“oynamak istemiyordum, ama oynamak zorunda hissettim kendimi. iyi biri olmak, benden daha kötü birine yardım etmek… mezarlığa gide gele kazanılan meleksi ve mermersi bir iyilik… fillerden önce çıkarılan atlar. piyon fedaları. kabul edilmeyen vezir gambiti. hayat devam eder. bazı çiçekler susuzluğa ve unutulmaya dayanır. hayat her zaman devam eder, bunu herkes bilir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"biz erkekler uzun süren şeylere dayanamıyoruz, bunun için satranç oynuyoruz, diye düşündüm. evet saatler sürdüğü olur bir satranç maçının ama yine de ölümden, terk edilişten daha kısa sürer, hele bir de rakibin tuzaklarına bilerek düşerseniz.."
Kitabın talihsizliği sanırım yazarın okuduğum ilk kitabının "bizim büyük çaresizliğimiz" olmasindan kaynaklanıyor. Haliyle okuduğum bu ikinci kitabında da beklentiyi yukarıya çektim sanırım. Beklediğim gibi değildi.
Kitap öykü ve roman arasında yani gri bölgede. Intihar eden Başak karakterinin hayatindan kesitler, flashbackler okuyoruz, ya da anlarına tanıklık ediyoruz. Birçok yan karakter var. Kesinlikle kötü bir kitap olmamakla birlikte havada kalan pek cok seyin oldugunu söyleyebilirim.
…ama gerçek daima biraz hüzünlüdür. Gerçeği ararken bir yandan da bulduğumuz anda değiştirmeyi düşleriz. Çünkü aynı zamanda gerçek daima biraz utanç vericidir. Utanç bizi ikiye böler. İkiye bölünmenin en dayanılmaz yanı, iki parçanın da hala canlı olmasıdır. İnsan herhalde bu yüzden kendini öldürmeye kalkışır. İkisinden biri gitsin, der.