✿Âyet-i kerimede: "Ey îmân edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bazısı günahdır. Bir de tecessüs etmeyin. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizi gıybet etmeyin. Ölü kardeşinin etini yemeyi sizden hanginiz sever? Allah'dan korkun. Şüphesiz ki Allah tevbeleri kabul eden, rahmet ve merhamet sahibidir." (Hucurat süresi/12)
✿Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, "Allah bir kulunu sevdiği zaman ona ayıplarını, kusurlarını gösterir" buyurmuşlardır.
Tevbe, ancak kişi tevbenin ne demek olduğunu bilip de tevbe ederse sahih olur.
✿Bunun için üç sey lazımdır.
1. Kişi tevbe etmediği takdirde Allah'ın onu kötülüklerden korumayecağını bilmelidir.
2. Tevbe etmeğe muvaffak olduğu zaman ferahlamalıdır.
3. Allah'ın onu her an gördüğünü ve kalbine her an nazar ettiğini bilmelidir.
✿Tevbenin üç şartı vardır:
1. Günahından pişmanlık duymak.
2. Allah'a tazarrû ile niyaz etmek (yani günahını söyleyerek tevbe etmek)
3. Günahdan kopup ayrılmak. Bir daha o günahı işlemeyesiye azmetmek, kesin karar vermek
✿Tevbenin hakikatı üçtür
1. İşlediği günahı büyük görmek
2.Yaptığı tevbeyi kusurlu ve yetersiz görmek
3. Yaratılış icabı olan kusurlarının Allah tarafından affını dilemek
✿Tevbenin hakikatlerinin sırrı üçtür:
1.Takvasını kirden temizlemek
2.Günahını unutmamak
3.Daima tevbesinden de tevbe etmek.
Çünkü Cenâb-ı Hak
"Ey mü'minler! Hepiniz birden Allah'a tevbe edin ki felah bulasınız. Yani tam kurtuluşa eresiniz!" Nur sûresi /31) buyurmuştur.
✿Tevbenin sırlarının incelikleri üçtür:
1.İşlediği günaha bakmak.
Sen bu dağı sevemezsin; yüzün yok
Yürüdükçe ayakların aşındı
O eğilen, çöl beyazı başındı
Hangi yolda kayboldun ki, izin yok
Mevsimlerin kıyısında
Hangi ruhu arıyorsun her sabah
Ufuklara dokundun mu kalbinde
Limanları doldururken ayrılık
Kum saatlerinde gördün mü denizleri
Nice kervan menziline varıyor
Aynı yerde duruyorsun her sabah
Sen bu dağa varamazsın; yurdun yok
Istırabın karasına
Meczupların yarasına
Can merhemi olamazsın; derdin yok
Parmaklarının ucunda
Hangi nehrin sularıdır çağlayan
Parmaklarının ucunda
Bir yıldız mı taşıyorsun, bir kuş mu
Sen yağmurun kanatları altında
Beni saran rüya
Beni yakan ses
Yankılan ömrümün aynalarında
Sen bu dağı delemezsin; yerin yok
Adımların kıyılarda tükenir
Şakakların kan gölünde yıkanır
Uyku Masalı
Bu bitimsiz nazarı boncuklara yazmışsın
Bir mevsimin eflâtun tellerine dizmişsin
Duydum ki gökyüzüne üçgenler bırakarak
Bulutlara kırmızı daireler çizmişsin
Derdini bir anlasan dargın kelimelerin
Çatlak dudaklarindan kırgın kelimelerin
Yıllardır diyâr diyâr esrârını arayan
Yüzündeki güneşe vurgun kelimelerin
Duydum ki dağa çıkmış derinde uyumuşsun Ruhunu düne vermiş, yarında uyumuşsun Uyanıp yürümüşsün bozkırlardan öteye
Uyku bilmeyenlerin yerinde uyumuşsun
Kök bitti; gök yarıldı; eridi toz ve zaman
Artık hemhâl değiliz âlemde biz ve zaman Çekildi yeryüzünden renklerin susuzluğu
Ne kış kaldı, ne bahar; gitti yaz, güz ve zaman