Nötron Yıldızı

Nötron Yıldızı
∆ çünkü karanlığı, yalnızca bilimle fethedebiliriz! 𝒩 A lonely soul
Öğrenci
yeditepe bilgisayar
soluk mavi bir nokta
17 Mayıs 2003
63 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Mental çöküş halindeyim ya. Ölüne kadar yaşamakla meşgulum yalnızca. Çok kötü ve çok yalnız. Ifade etmek zor ve ifade kabiliyetimin her geçen gün azalması da cabası. Konuştuğum insan sayısı günden güne azalıyor. Bu durumdan çıkarsam bu yazdıklarım çok saçma gelebilir hatta belki geri gelir silerim. Kimin umrunda? Yeter ki kurtulayım. Ne fayda sağlar bilmiyorum, nefes almak bile yük olmaya başlıyor. Sabahları mutsuz uyanmaktan ve geceleri mutsuz uyumaktan hatta şu an olduğu gibi uyuyamamaktan bıktım. Böyle biri değildim ben, ne kadar mutsuz olursam olayım uyurdum. Mutsuzluk ve keyifsizlik; uykumu, yememi, saçımın dökülmesini vs etkilemezdi. Bittim ve daha da eksiliyorum. Nereye kadar gidecek?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
25 Aralık
Merhaba 1000kitap, merhaba 2024 25 aralık'taki ahmet ege ve sonrakiler, merhaba bu yazıyı okuyan herkes! Bugün nightwish'in kurucusu Tuomas Holopainen'in doğum günü. Her yıl bu güne özel (sakın noel ile karıştırılmasın) bir şeyler yapardım. Iki sene önce abiyogenez teorisi okumuştum ve evrimle ilgili kafamdaki soruları gidermiştim. Tuomas Holipainen'in bu konudaki ilgisinden de ötürü bu benim için en güzel hediyelerden biriydi. Geçen sene ne yaptım tam hatırlamıyorum diyebilirim belki yine böyle yazı yazmıştım belki de bi şeyler okumuştum. Ama genel ana motto bu günde kendime bir şeyler katmak. Bugün ise daha bi ayrı buruk... Çok geç hatırladım günün 25 i olduğunu. Sabahtan beri Python çalışıyorum ve yeni bir şeyler öğrenmeye mecalim yok bile diyebilirim. Ama 2024'ü kodlama yılı ilan etmiştik. Bu minvalde çalışmakta da o yüzden bir sakınca görmüyorum. Yine de bu güne özel bir yazı yazmam gerekiyordu. Bu 25 Aralık diğerlerinden çok farklı. Artık neredeyse hiç nightwish dinlemiyorum. Insanlar müzik zevkimi sorunca bile senfonik metalciydim şimdi prograsif rock dinliyorum diyorum. Ikinci bir nightwish var, her yönüyle beni ilk nightwish dinlediğim zamanlara götüren, bana bir şeyler katan, kelimenin tam ve gerçek anlamıyla beni hayatta tutan bir grup: king crimson. Nightwish'ten bir nota daha duymak için yaşayan Ahmet'in aslında yaşam için öyle ulvi anlamları kalmadı. Sadece deniyor. Galiba biraz da bu yüzden deneysel notalara kafayı takık. O anlamsız garip notaları dinleyip duruyor. Bir şeyler anlıyor, bazen de anlamıyor. Larkların dilinin aspiğin içinde olması (larks' tongues in aspic, king crimson) kadar saçma bir hayatta yaşayıp duruyor. Yine de arada bir heyecan duyabiliyor, yine. The greatest show on earth dinlerken yaşama karşı hissettiği heyecan az da olsa canlı.
24'lük yorgun bir gün
Sagopa Kajmer'in 24 şarkısını biraz Türkçe rap dünyasına hakim olup da bilmeyen yoktur zannımca. Sago bu şarkısında yitip giden bir günden bahseder, 24 saat geçmiştir. Yeni bir gün gelecektir ve eskisine veda vaktidir. Zor bir ayrılıktır bu, sanki öylesine değerli bir gün geçirmiştir ki onu bırakmak istemiyordur. Şarkıya tekrardan dönüp baktığımızda ise günün herhangi bir fazladan özelliği olmadığını fark ederiz. Bu da diğerleri gibi geçip giden, anı defterinde bir sayfa daha olacak olan bir gündür. Peki o zaman adına şarkı yapılmasının nedeni günde yaşananlardan ziyade bizzatihi günün kendisi midir? Yaşlanan bir gün bugün, ayrılık vakti artık. Bir son, bir başlangıç. Yirmidört temalı yazıma bu yüzden bir sonla başlamak istedim. Biten bir yılın 11. ayında, biten bir gününse -2. saatinden bir yazı bu. Günün içinde olanlar önemsiz, biraz kendisine odaklanmak lazım. Yaşama ve onun sıradanlığına, sadeliğine ve güzelliğine; eski bir postumda dediği gibi: "...ve yaşamın sıradan güzelliği bana çarptı" Peki sago şöyle bir kenarda dursun. Insanin en ideal süre ölçü birimlerinden biri olan günlere ve saatlere odaklanalım. 1 gün ve 24 saat... Dakikalar da kullanışlı yerine göre ama genelde saatler bizim için önemlidir. Zamanı ölçen cihaza "dakika" değil de "saat" deriz. En temel birimimiz saat gibi ve sonraki nedir peki? Hiç sürpriz olmayacak şekilde gün, yani 24 saat. Sanki evrenin başlangıcı ve bitişi gibi, sanki insanın doğumu ve ölümü gibi, sanki güneşin doğuşu ve batışı gibi; yaşamın en küçük birimi ama sanki zamanı kapsar gibi. Bu durum sadece benim gibi köşesinde kod yazan bir birinci sınıf bilgisayar mühendisi elemanı değil de çok sevdiğimiz sanatçı abileri de etkilemiş gibi duruyor. Nightwish'in benim kanaatimce evrenin başlangıcından insanlığın yok oluşuna kadar geçen
Müzik
Günbatımı hakkında birazcık şey bilmek onun romantizmine zarar vermez.
Bazen bilimcilerin hiç romantik olmadığı, her şeyin nedenini düşünme tutkularının dünyayı güzellik ve gizemden yoksun bıraktığı söylenir. Ama dünyanın gerçekte nasıl işlediğini -beyaz ışığın renklerden oluştuğunu, rengin bizim ışığın dalga boyunu algılamamız olduğunu, şeffaf havanın ışığı yansıttığını, bunu yaparken de dalgalar arasında bir ayrım yaptığını ve göğün, günbatımının kırmızı olmasıyla aynı nedenden mavi olduğunu- anlamak heyecan verici değil mi? Günbatımı hakkında birazcık şey bilmek onun romantizmine zarar vermez.
Sayfa 130
Bilim