Gertrude için en mantıklı çözüm buydu. Yıllar önce 1907’de şöyle yazmıştı:” Doğu çok yaşlı bir çocuk gibi.” Aile kurumuna duyduğu derin saygı ve güçlü sorumluluk duygusu, onu çocuğunu başıboş bırakmaktan alıkoyuyordu. Tam tersine onun çocuğu saf dünyaya getirmekle kalmayacak, çok iyi bakılıp beslenecek, eğitilecek ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenecekti. Evlenip bir çocuk doğurma şansını kaçırmış olabilirdi ama Irak’ı o döllemiş, doğmasını o sağlamıştı. Bu çocuğu en iyi İngiliz yöntemleriyle büyütecekti.
Onun gayretleri kimine göre verici, cömert bir dostun çabalarıydı, kimileri için de Britanya emperyalizminin kötücül işaretleri ya da -daha da kötüsü-tahtın arkasından ipleri oynatan, dişi bir kuklacısının marifetleri. Ama güdüleri ne olursa olsun, hem İngiliz hem de Araplar ona “ Irak’ın taçsız kraliçesi” diyorlardı.