8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 97. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:04
Yaktığımız Gerçekler Monty Jay Hollow Boys serisinin ikinci kitabı olmasına rağmen benim için serinin duygusal anlamda en güçlü kitabı oldu. İlk kitapta Rose'un ölümünün ardından yaşananları ve karakterlerin dağılmış hayatlarını okurken, bu kitapta geçmişe dönerek her şeyin nasıl başladığını görüyoruz. Özellikle Rook ve Sage arasındaki nefretin, kırgınlığın ve karmaşık duyguların kökenlerini öğrenmek hikâyeyi çok daha etkileyici hâle getiriyor. Sage, dışarıdan bakıldığında kusursuz hayatı olan, herkesin olmak istediği kişi gibi görünen bir karakter. Güzel, popüler ve herkes tarafından hayranlık duyulan biri. Ancak bu görüntünün altında yıllardır ailesinin baskısıyla yaşayan, kendi hayatına dair kararlar alamayan, sürekli başkalarının beklentilerine göre şekillenmek zorunda kalan genç bir kadın var. Onu özel yapan şey ise tüm yaşadıklarına rağmen tamamen kırılmaması. Sürekli bir rol yapmak zorunda kalıyor, gerçek duygularını saklıyor ve çoğu zaman yalnız hissediyor. Buna rağmen hayata tutunmaya çalışıyor. Özellikle kız kardeşi Rose'a olan sevgisi ve onu koruma isteği karakterine ayrı bir derinlik katıyor. Sage'in yaşadığı çaresizlik, zorla yönlendirilen hayatı ve ailesinin onu bir insan yerine bir araç gibi görmesi okurken insanın öfkesini artırıyor. Buna rağmen Sage kurban rolünde kalan bir karakter değil. Ne kadar yara alırsa alsın ayağa kalkmaya çalışıyor ve kendi mutluluğunu aramaktan vazgeçmiyor. Bu yüzden serideki en güçlü kadın karakterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Rook ise serinin en karmaşık karakterlerinden biri. İlk kitapta onu daha çok öfkeli, tehlikeli ve kontrolsüz biri olarak görüyorduk. Ancak bu kitapta o sert kabuğun altında ne kadar kırılmış bir insan olduğunu anlıyoruz. Rook'un en büyük özelliği duygularını sağlıklı şekilde yaşayamaması.
Yaktığımız GerçeklerMonty Jay · Martı Yayınları · 202682 okunma
Savaş çığırtkanı
6/10
·262 syf.··
2026 46. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere Hatice DIRMIKCI kaleminden fantastik bir kitap olan #savaşçığırtkanı ile geldim... Bu kitap benim yazarın kalemi ile tanışma kitabım oldu, yazarın dili akıcı ve betimlemeler kararında güzel bir okuma oldu. Serinin ilk kitabı olması nedeniyle birçok gizem ve karakter gelişimi ileriki kitaplara bırakılmış diye düşünüyorum. Hazır mısınız fantastik dünyaya yolculuğa çıkıyoruz... Bu evrende güç mücadeleleri, kader, sadakat, ihanet temaları ve Kiana'nın yaşadığı içsel mücadeleler, çevresindeki güç savaşları, okurun karakter ile bağ kurmasını oldukça kolaylaştırıyor. Türk fantastik kurgularına ilgi duyan, mitolojik öğelerle zenginleştirilmiş serileri seven okurlar için dikkat çekici ve tam bir başlangıç kitabı. Bu türü severler şans vermeli... Kiana başarılı güçlü bir cadı karakter lakin Kiana'yı sadece "sert" ya da "güçlü bir kadın karakter" olarak değerlendirmek bence eksik kalır. Çünkü onun insanlara güvenememesinin altında yaşadığı kayıplar, ihanetler ve sürekli hayatta kalma mücadelesi var. Bu yüzden çoğu zaman çevresine mesafeli davranması ya da savunma mekanizması geliştirmesini yadırgamamak lazım kesinlikle. Kiana kraliçesinin gözdesi, ona geçmişten büyük saygı duyuyordur. Kraliçesi Kiana'yı Mickal'in ordusuna katılmak için görevlendirir. Kiana bu savaşın içinde olmak istemesede kardeşini kurtarmak için buna mecbur bırakılır. Erkek kardeşi Kieran kraliçeye karşı bir suç işlemiş ve Mickal'e esir verilmiştir. Kardeşini kurtarmak için insan ordusuna katılan Kiana bu savaş esnasında Agron ile tanışır. Agron ise insan ordusuna sızmış, geçmişte cadıların en büyük düşmanı olan bir kam'dır. Kiana bu gerçeği bilmeden Agron ile aralarında bir yakınlaşma olur. İşte olaylarda tam bundan sonra başlar. Kam'lar ve cadılar arasındaki düşmanlık, intikam
1000Kitap
Savaş ÇığırtkanıHatice Dırmıkcı · Memphis Yayınları · 202518 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·80 syf.··
2026 9. kitabı
·
88 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:25
İbrâhîm ed-Desukî hazretlerini ablama anlattığım yeni kitabım sonrası tavsiye etmesi üzerine öğrendim. Hakkında yazılmış, çizilmiş az şey olduğu için bu kitabı bulur bulmaz aldım. Bir şahsiyeti tanımanın, onu anlamanın en iyi yollarından birinin her zaman nasıl dua ettiği olduğunu düşünürüm. Bu kitapçıkta İbrâhîm ed-Desukî hazretlerinin salavatı yer alıyor, belki yüzlerce kez okuduğum bu salavat mübarek hakkında bence her şeyi anlatıyor. Bir insanın duasını böyle yapması ancak nasiple olabilir gibi geliyor. "Allah'ım ehadiyet ve tefekkürün tecelligâhı, sırlar semasının güneşi ,nurların mazharı, celal dairesinin merkezi, cemal feleğinin kutbu olan zat-ı Muhammediyyet'e salat ve selam eyle. Allah'ım onun senin katındaki sırrı ve sana olan seyrinin hakkı için korkumu gider, emin kıl, ayak kaymalarımı azalt. Hüznümü ve hırsımı gider, benden yana ol, beni benden kendine çek, beni benden fena (benliğin yok olması) ile rızıklandır beni nefsime meftun eyleme. Afakımı, enfüsümü, tanıdığım hislerimi bana perde etme, bana her türlü tüm gizli sırları aç. Sen rahatında diri ve yarattıklarının işini çeviren her işlerini bilen, evveli olmayansın Efendimiz Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ehli beytine Ashabı kiramına salat ve selam olsun, hamd alemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur."
Evrâd-ı DesûkiyyeSeyyid İbrahim ed-Desuki · Buhara Yayınları · 20161 okunma
9/10
·120 syf.··
2026 35. kitabı
#meri #cevatturan . . Yazarın kalemi ile tanışma kitabım olan Meri ile geldim. . Son zamanlarda kitap sürekli karşıma çıkıyordu , kapağında kırık bir ada hikayesi diye yazınca bir bakayım diye elime aldım o gün bitti kitap sizi içine bir alıyor elinizden bırakmanıza izin vermiyor. . İmroz adası (Gökçeada) böyle bir güzel kadın görmemiş hiç ,Meri.. Herkesin dilinde,hayalinde gıpte ettiği bir kadın e haliyle ona yâr olana yarası olmayana da belası olmuş. Hal böyle olunca da Meri hakkında her kafadan ses çıkıyor. Babası annesi ile ikisini Rum -Türk olaylarından dolayı öldürüleceğini bildiği için terk eder sonrasında kadın başlarına hayat mücadelesi başlar,herkes ondan kötü kadın olarak bahseder. Ama Meri hep ada dışından birine aşık olup İstanbul’a gitmek ister. . Çocukluk aşkı var Ferit ,yaşadığı olaylardan dolayı arası bozulur,onun için intihar edenler var,onun olmadı diye evini yakanlar bile oldu,Meri çocuğunu bile kaybetti. . Adada yaşayan çoğu kişiden onu dinliyoruz ,ben okurken içim yandı içim gitti,yazar çok güzel yazmış bana gerçekten böyle bir hikaye var yazarımız onu kaleme almış gibi hissettirdi,severek okudum gönülden tavsiye ediyorum. Ama kitabın sonunda ayrı bir içim yandı onu da okuduğunuzda göreceksiniz
MeriCevat Turan · Mona Kitap · 202612 okunma
yine Dex Yayınları, yine çeviri problemleri
8/10
·384 syf.··
2026 7. kitabı
Açıkçası serideki favori kitabım oldu diyemem ama Açlık Oyunları evreninin içine girmek her zamanki gibi güzeldi. Haymitch gibi önemli bir karakterin geçmişini görmekle kalmayıp tanıdığımız bir çok karakterle karşılaştık bu kitapta. Orijinal seriden bildiğim anlar görmek de hoşuma gitti. Kitabı tatil de varken bir günde açıp bitirdim hemen. Ancak benim bu kitabın çevirisi ile bir problemim var. Dex yayınlarından okuduğum neredeyse her kitapta aynısını yaşıyorum da neyse. Kitabın okuması kolay bir dili var gibi geliyor ama çevirideki problemler hikayenin akışına engel oluyor. Mesela küçük bir örnek vereyim: sayfa 372'de ekip gelip karakterimizi hazırlıyorlar. Kahve içirip kıyafetlerini düzenliyorlar, eli yüzü düzgün olsun diye uğraşıyorlar kısaca. Alıntı yapmak gerekirse: "(...) 11. Mıntıka'ya giden trene binerken nasıl olduysa beni presentabl bir hale getirmelerine izin verdim." Çok küçük bir detay ama burada neden "beni insan içine çıkacak hale getirmelerine izin verdim" gibi daha akıcı bir çeviri yapmak yerine "presentable" kelimesini direkt kullanmış anlamadım. Ve bu bir kerelik bir şey de değil. Sayfa 286'dan: "E artık Cornucopia'ya geri dönebilir miyiz?" "Muhtemelen on kilometrelik bir yürüyüştü. Biraz daha toparlanmaya çalışsak mı?" "Muhtemelen on kilometrelik bir yürüyüştü." direkt kulağa batıyor zaten. Karakter burada kime sesleniyor, okuyucuya mı karşısındaki karaktere mi? O kısım tırnak işareti dışında olmalıydı da yazım yanlışı mı oldu? Yoksa direkt "Oraya gitmemiz nereden baksan on kilometre sürer biraz daha toparlanalım." mı demek istedi? Oturup bir süre bunu düşündüm kitabı okurken. Sonra açıp baktım, orijinalinde "It's probably a six-mile hike. Should we try to recover a bit more?" diyormuş. Baya çeviri hatası yani. Kısaca eğer Açlık Oyunları
Hasatta GündoğumuSuzanne Collins · Dex Kitap Yayınları · 2025871 okunma
9/10
·155 syf.··
2026 53. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 00:23
Merhaba kitap dostlarım! Uzun süredir merak ettiğim ama bir türlü alıp okumadığım, katılmış olduğum mini kitap kulübüm vesilesi ile sonunda okumuş olduğum kitabım “İnsanın Anlam Arayışı” ile karşınızdayım. Öncelikle kitabın yazarından bahsetmek istiyorum. Victor E. Frankl, 30’un üzerinde dile çevrilen ve 15 milyondan fazla satan bu kitabının ilk kısmında “roman” dili ile kendi hayatından izler taşıyan hikayesini anlatıyor. İkinci kısmında ise kurucusu olduğu “logoterapi”nin ilkelerini anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki deneyimleri eşliğinde anlatıyor. “İnsanı insan yapan nedir?” “İnsanın hayat gayesi, anlam arayışı, yaşama sebebi nedir?” Sorularına cevap vermeye çalışıyor. Freud ve Adler’den sonra bu alanda en çok dikkat çeken isim olarak karşımıza çıkıyor Viktpr E. Frankl. Toplama kamplarında yaşanan olaylar hakkında acı tecrübelerini de aktarmış oluyor. Kitap beni çok etkiledi. Hele gerçek, yaşanmış olması daha da içimin burkulmasına sebep oldu. “Çizgili Pijamalı Çocuk” romanının etkisinden çıkamamıştım. Etkisi hala üzerimdedir. Ve bu kitabın da etkisi hep hatırımda kalacak. ~Kitaptan Alıntılar *”Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasılsa katlanabilir.” *”Evet, insan neredeyse her şeye alışır ama bunun nasıl olduğunu bize sormayın.” *Dostoyevski bir zamanlar, “Beni korkutan tek şey çektiklerime değmeyecek olmaktır” demişti. * Kendi “geçici varoluşunun” sonunu göremeyen insan, hayatta nihai bir hedefi de amaçlayamıyordu. *Geleceğe yönelik inancını yitirmiş bir tutsak mahvolmuştur. *Hayatında bir anlam, bir amaç, bir hedef bulunmadığını, bu yüzden de devam etmesine gerek olmadığını söyleyen kişiye acıyın; yakında kaybolacaktır. *”Her kim ki hala yaşıyordur, o halde umutlanmak için sebebi vardır “ dedim. *Beni öldürmeyen şey,
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma