ELLERİ VAR ÖZGÜRLÜĞÜN
(…)
Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!
(…)
Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlarına
Eşitliğe doğru giden.
(…)
Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
ATEŞ DANSI - I
Ateşe düştüğünü gördüm kadının
Dans edişini durduramamıştı yine de
Sularla titreyen sabah rüzgârı iğneleriyle
Parlayıp parlayıp sönüyordu tükenen bir mum gibi
Bahar iplikçilikleriyle dokunmuş giysileri
Soluğu alevdi, kızgın kum çığıydı sesi
Sonbahar kızıllığıyla elleri tutuşturuyordu göğü
Cennet kentinden cehennem kentine atılmış köprü
İdi vücudunu saran bir ebemkuşağı kefeni
Durduramamıştı yine de dans edişini
Ne harf ne söz ne yazı ne işaret
Ne büyü ne afsun ne üfleyiş sanatı
Ruhu katrandan damıtılmış o sıcak
Dağların dibinden gelen depremi durduramazdı
Deprem, kollarında bir kuş, berrak ve ak
Heykeltıraş için değil, ressam için değil
Şair için model olmayı bildi
Güneşe giden ateşin jesti mimiği
Bir anda hayatı soyunup ölüme girdi
Ne harf ne söz ne yazı ne işaret ne dil
Yeni bir abc. Düğün. Şiir ve yolculuğu
saat saat sona eren tutsaklık
Bir sırrın aynasında tüten buğu
Meczupluğun kıyısında görünen ışık
Mecnunluğun batısında sallanan doğu