Yangının apansızın verdiği kaçma emri derhal herhangi bir ortak hareketin imkansızlığıyla karşılaşır. Her insan geçmesi gereken kapıyı görür; orada kendini yalnız başına görür, diğerlerinden kesin bir biçimde ayrılmıştır. Bu tablonun çerçevesi kısa süre içinde o insana hakim olur. Böylelikle bir kitle, bir dakika önce en gelişmiş noktasındayken, şiddet saçarak dağılmak zorundadır; bu dönüşüm kendini şiddet içieren bireysel eylemde gösterir: herkes her yönde omuz atar, vurur ve tekmeler.
Sayıca çoğalmayan dinler oruç durumundadır; böyle bir orucu sürdürmenin, kitleyi bir arada tutmanın yolları vardır ve dinler bu konuda büyüh maharetler geliştirmişlerdir.
Dinlerin tarihinde anlatılan, geleneksel törensilliğe karşı yapılmış bütün isyanlar, büyüme duygusunu yeniden hissetmek isteyen kitlenin kapalılığına yöneliktir. İnsanın aklına Yeni Ahit'teki Dağdaki Vaaz geliyor. Bu vaaz açıkta yapılır; vaazı binlerce insan dinleyebilir ve hiç kuşku yok ki bu vaaz, resmi mabedin sınırlayıcı törenselliğine karşı yapılır. Bu da insana, (Aziz) Paul Hıristiyanlığının, Yahudiliğin ulusal ve kabilesel sınırlarını yıkıp bütün insanların evrensel inancı olma eğilimini; Budizmin çağdaş Hindistan'daki kast sistemini reddedişini hatırlatıyor.