Tam bir şeyi atlattım sanırken, nereden geliyorsa geliyor, ince bir kol gelip seni yakalıyor. Zamanı aşıp gelmiş bir acılar yumağı önünde açılıyor: Bunun sonu yok, Denizci. Bizler yürüyen mayınlarız.
Zaman yırtılıyor. Çocukluğun puslu toprakları nerede? Ya o karanlık uzaydaki eliptik güneşler nerede? Boşluğa düşmüş yol nerede? Mevsimler anlamlarını yitirdi. Yarın? Dün? Bu sözcükle-
rin anlamı ne? Yalnızca şimdiki zaman var. Bir bakıyorsunuz kar yağıyor. Bir bakıyorsunuz yağmur. Güneş açıyor, rüzgar esiyor.
Tüm bunlar şimdide. Bunlar olmadı, olmayacak şimdi var. Hep
var. Hepsi birden var. Çünkü olaylar bende yaşıyor, zamanda değil. Ve bendeki her şey şimdiki zamanda.