Esmanur Üstüner

Mevlâna Hüdavendigâr'ın vaazları
"Aziz dost, kulak tut sözüme! Dinle beni!.. Aklın tutsağıdır duygu, akıl da ruhun... Duru bir ırmağı andırır ruh, tertemiz bir ırmağı... Maddi düşünceler ve nefse ilişkin arzular da ırmağın üzerini kaplamış bir avuç çerçöp...Eğer bir yana itiverirse aklın eli o çerçöpü, ırmak kendini gösterir, berrak ve duru... Dünya arzuları kaplarsa suyun yüzünü eğer... Eğer hayvani arzular baskın olursa tende... Nefis gülmeye başlar o vakit, ve akıl ağlamaya... Aklı hakim ve duyguları mahkûm olan kişidir uyanık iken de rüya gören ve kendisine göklerin kapıları açılan..."
Reklam
Sabır nasıl ilahi birlikteliği sağlıyorsa onun tersi olan şekva da kişiyi manevi desteği hissetmekten mahrum eder.
İmtihan tesellisi
Kıvam, seviye ve kalitemizin ortaya çıkarılması ve kendi iç halimizin bize gösterilmesi açısından da musibetlere giriftar oluruz.
İnsanların kalplerinin altın mı, bakır mı olduklarının tespit edilmesi, inanç ve düşüncelerinde samimi olup olmadıklarının kendilerine gösterilmesi açısından musibetler zaruridirler. Bir değil, on değil, yüz kere sınandığı halde, aynı inanç ve kararlılıkta olan birinin, prensiplerine ve inançlarına bağlılığı ve samimiyeti zirvede demektir.
Sayfa 103·Kitabı okudu
İlim, İrfan, Hikmet
Hikmeti yitiren hayat, bayatlar, solar. Hakikati yitiren hayatsa, insanı yalnızca ağlarına bağlar, soldurur. İlim, hakikatin ‘söz’ hâlidir. İrfan, hakikatin ‘göz’ (kalp gözü) hâlidir. Hikmetse hakikatin ' öz ' hâli. İlim, ‘çağrı’dır: İlâhî çağrı. İrfan, ‘çağ’dır: Nebevî çağ. Hikmet’se, çağlayandır: İlâhî ‘çağrı’yla buluşan, nebevî ‘çağ’la oluşan insanın, hakikati çağlayana dönüştürme çabası. İlim, ‘söz’ü zenginleştirir. İrfan, ‘göz’ü derinleştirir. Hikmet’se, ‘öz’ü gürleştirir. İlim, ‘ribat’tır: Hakikate bağlanma. İrfan, ‘irtibat’tır: Hakikatin bağlarını birbirine bağlama. Hikmet’se, ‘râbıta’dır: Bağ kurma, çağ kurma, ‘çağrı’yı gürül gürül akan, insanı yıkayıp arındıran bir ‘çağlayan’a kavuşturma. İlim, ‘bakış’tır. İrfan, ‘akış’tır. Hikmet’se varış. Hâsıl-ı kelâm, ilim, hakikatin toprağa düşürülen tohumudur. İrfan, hakikat ağacının tomurcuklanmasıdır. Hikmetse, filizlenen, yeşeren, tomurcuklanan hakikat ağacının meyveye durması. Yusuf Kaplan
Reklam