Bu kitap beni Şermin Yaşar'la tanıştıran ilk kitaptı. O kadar sevdim ki... Ana karakterler Selime teyze ve Meltem tesadüfi bir şekilde tanıştı.Belki de tesadüf degildi.Sonra birbirlerinin dertlerini dinlediler. Biri konuştukça diğeri kendini anladi,kendini tarttı, birbirlerine bakış açısı kazandırıp derman oldular...Çok tanıdıktı; Selime teyze, Meltem,Fırat , çocuklar ,konu komşu,dede, babaanne...çok bizden bir kitaptı. Hepsinde kendimden birşeyler buldum.O kadar güzel anlatılmıştı ki hepsinin duygularını hissettim okurken, yaşadım. Gözlerim doldu, üzüldüm, sevindim...Akıp giden bir kitaptı, tek solukta okunacak. Otur,çayını kahveni tabi ki tatlini da al, tanış, hisset hikayelerine ortak ol ve vedalaş.Ama nasıl güzel bağlandı sonu tadı damağımda kaldı...
“….. Denemeler değil, yalnızca başarı hatırlanır. İşte tam bu noktada, bu yolculuğun anlatımını mazur gösterecek bir şey söylemek istiyor insan. Kitap, Gauche’un bıraktığı yerde duruyor hâlâ. Bu yüzden, bir gün birinin onu bulup dünyaya getirmesi her zaman mümkün, işte o zaman yazacak hiçbir şey kalmayacak.” (Alıntı)
Yazarın ilk romanı. Kitaba yolculuğu “Kitap’ın Yolcuları” ile başlamış. Varılması hedeflenen adresin “Kitap” olması beni romana en çok çeken durum oldu. Bir yolculuğa çıkıyorsunuz ve bu yolculuğun sonunda hedeflediğiniz kitaba ulaşmak istiyorsunuz. Bu hikayede ne yola çıkan kişiler önemli ne yolun sonu aslında. Denemeler değil başarı hatırlanır diye de bu yüzden diyor belki de.
Kitabı okumaya başlar başlamaz uzun ve derin bir yolculuğa çıkacağımı anlamıştım. Biraz ilerledikçe itiraf etmek istiyorum ki konudan kopacakmışım gibi hissettim. Ama sonra kitabın derinliğine kendimi bırakınca, bu yolculuğa ben de çıkmış bulundum. Yolculardan biri de ben oldum aslında. Kitabı çok sakin, dingin bir ruh hali ile, kendinizi vererek, yolculuğa kendinizi dahil ederek okumanız gerekiyor. Sonlara doğru yolculuğu tamamladığınızda muhteşem, tarifi olmayan bir etki bırakıyor ruhunuzda. Keyifli okumalar dilerim.