• Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
  • Doğu her zaman ebedî gerçeğe Batı' dan daha yakındı; ama Batı uygarlıkları maddî hayat beklentileriyle Doğu' yu yutuverdi.
    |Andrei Tarkovski
  • Cihad, insanlığın tüm prangalardan kurtuluşuna ve dinin tamamının Allah'a ait oluşuna dek bitmeyecek ebedi bir olgudur.
  • 70 - Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başka; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

    71 - Ve her kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

    72 - Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler.

    73 - Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.

    74 - Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl" derler.

    75 - İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.

    76 - Orada ebedî kalacaklar, orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır.

    77 - (Resulüm!) De ki: "Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkârcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır!
  • Daha önce sıkıntılardan kurtularak saâdete ermenin Vâcibü'l-vücûd'u bir göz kırpışı müddetince bile aymazlığa düşmeden devamlı mûşâhede etmeye bağlı olduğunu da bununla anlamıştı, Sonra bu müşâhedenin devam etmesini sağlayacak hususlara nazar eyledi. Bu nazar eyleyiş neticesinde, bu üç şeyi yap maşının zorunlu olduğu ortaya çıktı.


    1. Birinci benzerliğin gerektirdiği eylemlerin müşâhedeye herhangi bir katkısı olamaz. Bilakis insanı bundan alıkoyar, önüne engeller çıkarır. Çünkü bü benzerlik duyularla alâkalı işlerle uğraşmayı gerekli kılmaktadır. Bedensel işlerin tümü müşâhedenin önüne çekilmiş bir perdedir,

    2.  İkinci benzerliğin gerektirdiği eylemler, gök cisimlerine benzemeyi sağlayan hayvânî rûhun isterleri itibariyle kaçınılmazdır. Bu eylemler müşâhedeyi engellemesine karşın hayvânî rûhun devamı için gereklidir.Gök cisimlerine benzeyiş tam anlamıyla gerçekleştiğinde, daimî müşâhede yolunda önemli bir adım atılır. Fakat bu müşâhede arı bir müşâhede olmayıp katışık bir müşâhededir. Zira bu yolla müşâhedeye erişenler kendi zâtlarını da düşünürler, kendileriyle alâkadar olurlar.

    3. Üçüncü benzerlik ile katıksız bir müşâhede ve katıksız bir istiğraka (kendindep geçme) erişilir. Bu müşâhedede, Vâcibü'l-vücûd'dan başkasına ilgi ve yönelim söz konusu değildir. Bu şekilde müşâhedeye erişenlerin zâtları yitmiş ve yok olmuştur. Hatta Hakk ve Vâcibü'l-vücûd olan tek zâttan gayrı büyüklü küçüklü tüm varlıklar yokluğa gömülmüşlerdir.*



    * Dipnot s.126: Tanrı bilinci dışında her şeyin bilincinin kaybedilişini, mistikler, kutsal bilincin temel bir şartı sayarlar. Tanrı'da fenâ olma durumunun en güzel örneğini, Augustine'de bulmaktayız. Annesi ile beraber Tanrı'yla konuşan Augustine şöyle der: "Biz şöyle diyorduk: Eğer insanların bedeni susmuşsa yer, su, hava ve gök susmuşsa; ve hatta rûh susmuşsa ve rûh kendini düşünerek kendini aşamıyorsa; tüm rüyalar, hayâller, diller ve işaretler konuşmuyorsa (çünkü bütün bunlar "kendimizi biz değil, O yarattı" der) bunlar bunu dedikten sona onlar da susmalı ki onlarla değil, kendisi konuşan ve onları yaratan O konuşsun. O konuşsun ki O'nun sözlerini beden veya melekler vasıtasıyla değil, ışık veya karanlık yoluyla değil, bunlarda doğrudan işitelim. Yine O'nun zâtını bunlardan olmadan da duyalım (şu anda ikimizin her şeyi aşan o ebedî Ve ezelî Hikmete dokunduğumuz gibi). Eğer bu hal devam etse ve başka vizyonlar elde edilirse, bu vizyon sahibini alıp götürüp bu içsel hazlarda yok etse; böylece hayat şu anda içinde bulunduğumuz tecrübe içerisinde ebediyete kadar devam etse- bu, Tanrı'nın sevincine ortak olmak değil midir? 


    Confessions, IX, 25; Gazzâlî, Munkız, tr. Watt, s. 61. yine bkz. Risâle-i Kuşeyriyye (Kahire, 1346, s.28 ) üzerine yazılan Ensâri Şerhi; ve F. Jabre, "L'Extase de Plotin et le Fana de  Ghazali", Studia Islamica, VI, 1956, ss. 101 vd.

     
    İbn-i Sina
    Sayfa 64 - İnsan yayınları
  • "Rabbim, bize dünyada hasene ver" duasını yaparken muradımız şu olmalıdır: "Rabbim, şu dünya hayatımızda Senin esma-i hüsnânı tanımayı, ve o isimleri tanımanın gerektirdiği bir ubudiyet şuuruyla yaşamayı nasip et. Şu dünyada her neye muhatap olursak olalım, o şeyde cilvelenen esma-i hüsnanı bize okuttur; o şeyi bizim için asıl meyvesini ebedi cennet yurdunda yiyeceğimiz bir fidan kıl. Bize bir an bile esma-i hüsnanı unutturma; bir an bile gayriimani bir nazarla baktırma; ta ki, Mahkeme-i Kübrada hesaba ve cehennemde azaba duçar olmayalım.
  • Gece ile gündüz birbirini takib ederken zamanın ne nimeti, ne de sıkıntısı ebedî kalacak değildir.
    İmam Maverdi
    Sayfa 474 - Temel Neşriyat