Soğuk eller bir kalbi ısıtmaya yeter mi?
10/10
·352 syf.·
2026 74. kitabı
✯Bellisperennis✯ Wuuuuu…Biz ne okuduk böyle meleğimle ♪10☾ Gerçekten nefes kesici, sürükleyici ve etkileyici bir eserdi. Sayfaları çevirdikçe hikâyenin içine biraz daha çekildik ve kitabı adeta soluksuz okuduk. Bu kitapta daha ilk sayfalarda bir çocuk tanıdım. Kare çerçeveli gözlüklerinin ardına saklanmış, ailesinden yalnızca küçücük bir sevgi kırıntısı bekleyen bir çocuk… Gerektiğinde kardeşlerine siper olan, kendi yaralarını içine gömüp güçlü görünmeye çalışan bir çocuk. Sonra o çocuk büyüyor. Yaşadığı eksiklikler ve kırgınlıklarla insanları gözlerinden değil, ellerinden okumaya çalışıyor. İnsanların sakladığı hikâyeleri, taşıdığı acıları ve görünmeyen yaraları o ellerde arıyor. Ve karşımıza, hayatını insanları anlamaya adamış bir heykeltıraş çıkıyor. Peki seçtiği insan figürlerinde aradığını bulabiliyor mu? Sevgilinin soğuk elleri onun içindeki boşluğu doldurabiliyor mu? Aradığı sıcaklığı gerçekten hissedebiliyor mu? Bunu öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor… Çünkü ben okurken bazı satırlarda kalbimin sıkıştığını hissettim. Özellikle L’nin hikâyesi beni derinden etkiledi. Hatta bir noktada sanki ellerim gerçekten buz kesmiş gibiydi. Bu kitap bazen canımı acıttı, bazen beni gerçeklerle yüzleştirdi, bazen de insanın içinde sakladığı yaraların ne kadar derin olabileceğini hatırlattı. Eğer siz de karakterlerle birlikte üzülmek, düşünmek, sorgulamak ve onların duygularını iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız, Sevgilinin Soğuk Elleri mutlaka okumanız gereken kitaplardan biri. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, kalbimde iz bırakan hikâyelerden biri oldu. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın:) Şimdi söz sırası meleğimde ♪10☾ Öncelikle bu kitap yolculuğunda bana eşlik etmesine izin verdiği için
Sevgilinin Soğuk ElleriHan Kang · April Yayıncılık · 2025613 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 26. kitabı
Bazı yazarlarla ilk sayfadan itibaren güçlü bir bağ kurarsınız, bazılarıyla ise ne kadar denerseniz deneyin o bağ bir türlü oluşmaz. Sait Faik benim için ikinci grupta kaldı. Daha önce okuduğum kitabında da benzer hisler yaşamıştım. Edebiyatımızın önemli isimlerinden biri olduğunu kabul etmekle birlikte, galiba kalemi bana hitap etmiyor. Okurken hikayelerle aramda bir mesafe olduğunu hissettim ve karakterlerin dünyasına tam olarak giremedim. Bu kitabı bitirdiğimde bir kez daha anladım ki her yazar her okura hitap etmek zorunda değil. Bazen çok sevilen, klasikleşmiş eserlerle bile güçlü bir bağ kuramayabiliyoruz. Benim için Sait Faik de sanırım böyle bir yazar oldu. Her kitap bizi etkilemek zorunda değil; Nasıl ki herkesle arkadaş olamıyorsak, her kalemle de yakınlık kuramıyabiliriz. Bazen neyi sevmediğimizi anlamak da en az sevdiklerimizi keşfetmek kadar değerli. Yine de farklı bir anlatım tarzı tanımak ve kendi okur zevkimi biraz daha keşfetmek açısından güzel bir deneyimdi. Bu kitapla birlikte sanırım Sait Faik'e bir süre veda ediyorum. Belki başka bir zamanda, başka bir yaşta yeniden karşılaşırız. Kitabın Konusu : Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık'ın son dönem eserlerinden biridir ve birbirinden bağımsız öykülerden oluşur. Kitapta yalnızlık, yabancılaşma, insan ilişkileri, doğa sevgisi ve şehir yaşamı gibi temalar ön plana çıkar. Yazar, günlük hayatın içinden insanları ve olayları kendine özgü, şiirsel bir dille anlatırken okuru karakterlerin iç dünyalarına yaklaştırır. Gerçekle hayalin zaman zaman iç içe geçtiği öyküler, insan ruhunun farklı yönlerini keşfetmeye davet eder.
1000Kitap
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202513,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·144 syf.·
2026 48. kitabı
Mario puzonun baba.. Omerta.. Aptallar erken ölür gibi kitaplarını okumadan önce kısa ince bir kitabi olan bu kitabı okudum.. Ama gerçekten ciddi vakit kaybi diyebilirim.. Tam bir Türk dizisi.. Yada yeşilcam filmi olacak kitap.. İşkenceye uğrayan.. Esi öldürülen bir adam ve onun intikam hikayesi..
Münih'e Kadar 6 MezarMario Puzo · E Yayınları · 2014488 okunma
7/10
·520 syf.··
2026 12. kitabı
Japonya'da düzenlenen prestijli bir uluslararası piyano yarışması var. Dünyanın dört bir yanından gelen genç yetenekler üç hafta boyunca elene elene finale kalmaya çalışıyor. Ama Riku Onda bu yarışmayı bir "hırs ve entrika" savaşı olarak değil, müziğin insan ruhunu nasıl dönüştürdüğü üzerinden anlatıyor. Kitap dört temel karakterin etrafında dönüyor. Annesinin ölümünün ardından sahneyi terk eden dahi Aya, yarışmanın yaş sınırına dayanmış, çocuklu sıradan e adam olan Akashi, Juliard'da okuyan yakışıklı Masarı ve kitabın büyük gizemi Jin. Yarışmaya efsanevi bir piyanistin referans mektubuyla katılıyor ve tüm kuralları altüst ediyor. Klasik yarışma hikayelerinde karakterler birbirinin kuyusunu kazar, arkadan iş çevirir. Ama burada tam tersi bir durum var. Bu dört kişi birbirini kıskanmak yerine, birbirlerinin performanslarından ilham alıyorlar. Jin’in doğallığı Aya’yı özgürleştiriyor; Masaru’nun kusursuzluğu Akashi’yi sınırlarını zorlamaya itiyor. Kitap aslında bize şunu fısıldıyor: Gerçek sanat, başkalarını yenmek için değil, kendi içindeki en iyiye ulaşmak için yapılır. Kitabı bitirdiğinde insan evdeki piyanonun başına geçmek ya da hemen bir klasik müzik çalma listesi açmak istiyor. Karakterlr piyano çalarken sayfaları değil, notaları okuyorsun sanki. Debussy, Rachmaninoff veya Bartók çalınırken, müziğin yarattığı o gerilimi, coşkuyu, karakterlerin parmaklarındaki teri ve kalplerindeki ritmi resmen hissediyorsun. Ruhunu dinlendirmek, rekabetin bile ne kadar zarif olabileceğini görmek ve kelimelerin nasıl müziğe dönüştüğüne şahit olmak istiyorsanız, bu kitaba kesinlikle şans vermelisin.
Balarıları ve Uzaktaki Gök GürültüsüRiku Onda · Beyaz Baykuş Yayınları · 202441 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2026 28. kitabı
Merhaba, kitap Amerika ve Çin'i merkez alarak benzer davranıştaki doğu ve batı ülkeleri arasındaki düşünce farklılıklarını sosyal psikoloji disiplini merkezinde multidisipliner bir yöntemle inceliyor. Bu düşünce farklılıklarının köken ve sebepleri ile başlayarak, yaşayış, toplum, kurumlar, ekonomi, siyasi ve bireyin kendi dünyasında yarattığı değişikliklere değiniyor. Bu ayrışmalardan birisini bir diğerinden üstün tutmuyor, olumlu ve olumsuz taraflarına sosyal psikoloji ışığında değiniyor. Kitap enfesti, ufuk açıcı bilgiler ve sosyal deneyler içeriyordu, büyük bir merakla ve keyifle okudum. Ben kitaba Robert Sapolsky isimli yazarın davranış kitabındaki referansıyla geldim, çevirisi ve dili de gayet akıcı ve okunabilirdi, yalnızca birkaç sayfa beni zorladı ki okuma seviyemle ilişkili olabilir bu durum. Yazar da son derece entelektüel ve bilgili bir yazar olduğunu okuma esnasında size gösteriyor, tavsiye ediyorum.
Düşüncenin CoğrafyasıRichard E. Nisbett · Varlık Yayınları · 2005279 okunma
6/10
·384 syf.··
2026 11. kitabı
İlk kitap için Başkayer -tutuklanan, ekstra olan insanlar- ve numaralandırma sistemi detaylı anlatılsaydı daha güzel olurdu demiştim. İkinci kitapta yazar Başkayer'den bolca bahsediyor ki baş karakterimiz Kitty, Knox ve Daxton tarafından tutuklanıp Lila olarak Başkayer'e gönderiliyor. Başkayer'de bir yandan hayatta kalıp yaşamaya çalışırken bir yandan da Karaceketlilere -Devrim için bir araya gelmiş örgüt- yardım edip hep beraber Başkayer'i ele geçirmeye çalışıyor. Ve Kitty geçmişi ile ilgili büyük bir sırrı öğreniyor. Kitty ekstrayken III olmayı, III iken VII olmayı, VII iken X olmayı deneyimlerken, hayatının nasıl çalındığını okuyoruz. Gerçekten Kitty'in Lila olarak maskelenmesi benim zoruma gidiyor. İlk kitaba göre içeriği daha yoğundu ve ilk kitap gibi okuması rahat çabuk okunabilecek bir kitaptı. Kitap yine tahmin edilebilir bir şekilde ilerledi ve yine olaylar çok çabuk çok basit gerçekleşti. Merak edenler okuyabilir. Keyifli okumalar, kitaplı günler...
VezirAimee Carter · Ephesus Yayınları · 20163,044 okunma
Reklam
Reklam