10/10
·368 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
2. şans temasından hiç hoşlanmam normalde ama bu kitap muhteşemdi. serideki favorim de bu oldu. bayıldım, bayıldım, bayıldım... cam, tam da düğün günü damat tarafından terk edilir ve soluğu üstündeki gelinlikle luke'un barında alır. barın tuvaletinde çaresizce ağlarken onu oradan çıkartan tek kişi ise ilk ve tek aşkı dusty olur. dusty, dünyada belki de cam'in neye ihtiyacı olduğunu bilen tek kişidir ve cam'e o gün neye ihtiyacı varsa onu verir. hukuk yeterlilik sınavını geçemeyen, nişanlısı tarafından başka bir kadına aşık olduğu için terk edilen ve minik kızıyla onca insana rağmen yapayalnız kalan cam, çocukluğundan beri hayalini kurduğu evin kiralık olduğunu öğrenir öğrenmez hemen taşınmak ister fakat komşusunun dusty olduğu ortaya çıkar. ikili bazen mecburi bazen doğal olarak gerçekleşen bu yakınlaşmaların sonucunda geçmişte verdikleri kararların sonuçlarını da yeniden gözden geçirirler ve yeniden aşka kucak açarlar. dusty, mükemmel erkeğin sözlükteki karşılığıydı. kitap geçmiş günümüz şeklinde ilerledikçe ona olan saygım git gide arttı. muhteşem yazılmış bir karakterdi gerçekten de. cam ise her şeye rağmen kendi ayakları üstünde durmaya çalışan çok güçlü bir kadındı, ona hayran olmamak çok zordu gerçekten. seride en sevdiğim kitap kesinlikle bu oldu. keyifli okumalar
Wild and WrangledLyla Sage · Dial Press Trade Paperback · 20256 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 20. kitabı
Herkese selam Bugün yeni bir kitap yorumuyla daha karşınızdayım. Karşımızda tam anlamıyla aşkın, sabrın ve kavuşamamanın kitabı var diyebilirim. Umut, henüz küçük bir çocukken gönlünü Elif'e kaptırıyor. Büyüdüğünde kalbindeki bu yoğun hisleri ona itiraf etse de bu aşk, önünde büyük engeller olan "imkânsız" bir bağa dönüşüyor. Umut, Elif'i uzaktan, sessizce ve incitmeden sevmeye devam ediyor. Elif ise babasının kendi ruhunda açtığı derin yaralarla ve travmalarla mücadele eden, hayata tutunmaya çalışan çok yaralı bir kadın. Yaşadığı bu ağır duygusal yüklerden dolayı bir gün her şeyi geride bırakıp, habersizce çekip gidiyor. İşte bu noktada hikâye; Elif için zorlu bir "kaçış", arkada kalan Umut için ise upuzun bir "bekleyiş" sürecine dönüşüyor. Kitapta geçmiş ve şimdiki zaman o kadar güzel harmanlanmış ki ortaya gerçekten çok akıcı ve etkileyici bir kurgu çıkmış. Doğruyu söylemek gerekirse finalde daha farklı bir durum, belki biraz daha farklı bir ters köşe beklerdim. Ama ne diyelim; her aşk kavuşmayla bitecek değil ya... Bazı hikâyeler de yarım kaldığı için bu kadar iz bırakır.
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202671 okunma
Reklam
Puan vermedi·384 syf.·
2026 60. kitabı
Genç rahip Serge Mouret sinir krizi geçirir. İyileşmesi için dayısı onu Paradou malikanesine gönderir. Orada vahşi doğada büyümüş Albine adında bir kızla tanışır. Albine Serge'e bakar. Birlikte bahçede vakit geçirirler. Serge rahiplik yeminine rağmen Albine'e aşık olur. Bir süre mutlu yaşarlar. Sonra vicdan azabı çekip rahipliğe geri döner. Albine terk edildiği için üzüntüden ölür. Doğa masumiyeti vs din kuralları çatışması. Sevgi mi günah, yoksa sevgiden vazgeçmek mi günah? Kitap kısaca böyle ama arkadaş rahibin giysisinin sirmasini da on sayfada anlatmayaydin iyiydi. Paraou bahçesindeki bitkileri tek tek sayfalarca anlatılması, betimlemeler..Bu kadarı biraz fazla olmuş. Okuyucuyu sıkıyor. İlk kez bir kitabı okurken bu derece sıkıldım.
Rahip Mouret'nin GünahıEmile Zola · Yordam Edebiyat · 2022157 okunma
"İnsan her şeye alışabilir."
7/10
·155 syf.··
2026 7. kitabı
"İnsan her şeye alışabilir." Kitabı bitirdikten sonra aklımda en çok kalan cümlelerden biri buydu. İlk bakışta umut verici gibi dursa da Frankl'ın anlattığı şartları düşündüğünüzde bu cümlenin ne kadar ağır bir anlam taşıdığını fark ediyorsunuz. İnsanın Anlam Arayışı benim ikinci okuyuşumdu. İlk okuduğumda daha çok yaşanan olaylara odaklanmıştım. Bu kez ise insanların o olaylar karşısında nasıl değiştiğini anlamaya çalıştım. Aynı satırlar önümdeydi ama onları okuyan kişi artık aynı değildi. Frankl, toplama kampında yaşananları anlatırken yalnızca açlığı, ölümü ya da zulmü yazmıyor. Asıl anlattığı şey, insanın bütün bunlara rağmen yaşamaya devam etme isteği. Bir süre sonra acının sıradanlaşması, ölümün günlük hayatın bir parçası hâline gelmesi ve insanların hayatta kalabilmek için duygularını bastırması beni en çok etkileyen bölümlerden biriydi. Okurken aklıma sık sık şu söz geldi: "Bir anda yaşanan ne kadar derinse, deneyim ve yaşantı birikimi de o kadar çoktur. Zamanın daha uzunmuşçasına yaşanması bu yüzdendir." Bence Frankl'ın yaşadıkları bu sözün en güçlü örneklerinden biri. Çünkü bazı insanlar uzun yıllar yaşar ama çok az şey hisseder; bazıları ise kısa bir zaman diliminde öyle deneyimler yaşar ki, sanki birkaç ömrü aynı anda yaşamış gibi olur. Frankl'ın yaşantısı da tam olarak böyleydi. Her kayıp, her bekleyiş, her umut kırıntısı onun düşüncelerini şekillendiren bir deneyime dönüşmüş. Kitabın bana hissettirdiği en önemli şey ise şu oldu: İnsan bazen elindekileri kaybedebilir ama kendine yüklediği anlamı kaybetmediği sürece yeniden ayağa kalkabilir. Frankl bunu teorik olarak anlatmıyor; yaşayarak anlatıyor. Bu yüzden söyledikleri daha inandırıcı geliyor. 167 sayfalık bu kitabı yine neredeyse bir solukta bitirdim. Sayfa sayısı az ama bıraktığı etki oldukça
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
"cesur adımlarla."
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:06
"yaşanmış bazı olaylar vardır. gidecek başka bir yerleri olmadığı için zamanla insanlara ve nesnelere tutunurlar. bu anılardan bazıları zamanla solar, parçalanıp dağılır ya da ölür gider. ancak bazı şeyler asla ölmez. özellikle de istisnai derecede iyi ve istisnai derecede kötü anılar sonsuza dek yaşar." kitap lanetli olduğuna inanılan morrigan'nın ölümünün olacağı (zifiri gecede) günde jüpiter'le tanışması ve onunla nevermoor'a gitmesiyle başlıyor. morrigan'ın ait olma çabası, kişiliğinin baskılanması ve sevgiyi öğrendikçe kendisi olmaya adım atabilmesi ve bunun icin çabalaması... kitap, hayal gücünün çok ötesinde olmasına rağmen bu kadar gerçekçi hisler beslemesiyle beni kendisine cok bağladı. morrigan'ın düşüncelerinde ve hislerinde kendimi gördüm. ayrıca bir yetişkinin bir çocuğu ne kadar fazla etkileyebileceğini tekrar ve tekrar öğrendiğim bir kitap oldu. VE hayatımda bir jüpiter'e ihtiyacım olduğunu onunla bu kitapta tanışana kadar fark etmemiştim. ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi gözüküyor ama aslında bundan çok daha fazlası nevermoor resmen evim olduu
Nevermoor - Morrigan Crow'un Büyük SınavıJessica Townsend · Domingo Yayınevi · 2019764 okunma
Çîroka Şervanê Kurdan ,Xeyri♡
10/10
·328 syf.·
Beğendi
·
2026 39. kitabı
"Ji bîrkirin îxanete. Xiyanetê em şikandin ne şer. Ma ne her tişt dawiyek heye? Çima dawiya êşê tune ye..." Bu kitap; ölümün o buz gibi soğukluğuna karşı sıcacık, tertemiz bir tebessümle direnenlerin ve ne olursa olsun pes etmeyenlerin hikayesi. Kitabın satırları arasında gezinirken zihnimde hep şu acı gerçek yankılandı: "Ez dikarim hemû tiştan jibîr bikim, lê xiyaneta wan kesan na jibîr dibe ku hevalê me winda kirin." Kitapta beni en derinden etkileyen karakter şüphesiz Xeyri oldu. Her şeye rağmen pes etmeyen, gerçekleri dünyaya haykırmak için adeta ölüme meydan okuyan bir irade... Kaç kez ölümün kıyısından döndü, kaç kez donmak üzereyken kendi kendini ayağa kalkmaya zorladı? Onun yaşadıklarını bir başkası yaşasaydı çoktan ölüme teslim olurdu. Xeyri’nin o sert ve dirençli duruşunun arkasında, içindeki o kadar tatlı, o kadar saf bir çocuk saklı ki... İnsanın onu sarıp sarmalası, bağrına basası ve dünyanın tüm kötülüklerinden koruyası geliyor. Xeyri’nin kendi kendisiyle olan içsel atışmaları, vicdani muhasebeleri ve her seferinde doğru karara ulaşma çabası, hepimizin ondan öğrenmesi gereken çok kıymetli dersler barındırıyor. Kitap bize en çok da şunu fısıldıyor: Ne olursa olsun, insan kendi değerlerine ve kendinden olana ölse bile ihanet etmemeli. Kitabı okurken heyecandan ve endişeden nefesimin kesildiği anlar oldu. Mereto köpeğinin yaşattığı hayal kırıklığından sonra, Xeyri; Bawer ve Murat ile karşılaştığında içimi büyük bir korku kapladı. "Acaba onlar da mı ihanet edecek?" endişesiyle sonraki sayfaları okumakta zorlandım. Kitabın derinliğini tam anlamıyla kavramak, sindire sindire okumak için kendimi ne kadar yavaşlatsam da bir baktım ki kitabın sonuna gelmişim. O kadar akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Xeyri; ne
Şervan
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma
Reklam
Reklam