Nötron Yıldızı

Nötron Yıldızı
∆ çünkü karanlığı, yalnızca bilimle fethedebiliriz! 𝒩 A lonely soul
Öğrenci
yeditepe bilgisayar
soluk mavi bir nokta
17 Mayıs 2003
63 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Doğruların er geç ortaya çıkmak gibi bir huyları vardır. / Çağrı Mert Bakırcı
Bilim
1988 Lenski deneyi ile ilgili alıntıya yaptığım yorum.
Bir not eklemek istiyorum: bazı internet sitelerinde gördüğüm üzere bir grup insan Lenski deneyi'nin evrime delil olmadığını ileri sürüyorlar. Bir kaç sitede okumama rağmen (ki siz de bakarsanız neredeyse hepsinde aynı ifadeler var) özellikle sorularla İslamiyet sitesinde evrim ağacının internet sitesindeki makalede geçen "aslında bazı araştırmalarda oksijenli ortamda da sitratı sindirebilen bakteriler kaydedilmiştir" ifadesi aslında canlılarda sitratı sindirmek için gerekli genlerin olduğunu ve bu genlerin uygun çevre şartlarında fenotiplerine yansıdığı söyleniyor. Yani söylenmek istenen canlılarda 60.000 nesil geçmesine rağmen hiçbir değişim olmamıştır. Genlerinde zaten bulunan bir kaç özellik çevrenin değişmesiyle dış görünüşe yansımıştır. Dolayısıyla bu deney kesinlikle evrime kanıt niteliği taşımaz. Öncekile bu durumda söylemek istediğim şey sanırım evrim ağacının makalesinin tamamını okumamis oldukları. Çünkü makalede alıntılanan sözden sonra diyor ki "fakat bu durumun konumuzla pek alakası yoktur çünkü Lenski deneyin başında e.coli bakterinin hiçbirinin sitratı hücre içine almak ve sindirmek için gerekli proteini taşımadıklarından emindi." Burda söylediği üzere genlerinde zaten sitratı sindirmek için gerekli proteini üretecek bir dizilim yok. Tabii buna da şunu diyebilirler: aslında bakterilerde o proteini sentezlemek için gerekli genler vardı fakat ortam şartlarından dolayı bunu fenotiplerinde göstermediler. Öyle olduğunu düşünsek bile Lenski yaptığı denemelerle ilk atasal bakterilerde bu genin olmadığını ispatlamıştır. Nasıl ispatladığını da evrim ağacının makalesinden direkt alıntılayacağım "31.000'inci nesilden önceki nesillerden bakteriler alıp, bunları başka kaplarda üretmeye devam ettiklerinde, sitrat sindiriminin spontane olarak tekrar tekrar
Bilim
cinsel seçilim ve cinsel seçilim'in oluşumu üzerine
Genlerimiz, bizim ne olacağımızı büyük ölçekte belirlemektedir. Çevre de bu genler üzerine etki ederek detayları oluşturmakta ve netleştirmektedir. Dolayısıyla bir yavrunun ne olacağını, tamamen olmasa da büyük ölçekte genlerine bakarak görebiliriz. Bu durumda ebeveynler için, kendi genlerini de taşıyacak yavruları oluşturmak açısından en uygun eşleri seçmek şart olmaktadır. Dolayısıyla Cinsel Seçilim dediğimiz bu seçim süreci, cinsiyetlerin ayrılması sırasında, ilk başlarda muhtemelen daha az etkiliyken, zaman geçtikçe daha güçlü bir mekanizma halini almıştır. Bu nasıl olabilir? Burada gördüğümüz, bir seçilim türünün, bir diğerini pekiştirmesidir. Cinsiyetlerin ayrımı sırasında, günümüzden yüz milyonlarca yıl öncesinde, Cinsel Seçilim çok fazla etkili değildi diye belirtmiştim, çünkü bu tip seçilimin etki edebileceği kadar cinsel farklılık bulunmuyordu. Dolayısıyla, cinsiyetlerin oluşumundan sonraki dönemde, farklı cinsiyetten bireyler birbirlerini halen rastgele seçiyorlardı. Ancak süreç ilerledikçe, bazı tercihler genetik kombinasyon bakımından daha verimli yavrular üretmeye başlarken, bazıları daha başarısız yavrulara neden oluyordu. Bunun sebebi ise cinsiyetlerin oluşumuyla birlikte farklılaşan genetik dağılımdı. İşte Doğal Seçilim (ve hatta muhtemelen Genetik Sürüklenme), bu noktada Cinsel Seçilim’i tetiklemeye başladı diye düşünebiliriz. Yani en doğru eşleri seçmeyi başarabilenler, bunu her ne şekilde başarıyorlarsa, Doğal Seçilim sayesinde bu seçimin sonuçları desteklenmiş olabilir. Bu durumda, bu ebeveynlerden oluşan yavrular da, üreme çağına geldiklerinde benzer bir başarıyla eşlerini seçmiş olabilirler. Bu sürecin devamı sonucundaysa giderek farklılaşan cinsiyetleri ve giderek güçlenen Cinsel Seçilim’i görmemiz işten bile değildir.
Bilim
Karanlığı bilimle fethet!
Bilim