Kitabın açılışında Nevzat Çelik'in ‘’İtirazın İki Şartı’’ isimli şiirinin ilk üç dizesini okuyoruz..
“Çok olmadığımız kesin
Çok olan tarafta değiliz
Çok olmayacağımız kesin...”
Evet her zaman AZ olduk, bu platformda yazan insanların zaten çoğunlukta olması beklenemez ki… Bu kadar kitap okuyan ve bununla da kalmayıp güzel yorumlar yapan, incelemeler yazan bizler elbette ki Türkiye nüfusunu düşündüğümüzde azınlıkta olduğumuzu farketmişizdir…
Hakan Günday'ın yarattığı karakterler, hatta kitaplar ‘çoğunlukta’ olan tarafta olmasından ziyade azınlıkta bile bulamayacağımız konumda oldular hep. Uçta olan kahramanların hikayeleri, yaşayışları, konuşmaları ve hatta küfürleri ile biz "normal"leri her zaman içine çekti
Az’da iki Derda'nın hikayesini okuyoruz. Kız Derda ve erkek Derda. İkisinin farklı ve çok trajik, karanlık öyküleri var. Beni en çok etkileyen birinci bölümdeki kız Derda’nın öyküsü oldu. Başına gelenleri dehşet içinde okudum diyebilirim. İkinci bölümdeki erkek Derda’nın öyküsü de farklı bir güzellikteydi ama kız Derda’nın öyküsü daha can alıcıydı. Evet kitap hakkında okuduğum tüm eleştiriler tesadüfler üzerine. Okuyucular haklılar da aslında. Yeşilçamdaki filmleri aratmayan tesadüfler ile bu iki Derda’nın yolları kesişiyor. İlk gençlik yıllarında Yeşilçam filmlerinin neredeyse tümünü ayıla bayıla izleyen ve hayal kurmayı çok seven ‘’genç!!’’ bir kadın olarak ‘’Hayat tesadüflerden oluşmuştur’’ mottomu öne sürerek kitaptaki tesadüflerin beni rahatsız etmediğini söylemeliyim. Kitap öylesine hayatın içinden, öylesine merak ediyorsunuz ki herşeyi… Tesadüfler gerçekçi mi değil mi bir süre sonra umurunuzda olmuyor. Hakan Günday’ın cümleleri ile bazen mest olup kendinizden geçiyorsunuz, bazen suratınıza tokat yemiş gibi oluyorsunuz. Tesadüflerle dolu olsa da, fazla şiddet