylaşmak için buradayım!
Avukat
Hukuk fakültesi
Denizli
Antalya
26 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Mutluluk anlık zevkler değildir. Mutluluk en yüksek potansiyelimize doğru ilerlerkenki yoldur. Hayatın içerisindeki mutsuz anlarda da mutluluğı görebilmektir ve bunu avantajımıza çevirmektir.
Reklam
Mutluluk Üzerine
Kim daha mutludur, nerede mutludur insan? Mutlu olmak için hayatın her alanında mutlu olmak zorunda mıdır insan, her şeyin mükemmel olması mümkün müdür, mümkünse bu mudur mutluluğun şartı? Belki de biliyoruz bu soruların cevabını. Hayatımızın her alanının sorunsuz devam etmesi mümkün değildir , elbet rüzgar beklemediğimiz yönden eser savruluruz, bazen de beklemediğimiz anlarda güneş açacak, ısınacağız. Yol bu hayat bu. Bazen düz bazen engebeli. Söylerken kolay geliyor bana, yaşarken çok zor. Biliyorum. Hayat engebeli yollar aşamasındayken hele ki bir de olaylar üst üste geliyorsa zihin insana artık çok yorulduğunu haykırıyor tabiri caizse. Olmadık anlarda gözlerden dökülen patır patır yaşlar, yorgun bir ruhla akıp giden günler... Çok klişe ancak biz yorgunuz diye hayat durmuyor değil mi? Tıpkı söylediğim gibi yorgun bir ruhla da olsa aktı günler ve işte tam da bu akıştır o yorgun ruhu iyileştiren. Günlük hayatın koşuşturmasında yapılacak işler, gidilecek yerler derken bir bakıyorsun yüzünde bir tebessüm. Mutluluk böyle geliyor çoğu zaman, üzüntünün aksine gümbürdeyerek değil de gıdım gıdım. Geliyor demek de ne kadar doğru onu da bilemiyorum. Mutluluk dışarıdan mı gelir yoksa tamamen içsel bir şekilde bakış açılarımızla biz mi yaratırız onu? Sanırım ben kendimi mutluluğun içsel olduğunu düşünen gruba dahil ederim. Mutluluğun dışsal olduğu fikri beni oldukça çaresiz hissettirir çünkü ne de olsa çevremizde olup biten tüm olayları neredeyse, kontrol edemiyoruz. Bu kadar elzem bir hissi kontrolümüz altında olmayan şeylere bağlamak kendimize yapacağımız en büyük kötülük değil midir? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
“Korku katilidir aklın”
Herkese merhabalar! Bu kitap 13-14 yaşlarındayken okuyup kitaplığımda yer eden kitaplardan biridir. O yaşlardaki Duygu'nun bu kitabı çok sevdiğini ve anlamlı bulduğunu hatırlıyordum. Kendi hayatım da bambaşka yollara evrilirken tekrar okumak istedim. Baş karakterimiz Emma babasını kaybetmiş, annesinin alkol problemlerinden dolayı amcası George ve yengesi Carol ile birlikte yaşamak zorunda gelen genç bir kızdır. Yengesi tarafından hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz bırakıldığı halde yengesinin küçük kuzenlerine iyi ve sevecen bir anne olduğunu düşündüğünden bu yaşananları kimseyle paylaşmadan 18 yaşında üniversiteye gittiğinde tüm olanlardan kurtulacağını ümit eder. Kitap bu noktada bizlere şunu sorgulatıyor; Kimileri için korkunç bir insan olan biri bir başkası için ne kadar iyi olabilir? Emma hayatında tutunacak dal olarak yalnızca arkadaşı Sara'yı görürken hayatına Evan dahil oluyor. Tüm zorluklarda yanında olan bu iki karakterimize rağmen Emma'nın yaşadıklarını sindirmeye kendini zorlaması bir noktada anlamsız da gelmiyor değil. Ancak bu hayatta kendisine derslerinde başarılı olmayı, birden fazla alanda aktif olarak yer almayı başarabilmiş ve asla kendi hayatı için çabalamaktan vazgeçmemiş. Emma ne kadar sabretmeyi dilese de hayatındaki olaylar son bulmuyor, spoiler olmaması adına ikinci kitaba bizi sürükleyen olayı belirtmiyorum. Seri üç kitaptan oluşuyor. İlk kitap benim için tek bir cümle olsaydı; ''Kendi hayatının değerini bilen ve kendi hayatı için çabalayan tüm kadınların direnme gücü olsun!'' olurdu. Umarım Emma'yı diğer kitaplarda kendinin değerini bilen ve daha güçlü bir karakter olarak okuruz.
Güçlü Olmak
Hayat bir müzik, plağın kırık yerinde takılı kalırsan ritmi kaçırırsın
Reklam