Eren Akbaş

Adım filozofa çıkmıştır benim. Kendi tutkularını dizginleyemeyen şu koca filozofa da bakın!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nasıl da uğraştım kendimce sana kara çalmaya. Aklımdan tüm kusurlarını tekrarladım, durdum. Yalan söylemiştin, hatırladım. Bir keresinde epeyce kabaydı davranışın. Bu da işe yaramadı. Hatalarında da sen vardın. Onları hatırlarken erdemlerin geliyordu aklıma; güzelliğin canlanıyordu gözlerimde.
Tanrım! Nasıl da gıpta ediyorum, sevgisi bizim gibi olmayanların mutluluğuna.
Düşünmüştüm ki, seni görmezsem eğer, bir anı olursun, canım istedikçe belleğimde canlanan. O da canım isterse. Ama ne oldu? Anılarıma gömdüm kendimi, teslim aldın benliğimi.
Ayrılık sevdanın türbesidir derler. Derler ki, uzun ayrılıklarda ölür gidermiş sevdanın sıcaklığı. Madem öyle, neden azalmadı aşkımız, bir nebze bile? Yokluğun durup dinlenmeden sevdamı hatırlatıyor sadece.