Yakında öleceksiniz. Onaylamasanız da bu böyle. Başka tasalarınız olsa bile.
Öyleyse bugün ne yapacağınızı düşünün. Yarın da. Ömrünüzün artan günlerinde de.
Merhaba kitap dostlarım! Şimdi size öyle bir kitap tavsiye edeceğim ki okumayı sevmeyen ya da okumada duraksama yaşayan kim varsa bu kitapla okuma alışkanlığı kazanacak.
Evet kitabımız; “Sessiz Hasta”.
Öncelikle kıymetli kuzenim canım kankamın hediyesi olan kitabım için tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Kitaptan bahsetmek istiyorum.
Kocasını ateş ederek öldürdüğü düşünülen ve olay sonrası tam anlamıyla sessizliğe gömülen, inanılmaz bir gizeme bürünen Alicia’nın hikayesini anlatıyor.
Alicia’nın geçmişi hakkında, sahip olduğu anne babası ve onlarla olan ilişkileri hakkında, yaşadığı çocukluk travmaları hakkında durumlara değiniyor. Alicia’ın resim yapmayı seven biri olduğunu da görüyoruz. Kocası Gabriel ile olan evliliğini okuyoruz. Böylece Alicia hakkında bilgi sahibi olmuş oluyoruz.
Sessizliğe gömülüp kliniğe yatırılan tek kelime bile etmeyen Alicia için mücadele eden psikoterapist Theo’nun yaptığı araştırmalara şahit oluyoruz. Theo işin peşini bırakmıyor adeta bir dedektif gibi çalışarak olayı araştırıyor. Tek tek görüşülmesi gereken kişiler ile görüşüyor.
Acaba sonunda ne oluyor? Theo başarıyor mu? Nasıl bir son biz okuyucuları bekliyor? Ters köşe sevenler için birebir bir kitap.
***Yalnız şunu belirtmek istiyorum ki, ben bırakın kimin olaydan sorumlu olduğunu doğru tahmin etmeyi kilit bir noktayı yakalayarak olayın kurgusunu bile doğru tahmin ettim. Nasıl oldu anlamadım ama bu duruma çok şaşırdım. Artık o kadar okuya okuya kitap sarrafı mı olduk dersiniz ne dersiniz? :)
Merhaba kitap dostlarım! “Saç Örgüsü”nden sonra yazardan okuduğum ikinci kitap. Bu kitabı da oldukça çok beğendim. Kısa sürede bitirmiş oldum.
Saç Örgüsü kitabının tamamen devamı diyemeyiz. Ama bazı hikayelerin bu kitapta biraz da olsa kesiştiğini, izler taşıdığını söyleyebiliriz.
Kitapta Hindistan’da yaşayan kadınların zorlu yaşamlarını, dayatılan körü körüne bağlanılmış gelenek göreneklerini, çocuk gelinleri, kadınlara biçilen rolleri, kastlar arası hiyerarşi ve birbirilerine uyguladıkları baskıları, uygulanmayan yasaların acı bir şekilde konu olarak işlendiğini görüyoruz.
Kitabın baş kahramanı Lena’nın geçmişte yaşamış olduğu trajik bir olaydan kaçarak Hindistan’a gelmesi ve orada trajik olaylara şahit olmasını okuyoruz, hatta birebir yaşıyoruz…
Lena’nın çabasına, mücadelesine, verdiği savaşa hayran kaldım. Bir küçük kızla hayatı nasıl kesişiyor? İkisini neler bekliyor? Okurken merakla sayfaları çevirip bakmak istiyorsunuz.
Tavsiyemdir. Mutlaka okuyun. :)
Kitaptan Alıntılar
*”Yaşam geriye bakarak anlaşılır. Ancak unutmama gerekir ki ileriye bakarak yaşanmalıdır.” (Syf 58)
*Rüzgar karşısında direnen bir sazlık gibiydi: Eğiliyor ama kırılmıyordu.(Syf 75)
*Yas, paylaşılmayan bir acıydı; kimse yaşınızı taşımanıza yardım edemezdi. (Syf 86)
*”Eğitim hayata hazırlık değildir.
Eğitim hayatın ta kendisidir.”
~John Dewey (Syf 121)
*”Çocuklar her şeye sahipler, elinden alınanlar dışında.” (Syf 143)