Gördüğü günlerin sayısından ve içine çektiği nefeslerin toplamından çok daha yaşlıydı. Geçmişi bugüne bağlamıştı; ardındaki sonsuzluğun o kudretli nabzı onun içinde de zonklayarak atıyordu, iklimlere hükmeden, gelgitleri emreden bu nabız, onun da sahibiydi.
Varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselemediği bir kendinden geçme hali vardır. Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme, esrime hali, insan ancak en hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir. Bu hayatı unutma hali sanatçıyı etkisine aldığında bir alev gibi ondan dışarı taşar; bir askeri etkisine aldığında o asker cephede savaş çılgınlığına kapılarak düşmanına en ufak merhamet göstermez.