Napoli Romanları olarak bilinen 4 ciltlik bir serinin ikinci kitabı Yeni Soyadının Hikayesi. İlk kitap olan Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım kitabında ana karakterlerimiz olan Lenu ve Lila'nın 16 yaşına kadar olan hayatlarını okurken, ikinci kitabımızın başında Lila mahallenin şarkütericisi olan Stefano ile evleniyor, Lenu ise eğitim hayatına devam ediyor.
Kitap Lenu'nun bakış açısından, onun gözlemleri ile kızların hayatlarında yaşadıkları olayları bizlere aktarıyor. Kitapta olağanüstü olayların yer almadığını, aksine son derece gündelik hayat akışını içeren bir olay örgüsü barındırdığını söylemek yanlış olmayacaktır. Tasarladığı ayakkabıları düğününde Solara kardeşlerde gören Lila'nın -Lenu açısından büyülü görünen aşkı- bir anda yok olur. Evliliğinin ilk akşamından başlayarak şiddet görmeye başlayan Lila ile yazarımız toplumda var olan bir konuyu da dile getirmiş diyebiliriz. Lenu başlangıçta Lila'nın küçükken çok cesur bir kız olduğunu, herkese kafa tutma cürretini kendine görürken nasıl olur da bu şiddete sessiz kalabildiğini anlamlandıramamıştı. Ancak daha sonra kendi evlerinde de annelerinin babaları tarafından dövüldüğünü gördüklerini, kadınların eşleri, babaları, ağabeyleri gibi yakınlarında olan kişiler tarafından şiddete maruz bırakılmasının son derece olağan kabul edilen bir durum olduğunu, en cesur kadınların bile içsel olarak bu gerçeği kabullendiklerini fark ediyor.
Kitaptaki vurucu olay ise Lila, Lenu, Pinuccia'nın yaz tatiline gitmesi sırasında meydana gelen olaylar silsilesi sonucunda ortaya çıkıyor aslında. Spoiler olmaması adına olayı aktarmaktan kaçınıyorum. Ancak tüm yaşananlar neticesinde Lila kendine ayrı bir hayat kurma cesaretini gösterebilmiş, Stefano'yu terk etmişti. Bu durum zihnimde birçok düşünceyi aynı anda oluşturdu; kendisi için