Pınar

İnsan kalbi acayip, ne çabuk ısınıyor. Çabuk ısınıyor, çabuk kırılıyor... Ama soğuması için epey zaman gerekiyor, tamiriyse mümkün mü bilemiyorum..
Sayfa 261
Reklam
Onlar beni mutsuzluktan kurtarmaya çalışıyordu. Anı yaşamak ise mutluluğun șifresi sayılırdı. Başka ve çok daha uzun bir yolculuktu o. Sadece çocukların ve yetişkinlik kaygılarından arınabilenlerin kabiliyeti. Ender rastlanan bir hünerdi.
Sayfa 260
"Öyle bir hayat yok ki. Yaşıyorsak, acı hep olacak. Ama altında ezilmemeyi öğrenebilir insan. Acısında kaybolmadığı günler dileyebilir gelecekten. Yani kimisi mesela, mutlu olmak için özel bir sebep de aramaz. Mutsuz olmadığını fark etmek yeter mutlu hissetmesine. Anlatabiliyor muyum?"
Sayfa 259
Kulağa küpe olması gereken bir alıntı...
İnsan evvela ne istediğine karar vermeliydi. Hayat nasılsa geçiyordu. Onu kahrederek mi tüketecekti, yoksa zevk ederek mi? Çünkü mutsuz olmaya karar vereni, bașına değil talih, ebabil kuşu bile konsa yolundan çeviremezdi. Hayata kahretmeyi tarikat edinmiş olan, her türlü güzellikte bir çirkinlik, her türlü sevinçte bir mahzunluk bulmayı, sadece ve sadece onu solumayı becerirdi. Ama yok, tersine karar verdiyse, bu defa da bașına ne gelirse gelsin, altından kalkmayı bilirdi.
Sayfa 258
Gönül çıktıktan sonra vedalaşmadan ayrıldıklarım listesine bir kiși daha eklediğimi düşünüp kederlendim. Çünkü vedalaşılmadığında, ayrılık eksik kalıyor. Ayrılmaktan çok, koparılmaya benziyor. Yırtılmaya. Sancılı ve huzursuz bir şeye.
Sayfa 250
Reklam