Bağış değil, dolaşıma sokma pratiği
Bu süreci yalnızca “kitap bağışı” olarak adlandırmak eksik olur.
Elbette bazı kurumlara basılı nüsha sağlanmıştır. Ancak yapılan iş bundan ibaret değildir. Asıl emek, doğru kurumu bulmak, doğru kişiye ulaşmak, doğru dili kurmak, eserin bibliyografik bilgilerini eksiksiz sunmak ve kitabı ilgili koleksiyon bağlamına yerleştirmektir.
Bir üniversite kütüphanesine yazarken beşerî bilimler dili gerekir.
Bir Türkoloji bölümüne yazarken çağdaş Türkçe edebiyat vurgusu gerekir.
Bir millî kütüphaneye yazarken bibliyografik kimlik öne çıkar.
Bir halk kütüphanesine yazarken okur erişimi ve dil çeşitliliği önem kazanır.
Bir Avrupa üniversitesinde “collection development” dili kullanılırken, Türkiye’de “kütüphane süreci” ve “öğrencilerle buluşma” dili daha doğru olabilir.
Bu nedenle bağımsız yazarın kurumsal entegrasyonu, rastgele e-posta göndermek değildir. Her kurum için ayrı bir bağlam kurmayı gerektirir.
Şans ve Dans sürecinde kullanılan temel strateji de buydu: Romanı her kuruma aynı cümleyle anlatmak yerine, kurumun kendi koleksiyon mantığına uygun bir çerçeve içinde sunmak.