Cansu Can

Cansu Can
@e_cansucan
Felsefe
95 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Cyborg Olma Yolunda İnsan (Siborg Manifestosu’na Atıflar)
(...) Kitapta en çok dikkat çeken ve üzerinde durmak istediğim ikiliklerden birisi öjenik ve nüfus kontrolü. Öjenik; yalın haliyle Platon tarafından ortaya atılmış bir kavram olup, asıl gündeme gelişi Sir Francis Galton tarafından gerçekleştirilmiştir. Teorinin niyet kısmında sağlıksız ceninlerin ayrılıp, sağlıklı ceninlerin yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Fakat daha sonra bu kavramın temeli değişmiş olup; toplumdaki zihinsel ve bedensel engelli, hasta, homoseksüel insanların ayıklanmasını hedefler hale gelmiştir. Buna binaen olay belli bir noktada insan ırkını ıslah etme çalışmasıdır da diyebiliriz. Dünya üzerinde dönen maddi savaşların neticesinde ölmüş ya da hastalanmış pek çok insan varken, topluma külfet olarak görülen bu insanların hayat haklarının, devlete hiçbir katkısının olmayacağı görüsünü savunanlar, doğanın kendi seleksiyonuna karşı gelerek öjeniği insan ırkı üzerinde uygulamaya çalışmışlardır. Öjenik kavramını nüfus kontrolü adı altında birleştiren öjenik savunucularına göre; nüfusun bu şartlar altında koruma altına alınması dünyanın doğal işleyişi bakımından büyük önem arz etmektedir. Fakat bu söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını, yine kendilerinin öjeniğin alt başlığında sundukları “ari ırk” mefhumunda ayan beyan görmekteyiz. Saf bir ırk türetiminin hedeflendiği bu çalışma beraberinde ırkçılık problemlerini de getirmiş olup, dünyanın siyasi ve sosyal işleyişini büyük bir sekteye uğratmıştır. (...) Yazının tamamını görmek için: felsefehayat.net/siborg-manifest...
Felsefe-Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Canlılar Bilimi ve Canlılar Sorununun Tetkiki
(...) Yeniçağ din dışı Batı Avrupa medeniyetinde ve önceki kültür merkezlerinde olduğu gibi, İslam dininde de keskin bir canlı – cansız ayrımı yoktur. Böyle bir ayrımın var olmadığının işareti ise Kuran-ı Kerim’deki şu ayette gizlidir: “Dağlara taşlara sorduk, siz bu sorumluluğu üstlenir misiniz?” (Canlılar Bilimi Ve Evrim Sorununun Teşrihi, 2011, s.457). Bu ayetten yola çıkarak elde edeceğimiz ilk bilgi; dağların, taşların belirli bir isteme gücü ve iradeye sahip olduğudur. Bu yetilere sahip varlıklardan cevap niteliğinde karşılık bekleyen bir yaratıcı profili vardır önümüzde. İşte bu durum da bizi kaçınılmaz olarak ilâhiyata sevk eder. Kur’an-ı Kerim’de ruh kelimesi elli yedi defa geçmektedir. Fakat elli yedi defada sadece altı yerde varlığından söz edilmektedir. Fetüs kendisine ruh üflendikten sonra idrak sahibi, hareket eden ve acı duyan bir varlık haline gelmektedir. Bunun tıbbî dayanağı ise “Fetüse Ruh Üflemesi” adı verilen olayda, fetüsün yirmi üç günlükken kalbinin atmaya başlamasıdır. (...) Yazının tamamını görmek için: felsefehayat.net/canlilar-bilimi...
Felsefe-Düşünce
Nereden Çıktı Bu Mitoloji?
(...) Ritüeller doğa olaylarının sembolik bir anlatımıdır. Ve semboller dünyanın en eski dili olarak kabul edilmektedir. Sembol, biz farkında olmadan zihnimizde yer eden aletlerdir. Misal, gül Yunan mitolojisinde adı geçen Tanrıça Afrodit’in âşık olduğu ölümlü Adonis ve son peygamber Hz. Muhammed’in sembolüdür. Aynı zamanda baharı da temsil ettiği bilinmektedir. Simge terimi hiyerofaniyi devam ettiren yahut farklı dinsel-büyüsel şekil yoluyla ifade edilemeyen bir şeyi ifşa eden imgeler yerine kullanılır. Bu da demek oluyor ki tanrının insanda zuhur eden mucizesi her şeyde simge rolünü üstlenebilir. Simgelerin ortaya koydukları anlamlar eş zamanlıdır. Karanlık-ışık dualizmine baktığımızda günü, geceyi, ölümü ve yeniden doğuşu aynı anda ifade ettiğini görürüz. Simge, bağlamı ne olursa olsun çeşitli gerçekliğin bir araya geldiği esas bir bütündür. Parça parça gerçeklikler bir araya gelip simgede yeni bir hakikat oluşturmak gayesindedir her zaman için. Ve bütün bu hakikatin ortaya çıkışı, simge hangi özelliklere sahip olursa olsun, daima tutarlı bir çizgi içerisinde ilerlemektedir. (...) Yazının tamamını görmek için: felsefehayat.net/nereden-cikti-b...
Felsefe-Düşünce
Ne Kadar Bilinçliyiz ?
(...) D. Panpsişizm Panpsişizm konusunda panpsişizmin tarihinin bir hayli inişli çıkışlı olduğunu söylememiz gerekmektedir. Çünkü panpsişizmin Türkçe meaili tam olarak tüm ruhçuluğa denk gelmektedir. Bu teorideki temel fikir elektronların ve kuarkların niteliklerinin bilinçli deneyimler olduğu düşüncesidir. Aslında bunu biraz daha açmamız gerekirse; teorinin bize verdiği şeyin, bilincin sadece canlı varlıklarda değil, cansız varlıklarda da mevcut olduğu, hatta bilincin ezelden beri evrenin kendisinde mevcut bulunduğu düşüncesi olduğunu görürüz. Bu fikri benimseyenlere örnek vermek gerekecek olursa, sıranın başına Mistikleri ekleyebiliriz. Mistikler, doğaya tapan panteistler ve evrenin bir ruhunun olduğunu iddia eden kişiler, panpsişizmin en büyük savunucularından olmuşlardır. Panpsişitlere göre, odadaki lamba açık olduğunda ortaya çıkan ışığın bir bilinci ve varlıksal bir tezahürü vardır. Lamba kapatıldığında ışığın kaybolmasıyla beraber ışık bilinci de doğal olarak kaybolmaktadır. Fakat bunu karanlık açısından değerlendirecek olursak; karanlığın da bir bilince sahip olduğunu söylememiz gerekmektedir. Nasıl ki ışık evrene ait olarak ortaya çıkan bir fenomense, karanlık da tıpkı ışık gibi evrene ait bir fenomendir. Birbirileriyle yakın bir ilişki içinde olan bu iki fenomeni bilinç değerlendirmesinde ayırmış olmak, mantık kurallarına aykırı niteliktedir. (...) Yazının tamamını görmek için: felsefehayat.net/ne-kadar-bilinc...
Felsefe-Düşünce
Dönüşüm’e Ontolojik Özne Değerlendirmesi
A) ÖZET Dönüşüm, Franz Kafka’nın 1915’te yayımladığı öykü türündeki eseridir. Edebiyat dünyası tarafından kabul edilmiş bu eser, sadece edebi anlamda hayat bulan bir metin değildir. Varlık tahayyülü açısından da önemli noktalara metaforik atışlar yapan yazar, hazırladığı bu kurguda küçük burjuva çevrelerinde yozlaşmış bir şekilde yaşamını sürdürmekte olan bir ailenin tragedyasını, ana karakter Gregor Samsa üzerinden, felsefi, psikolojik ve sosyolojik açılardan ele alarak anlatmaktadır. Bu makalenin amacı ise; Kafka’nın Dönüşüm hikayesini temele oturtarak, 20. yüzyılın temel problemlerinden biri olan varlık – özne ilişkisini incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Franz Kafka, Dönüşüm, Varlık, Özne, Gerçeklik, Bilinç, Kartezyen İkicilik. (...) Yazının tamamını görmek için: felsefehayat.net/donusume-ontolo...
Felsefe-Düşünce