İçinde düzen olmayan dışına disiplin giyindirir.
İnsan ve Duygular
Bir düzenin yıkımı, dışarıdan gelen bir darbeyle değil, içeriden çürümüşlüğü reddeden bir müdahale ile başlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Geçiciliğin Kesinliği
“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal ile evlat çoğaltma yarışından ibarettir.” — Hadîd / 20 Bu ifade, insan düşüncesinin vardığı en uç noktaların bile ötesinde duran yalın bir gerçeği işaret eder: görünür olanın mutlaklığı değil, geçiciliği. Bazen tüm ideolojiler, tüm fikir sistemleri ve insanın kurduğu bütün anlam haritaları aynı noktada çözülür. Geride kalan şey, yalnızca değişimin kendisidir. Bu dünya; sabitlik iddiası taşıyan her düşünceyi sessizce tüketen, sürekli hareket hâlinde bir sahne gibidir. Belki de bu yüzden, en güçlü hakikat iddiası bile sonunda aynı yere çıkar: insanın merkezde olmadığı, her şeyin akış içinde bulunduğu bir düzen. Ve geriye şu soru kalır: Bu akışın içinde, neyi gerçekten “kalıcı” sanıyoruz?
Anlam, tek başına kullanıldığında son derece anlaşılabilir bir kavram. Kalem dediğimde bunu şu an okuyan herkesin temelde aynı şeyi düşünmesini sağlayan şey anlamdır. "Kalemin anlamı ne?" diye bir soru duyarsanız bu muhtemelen kalem olarak yazılan kelimenin anlamı ne demektir. Ama anlam, "hayatın anlamı" tamlamasında kullanıldığında dünyanın en anlaşılmaz kavramına dönüşüyor. Ne demek hayatın anlamı ne? Hayat'ın ifade ettiği nedir mi demek istiyor desem bu da apayrı anlaşılmaz bir soru. Hayat'ın değeri nedir mi diyorsun o zaman direkt öyle söyle. Anlam, değer kelimesini karşılamıyor. Ben çözdüm, olay ne biliyor musunuz; hayatın başı belli değil, her şey nasıl başladı bilmiyoruz; sonu belli değil, ölümden sonra ne var bilmiyoruz. İşin özü başı belli değil sonu belli değil ha bu nedir tamam yaşıyoruz bir şekilde, bizden evvel doğanlar bir düzen kurmuş ona göre hareket ediyoruz ama bu zaten bize çocukluktan dikte edilen ve açıkçası başka seçenek de olmayan bir durum olduğu için kendi kontrolümüz dışında şekillenen hayatımızı yaşarken bir yandan da içten içe sorduğumuz; burası neresi, ben kimim, ben neyim, bana ne olacak, ölene kadar mı kendi kontrolüm olmayan bir hayatı yaşayacağım, ölüm ne, ölümden sonra ne var, neden bu kadar çok acı var bu dünyada, ne kadar güzel şeyler var, bütün bu güzellikler nasıl var olmuş, neden neden neden şeklindeki büyüklü küçüklü bütün soruların sanki vakum etkisiyle sıkıştırılıp tek bir soru haline getirildiği o sorudur; "hayatın anlamı ne?" bu yüzden verilen hiçbir cevap yetmez çünkü bu tek soru görünümlü şeytan bütün bilmediklerimizin toplamıdır. Ve işin kötü tarafı bilmediklerimizi bildiğimiz zaman boşluğu yeni bilmediklerimiz doldurur.
Düşünce
Kısa çöp uzundan hakkın alacak!
Nesini söyleyim canım efendim? Gayri düzen tutmaz telimiz bizim Arzuhâl eylesem yâr yâr deftere sığmaz Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim Benim bu gidişe aklım ermiyor Fukara hâlini kimse sormuyor Padişah sikkesi yâr yâr selam vermiyor Kefensiz kalacak ölümüz bizim Serdari hâlımız böyle n'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak Mamurlar yıkılıp yâr yâr viran olacak Akıbet alınır öcümüz bizim
Kerbela
"Var olan düzeni kabullenip, onunla mutlu yaşayan herkes birer sosyal böcektir." Albert Caraco