Esmanur Üstüner

Bilinmelidir ki, ameline güvenmek, sâliklere yolun başında arız olan en kötü tehlikelerden biridir.
Alıntı
Reklam
✿Âyet-i kerimede: "Ey îmân edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bazısı günahdır. Bir de tecessüs etmeyin. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizi gıybet etmeyin. Ölü kardeşinin etini yemeyi sizden hanginiz sever? Allah'dan korkun. Şüphesiz ki Allah tevbeleri kabul eden, rahmet ve merhamet sahibidir." (Hucurat süresi/12) ✿Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, "Allah bir kulunu sevdiği zaman ona ayıplarını, kusurlarını gösterir" buyurmuşlardır.
Din
Tevbe, ancak kişi tevbenin ne demek olduğunu bilip de tevbe ederse sahih olur. ✿Bunun için üç sey lazımdır. 1. Kişi tevbe etmediği takdirde Allah'ın onu kötülüklerden korumayecağını bilmelidir. 2. Tevbe etmeğe muvaffak olduğu zaman ferahlamalıdır. 3. Allah'ın onu her an gördüğünü ve kalbine her an nazar ettiğini bilmelidir. ✿Tevbenin üç şartı vardır: 1. Günahından pişmanlık duymak. 2. Allah'a tazarrû ile niyaz etmek (yani günahını söyleyerek tevbe etmek) 3. Günahdan kopup ayrılmak. Bir daha o günahı işlemeyesiye azmetmek, kesin karar vermek ✿Tevbenin hakikatı üçtür 1. İşlediği günahı büyük görmek 2.Yaptığı tevbeyi kusurlu ve yetersiz görmek 3. Yaratılış icabı olan kusurlarının Allah tarafından affını dilemek ✿Tevbenin hakikatlerinin sırrı üçtür: 1.Takvasını kirden temizlemek 2.Günahını unutmamak 3.Daima tevbesinden de tevbe etmek. Çünkü Cenâb-ı Hak "Ey mü'minler! Hepiniz birden Allah'a tevbe edin ki felah bulasınız. Yani tam kurtuluşa eresiniz!" Nur sûresi /31) buyurmuştur. ✿Tevbenin sırlarının incelikleri üçtür: 1.İşlediği günaha bakmak.
Sayfa 132 - Erkam Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Sen Bu Dağı Aşamazsın
Sen bu dağı sevemezsin; yüzün yok Yürüdükçe ayakların aşındı O eğilen, çöl beyazı başındı Hangi yolda kayboldun ki, izin yok Mevsimlerin kıyısında Hangi ruhu arıyorsun her sabah Ufuklara dokundun mu kalbinde Limanları doldururken ayrılık Kum saatlerinde gördün mü denizleri Nice kervan menziline varıyor Aynı yerde duruyorsun her sabah Sen bu dağa varamazsın; yurdun yok Istırabın karasına Meczupların yarasına Can merhemi olamazsın; derdin yok Parmaklarının ucunda Hangi nehrin sularıdır çağlayan Parmaklarının ucunda Bir yıldız mı taşıyorsun, bir kuş mu Sen yağmurun kanatları altında Beni saran rüya Beni yakan ses Yankılan ömrümün aynalarında Sen bu dağı delemezsin; yerin yok Adımların kıyılarda tükenir Şakakların kan gölünde yıkanır
hindiba masalları
Uyku Masalı Bu bitimsiz nazarı boncuklara yazmışsın Bir mevsimin eflâtun tellerine dizmişsin Duydum ki gökyüzüne üçgenler bırakarak Bulutlara kırmızı daireler çizmişsin Derdini bir anlasan dargın kelimelerin Çatlak dudaklarindan kırgın kelimelerin Yıllardır diyâr diyâr esrârını arayan Yüzündeki güneşe vurgun kelimelerin Duydum ki dağa çıkmış derinde uyumuşsun Ruhunu düne vermiş, yarında uyumuşsun Uyanıp yürümüşsün bozkırlardan öteye Uyku bilmeyenlerin yerinde uyumuşsun Kök bitti; gök yarıldı; eridi toz ve zaman Artık hemhâl değiliz âlemde biz ve zaman Çekildi yeryüzünden renklerin susuzluğu Ne kış kaldı, ne bahar; gitti yaz, güz ve zaman
Edebiyat
Reklam