Sagopa Kajmer'in 24 şarkısını biraz Türkçe rap dünyasına hakim olup da bilmeyen yoktur zannımca. Sago bu şarkısında yitip giden bir günden bahseder, 24 saat geçmiştir. Yeni bir gün gelecektir ve eskisine veda vaktidir. Zor bir ayrılıktır bu, sanki öylesine değerli bir gün geçirmiştir ki onu bırakmak istemiyordur. Şarkıya tekrardan dönüp baktığımızda ise günün herhangi bir fazladan özelliği olmadığını fark ederiz. Bu da diğerleri gibi geçip giden, anı defterinde bir sayfa daha olacak olan bir gündür. Peki o zaman adına şarkı yapılmasının nedeni günde yaşananlardan ziyade bizzatihi günün kendisi midir?
Yaşlanan bir gün bugün, ayrılık vakti artık. Bir son, bir başlangıç. Yirmidört temalı yazıma bu yüzden bir sonla başlamak istedim. Biten bir yılın 11. ayında, biten bir gününse -2. saatinden bir yazı bu. Günün içinde olanlar önemsiz, biraz kendisine odaklanmak lazım. Yaşama ve onun sıradanlığına, sadeliğine ve güzelliğine; eski bir postumda dediği gibi: "...ve yaşamın sıradan güzelliği bana çarptı"
Peki sago şöyle bir kenarda dursun. Insanin en ideal süre ölçü birimlerinden biri olan günlere ve saatlere odaklanalım. 1 gün ve 24 saat... Dakikalar da kullanışlı yerine göre ama genelde saatler bizim için önemlidir. Zamanı ölçen cihaza "dakika" değil de "saat" deriz. En temel birimimiz saat gibi ve sonraki nedir peki? Hiç sürpriz olmayacak şekilde gün, yani 24 saat. Sanki evrenin başlangıcı ve bitişi gibi, sanki insanın doğumu ve ölümü gibi, sanki güneşin doğuşu ve batışı gibi; yaşamın en küçük birimi ama sanki zamanı kapsar gibi. Bu durum sadece benim gibi köşesinde kod yazan bir birinci sınıf bilgisayar mühendisi elemanı değil de çok sevdiğimiz sanatçı abileri de etkilemiş gibi duruyor. Nightwish'in benim kanaatimce evrenin başlangıcından insanlığın yok oluşuna kadar geçen