(...) "Öyle ya, bu hayatta hepimiz bir şeylerin peşinde koşuyoruz. Kimimiz parayı, şöhreti arıyor. Kimimiz ise aşkı, mutluluğu. Uzaktan bakıldığında hepsi iyi, hoş şeyler. Ama asıl olan bunlar mı ki? Önemli olan nokta bu. İnsanın bu dünyada yaptığı en basit şey; bir sarmalın içinde, duvarların arasında defalarca dönerek çıkış noktasını aramaya çalışmak. Bazen aynı yolu sayısını bile bilmediği kadar giderek çıkış kapısının farklı olmasını beklemek. Sil baştan. Sil baştan. Sonra, “Neden hep aynı son?”. Yeni senaryoyu yazmak varken evire çevire aynısını oynamak bir insana ne kazandırır? Bildiğin bir şey üzerinde devamlı olarak hareket etmekten başka bir şey değil bu. Bilinmeyeni öğrenmeye çalışmak varken; elinin altında zaten var olana ulaşmaya çalışmak, insanın hayat yolculuğunda kendine yapabileceği en büyük haksızlık. Bu yüzden aramaya daimi devam etmek elzemdir. Fakat bu arayış boş bir arayış olmamalıdır kesinlikle. Ne arıyorsun? Neden arıyorsun? Kaçıncıya arıyorsun? Bütün bu arayışlar içerisinde ne kadar farkındasın? Bunların hepsi birer kriter. Ne aradığına, neden aradığına dikkat etmek zorundasın. Çünkü gerçekte aradığın o şey, öyle alelade bir şey değil. Aradığın şey, Zümrüt-ü Anka’nın ta kendisi. Yani sensin."
Yazının tamamını görmek için: drive.google.com/file/d/1huLLCl0...felsefehayat.net/zumrut-u-ankani...
(...) "Öyle ya, bu hayatta hepimiz bir şeylerin peşinde koşuyoruz. Kimimiz parayı, şöhreti arıyor. Kimimiz ise aşkı, mutluluğu. Uzaktan bakıldığında hepsi iyi, hoş şeyler. Ama asıl olan bunlar mı ki? Önemli olan nokta bu. İnsanın bu dünyada yaptığı en basit şey; bir sarmalın içinde, duvarların arasında defalarca dönerek çıkış noktasını aramaya çalışmak. Bazen aynı yolu sayısını bile bilmediği kadar giderek çıkış kapısının farklı olmasını beklemek. Sil baştan. Sil baştan. Sonra, “Neden hep aynı son?”. Yeni senaryoyu yazmak varken evire çevire aynısını oynamak bir insana ne kazandırır? Bildiğin bir şey üzerinde devamlı olarak hareket etmekten başka bir şey değil bu. Bilinmeyeni öğrenmeye çalışmak varken; elinin altında zaten var olana ulaşmaya çalışmak, insanın hayat yolculuğunda kendine yapabileceği en büyük haksızlık. Bu yüzden aramaya daimi devam etmek elzemdir. Fakat bu arayış boş bir arayış olmamalıdır kesinlikle. Ne arıyorsun? Neden arıyorsun? Kaçıncıya arıyorsun? Bütün bu arayışlar içerisinde ne kadar farkındasın? Bunların hepsi birer kriter. Ne aradığına, neden aradığına dikkat etmek zorundasın. Çünkü gerçekte aradığın o şey, öyle alelade bir şey değil. Aradığın şey, Zümrüt-ü Anka’nın ta kendisi. Yani sensin."
Yazının tamamını görmek için: drive.google.com/file/d/1huLLCl0...felsefehayat.net/zumrut-u-ankani...