Bugün bir öğretmen öğrenciden şapkasını çıkarmasını isterse annesinden bir e-posta gelir ; çocuğun aslında şapkasıyla kendini daha rahat hissettiğini açıklayan bir e-posta .
Sayfa 49·Kitabı okudu
Ekber'in bu serüveninden yine şöyle bir sonuç da çıkmaktadır. Modern zamanların yöneticileri, politik rejim güdücüleri de şunu iyi bilmelidirler: Hak Din'e rağmen, insanları yapay/beşerî bir dine zorlamak, onları belli bir kalıba sokmak, belli akidelerle motive etmeye çalışmak, saçma ve boşa gidecek bir çabadır. Yine devletin: "Dindar olabilirsin, ama ancak şu şekilde ve şuraya kadar!" türünden kısıtlamalarla inancı ve dinî hayatı sınırlamak gibi girişimleri batıl bir davadır ve sonuca ulaşmayacak boş bir çabadır. Belli sürelerde, muvaffak olunuyor gibi gözükse de, neticede başarı yine hakkın olacaktır. Nitekim Ekber'den sonra iktidara geçen oğlu Selim, eski düzeni ve yönetimi kısmen de olsa değiştirmiş ve bir "dine dönüş" süreci başlatmıştır. Daha sonra gelen yöneticiler de, dine daha çok sahip çıkmış, zamanın âlimi ve dinî önderi İmam-ı Rabbanî çizgisinde bir devlet siyaseti gütmüşlerdir.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biz Türkler Şark meselesi deyince, daha ziyade Osmanlı imparatorluğu'nun zayıflamasıyla beraber ortaya çıkan meseleleri, ıslahat, yahut taksim davalarını anlarız. Bu davaların mihveri Yakın Doğu'dur. Halbuki Rus- İngiliz mücadelesi ve rakabeti Şark'ta, Pasifik Okyanusu'ndan Akdeniz'e kadar uzanan bütün ülkeler, bütün sınırlar ve üsler boyunca cereyan ederdi. Hakiki Şark meselesi de bu olsa gerekti.
Sayfa 216 - Remzi Kitabevi
Demokraside çoğunluk yönetir, ama azınlık susturulmaz. Azınlıkta olanların konuşması ise çoğunluğun sağlıklı yönetebilmesinin önkoşulu olduğu gibi, aynı zamanda azınlığın demokrasi dışı yollar aramamasının da önkoşuludur! ...
Demokrasi, işine yaradığı insanların artması ölçüsünde güçlenir; dışladığı insanların artması ölçüsünde zayıflar!
Demokrasilerde korkmaktan korkmak gerekir. Çünkü korku baskıyı, baskı da korkuyu getirir. Bu kısır döngü içinde de, olan demokrasiye olur.