Burada da edebiyat yapmanın, bu topluma kitaplarını çevirmenin hiçbir anlamı yok. İstesem, çevirsem basacaklar, ama bu toplumda edebiyat ve kitap, tıpkı "çamaşır tozu" gibi ticarî bir mal haline gelmiş. Yazının hiçbir etkinliği yok. Hiç. Sıfır.
Alıntı
Yanılıyor olabilir miyim?
Saat gece yarısını geçmişti. Ofiste yalnızdım. Ekranda açık üç pencere: ERP hata logu, ekipten gelen şikâyet e-postaları, ertesi sabahki yönetim toplantısı ajandası. O gece ilk kez ciddi ciddi şunu düşündüm: Yanılıyor olabilir miyim?
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Altmış kadar oyunun yazarı, Londra Ekonomi Okulu'nun kurucularından, Fabian Derneği'nin önde gelen üyelerinden ve hem Nobel Edebiyat Ödülü'nü hem de Oscar'ı (Pygmalion eseriyle) kazanan tek kişi olan İrlandalı George Bernard Shaw, -bu terimi nasıl tanımladığınıza bağlı olarak- hem dinî inanç sahibiydi hem de değildi. Darwin'in “Hıristiyanlığa ölümcül bir darbe indirdiğini” düşünüyordu ama Bergson'un "yaratıcı evriminden" de çok etkilenmişti. The Quintessence of Ibsenism [Ibsenciliğin Özü] adlı bir kitap yazarak Ibsen'e ilişkin kendi yorumlarını ortaya koydu: Kendi kuşağını materyalizmden kurtarmaya çalıştığını, yaşamın amacının kendini geliştirmek, kendini gerçekleştirmek olduğunu; ahlâkın sabit olmayıp evrildiğini, standartların asla ebedi olamayacağını, bize nasıl yaşayacağımızı öğretme hususunda modern Avrupa edebiyatının Kutsal Kitap'tan daha önemli olduğunu ve amacın "Mozartvari neşe" olduğunu söylemişti.
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Bize Siyer-i Nebi alanında ilmî çalışma nimetini ihsan eden Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ü senålar, âlemlere rahmet olarak gönderilen, İslâm'ı anlama ve yaşamada tüm mü'minlere örnek olan insanlığın iftihar tablosu Resûl-i Ekrem (s.a.s)'e ve onun güzel ahlâkını sonraki nesillere en güzel bir şekilde aktaran âline ashâbına salât ü selâm olsun!
Kitap Alıntısı
Peygamber ve Sünnete Olan İhtiyaç
Yüce yaratıcı insanoğlunu mükerrem ve mükemmel bir varlık olarak yaratmıştır. Fakat bu mükemmelliğine rağmen insan, ilâhî hitaba doğrudan muhatap olacak yapıya sahip değildir. Bu sebeple dünyada insan hayatının başladığı günden beri, Allah Teâlâ, onların arasından seçtiği "Nebî" veya "Resûl" denilen peygamberleri kendisiyle kulları arasındaki irtibatı kurmak ve açıklamakla görevlendirmiştir. Bütün peygamberler, Allah'ın emir ve nehiylerini O'nun kullarına ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidâyet elçileridir. Peygamberler bu kutsal elçilik görevlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışmışlardır. Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem de ümmetine Allah Teâlâ'nın istediği şekilde yaşamaları için gerekli bilgileri uygulamalı olarak vermiştir. Her peygamber gibi bizim peygamberimizin de iki temel görevi vardı: Tebliğ ve beyân. "Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun" Maide sûresi 5, 67. "İnsanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın diye sana da Kur'ân'ı inzâl ettik" Nahl sûresi 16, 44. Peygamber Efendimiz vahiy yoluyla Allah'tan aldığı Kur'ân âyetlerini, görevi gereği, insanlara sadece ulaştırmakla kalmıyor aynı zamanda onları açıklıyor ve anlatıyordu. Tebliğ ettiklerini açıklamak ve anlatmak onun asli göreviydi. Hemen işaret edelim ki Peygamberimiz'in tebliğ görevi evrensel olduğu için, açıklamaları da ona uygun bir çerçeve ve nitelikte gerçekleşiyordu. Yani sünnet, Kur'ân'ın evrensel planda Hz. Peygamber tarafından yorumlanması demek oluyordu. Mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'in eksiksiz, yeterli, açık ve her şeyi açıklayıcı olmasına ve dinimizin de ikmal edilmiş bulunmasına rağmen, sünnetin ifade ettiği bir
Kitap Alıntısı
"Bazı varoluşçu filozofların ogretiletine göre,insandan asil beklenen,hayatın anlamsızlığına katlanmak değil;koşulsuz anlamliligini rasyonel anlamda kavrama yetisinden yoksunluğuna katlanmaktir."
Sayfa 123·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı