Kendilerine dair değer hislerini neredeyse tamamen yitirmek üzere olan kimseler genellikle kendi kendilerini suçlama eğilimindedirler, zira değersizlik ve aşağılanma duygularının yarattığı keskin acıyı bastırmanın en kolay yolu budur.
Günümüzde kendini beğenmişlik ve kibre karşı vaazlar vererek bir kitle edinmek çok kolay, zira insanların çoğu kendilerini öyle boş ve değersiz hissediyorlar ki onları suçlayan biri çıktığında haklı olduğunu kabullenmeye hazırlar.
Aldous Huxley şöyle yazmıştır: "Çoğumuz için en can sıkıcı ve boğucu hayat kendimizle yaşadığımızdır." Neyse ki bu genellemenin doğru olmadığı anında söylenebilir; Spinoza'nın yaşadığı en can sıkıcı ve boğucu saatlerin yalnızken geçirdiği saatler olduğu deneysel olarak kanıtlanmış bir gerçek değil; aynı şey Thoreau, Einstein, İsa yahut şan şöhret sahibi olmayıp Kierkegaard'un deyişiyle kendine dair farkındalığı yakalamaya cüret eden diğer tüm insanlar için de geçerli.
Kendini güçsüz hisseden kimse zorbalaşır, daha da güçsüz olanlarsa kabadayılaşır; el kol oynaması, çok konuşma, ukalalık yapma ve işi yüzsüzlüğe vurma eğilimi bir kişi yahut gruptaki gizil endişenin başlıca belirtilerindendir.
Şişinmek ve ukalalık genellikle içsel bir boşluk ve kişinin kendinden şüphe ettiğinin belirtisidir; endişe hissinin üzerini örtmek için en sık başvurulan yöntem gurur gösterisi yapmaktır.