Mehmet Şahin ÇİL, bir alıntı ekledi.
26 dk. · Kitabı okuyor

Büyük Hükümdar Selahattin-i Eyyübi dünyadan göçme zamanının geldiğini anlayınca Şeyh-ül İslâm’ı çağırır ve ona:
- Bir insan öldüğü zaman ne kadar kefen gerekir?
- Altı arşın hükümdarım.
Bir mızrak ve bir kefen getirilmesini ister. Bir asker çağırıp: “Bu kefeni mızrağa tak. Bağdat sokaklarında dolaş ve şöyle de: Ey ahali! Ülkeler, servetler sahibi Selahattin-i Eyyübi yalancı dünyadan ebedi âleme şu kefenden başka servet götüremiyor, ibret alın!..”
Umarım ibret alırız, sevgili dostlarım.Umarım!

İnsanlar Uyurlar, Ölünce Uyanırlar, Emre Dorman (Sayfa 40)İnsanlar Uyurlar, Ölünce Uyanırlar, Emre Dorman (Sayfa 40)
betül sema, bir alıntı ekledi.
37 dk.

Modern kültür şarkılarıyla, filmleriyle, romanlarıyla romantik aşkın asla ölmeyeceğini, sonsuza dek yaşayacağını fısıldıyor. Oysa gerçekte aşk ebedi değildir ve tutku ölür..

Terapi, Kemal Sayar (Sayfa 105 - Timaş Yayınları)Terapi, Kemal Sayar (Sayfa 105 - Timaş Yayınları)
Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Solaris-İman Arayışında
Hatıralar okyanusu Faust'un dünyasından geçerek her şeyi görebileceğimizi bize öğretir. Christ (Faust) yeryüzünde Hurry'ye (Margerit) aşık değildi. Hatta onun ölümüne neden olmuştur. Ancak uzay üssündeki Solaris'te Chris tekrar ona kavuşur. Bu yeniden buluş, bu defa kaçışı olmayan bir aşktır. Önceleri, onun şerrinden kurtulmak ister; ama o birçok gidişten (ölümden) sonra defalarca geri döner. Chris kendi yalnızlığında, cisimsel (fiziksel) varlığını ona değil de okyanusa borçlu olan bir kadın sayesinde sonunda aynı zamanda hem günah hem de aşk duygusu ile tanışır. O, filmin sonunda "ebedi olarak yaşamanın mümkün olmadığını ancak ebediliğin başka bir şekilde tecelli ettiğini" anlar. Chris, Solaris'in sırrını keşfeder. Bu sırra dünyevi ve Faustvari bilgisi sayesinde değil de manevi ve kalbi aydınlanmanın yardımıyla ulaşır. Ona hakikati gösteren teorik ön yargı (veya bilimsel yöntem) değildi. Aksine o yaşamış olduğu deruni değişim tecrübesi sayesinde kendini eşyanın bilgisi karşısında buldu. Bu Tarkovski'nin modern dünyanın buhranıyla bir bütün olarak ilk karşı karşıya gelişidir. Solaris de Andrey Rublev kadar Sovyet rejimi için tehlike arz ediyordu. Bu filmde sorgulanan temel mesele modern felsefe ve onun ahlaki temelleridir. Herkes kendi geçmişi ve tercihlerinin sorumlusudur. Böylece herkes kendi günahını taşımak durumundadır. Herkes bir başkasının günah yükünde pay sahibidir. Herkesin bu düzende az çok payı olduğu için de, herkesin payına utanç düşmektedir. Utanma (haya) Solan's'te hatıraların
yeniden canlandırılmasındaki temel ilişkidir. Geçmişe olan bu tarz bir yaklaşım, geleceğe yönelik bir kavram ile birlikte genişler. Şu andan itibaren modernizmin bilimsel ilerleyişi sonucu bizde nüve bulan teknolojiye aşın güveni ve modern inançtan kaynaklanan ahlaki sıkıntıları göz önünde bulundurmalıyız.
Tarkovski de Antonioni gibi, "İnsanın korkusu bilimin bilinmeyenlerinden değil, ahlakın bilinmeyenlerinden kaynaklanır." yargısına dikkati çeker.

Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)
Yunus, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Siz, dostlarım, kayıtsız şartsız entelektüel dürüstlük arayışının ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. Oysa benim için o, anneden ve babadan, sevgiliden ve aşktan, kayıp cennetten ve ebedi huzurdan daha önemlidir."

Köle, Hans Kirk (Sayfa 79 - Yordam kitap)Köle, Hans Kirk (Sayfa 79 - Yordam kitap)

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adi ile.
1- Veyl o insanları çekiştirip kaş göz işaretleriyle alay edenlerin bütününe 
2- Ve bir mal toplayıp hep onu sayana!
3- Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır.  4- Hayır, andolsun ki, o Hutame'ye (cehenneme) atılacaktır! 
5- Bildin mi Hutame nedir?
6- Allah'ın, tutuşturulmuş ateşidir
7- Ki, gönüllerin ta üstüne çıkar!
8- O (ateş), onların üstüne kapatılacaktır mutlaka,
9- Uzatılmış sütunlar içinde olarak.

Hümeze Suresi

Mehmet Cevat Ülker, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

ﺑَﺎﻗِٓﻰ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ:

"Bâki-i Hakikî yalnız sensin.
Masiva fânidir.
Fâni olan elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz." manasını ifade ediyor.
Lemalar - 15

Lem'alar, Bediüzzaman Said NursîLem'alar, Bediüzzaman Said Nursî
KitapKokanAdam, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

Yunus Suresi 27. Ayet
Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.

Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Sayfa 161 - Altınpost Yayıncılık)Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Sayfa 161 - Altınpost Yayıncılık)
KitapKokanAdam, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

Yunus Suresi 26. Ayet
İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır.

Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Sayfa 161 - Altınpost Yayıncılık)Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Sayfa 161 - Altınpost Yayıncılık)
Cezmi şeker, bir alıntı ekledi.
12 saat önce

".. Kemalizmi, Atatürk ikonolojisinden, Atatürk kültünden bağımsız ele almak zordur. İdeolojik söylem kavramının sadece sözlere/metinlere atıfta bulunmadığını, imgelerin dilini de içerdiğini unutmayalım. Atatürk imgesinin omnipresent yani her yerde hazır ve nazır oluşu, başlı başına bir şey söyler. Atatürk imgesinin kutsal görülmesi de bir şey söyler. (Ayrıca, bu kutsallaştırıcı muamelenin aktarılan iki örnekteki gibi komik ve grotesk biçimler alması da bize bir şey söyler!)

1930'lu yıllarda M. Kemal'in adına iliştirilen metafizik sıfatlar, onun üzerinde dinsel bir hale oluşturur. Kemalizmi doktrinleştirme gayretine girenlerden biri, Ankara milletvekili Şeref Aykut (1874-1939), Kamâlizm kitabında ( 1936) sistemli olarak Kamâlizm dininden söz eder: "Yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensiplerini ekonomik temeller üzerine kuran bir din"dir bu. Kemalettin Kamu'nun ( 1901-1948) son dizeleri çok bilinen manzumesi, M. Kemal'i dine rakip çıkartır: "Ebedi bir güneşle burada doğdu Gazi/Yaprak yığını gibi burada yandı mazi/Burada erdi Musa/Buradan uçtu Isa/Bülbül burada varsa/Hürriyet için öter/Şehit kanı buranın/Yapraklarında tüter/Ne örümcek ne yosun/Ne mucize ne füsun/Kabe Arabın olsun/Çankaya bize yeter."2 1930'ların politik kasidelerinde, Atatürk'ü dinin/ tanrının/peygamberin yerine koymak adettendir: "Her şey O'dur/O her şeydir (. .. ) Elimize yüzümüze/Gönlümüzü özümüze kapıyoruz/Biz sana tapıyo-ruz!" (Aka Gündüz), "Tanrı, peygamber diye nedir, kimdir bilmeden/Taptığımız ne varsa, hepsi ondan şekil aldı" (Faruk Nafiz Çamlıbel). Edip Ayel'in "İnsanlar ölür, Türk'e ilah olan er ölmez" mısrasında ayan hale geldiği üzere, Türklüğe mahsus bir tanrısallık atfı vardır burada. Daha yaygın eğilim, İslami: kutsiyet alametlerinin M. Kemal'e uyarlanmasıdır. Reşit Galip (1893-1934 ), Atatürk'ün makamını Milli Kabe diye tanımlar. En hamarat kaside yazan Behçet Kemal Çağlar (1908-1969) varlığımızın Gazi'nin varlığında erimesinden, onunla bir olmasından söz ederken, lslami tasavvufi terimi uyarlar: "Fena-fil Gazi olmak" ... Onun Atatürk manzumelerinde dini: terimler kol gezer: "Kartal olsam köşkünü her akşam tavaf etsem", "Doğrudan doğruya dönüp senin kabene", 'Tam sustuğun gün kıyamet oldu/Tam konuştuğun günse mahşerdi/Rab, gökte 'Dinleyin' dedi meleklerine ... " Ankaralı Aşık Ömer adıyla 1942'de Atatürk Mevlidi yazmıştır. nakaratı: "Gel dilersiz bulasız od'dan necat/Atatürk'e Atatürk'e essellat." "Atatürk'e tekbir"i de vardır:
"Atatürk ekber! Atatürk ekber! Ancak o var: Atatürk !/Evliya odur, peygamber odur, sanatkar Atatürk." Behçet Kemal, Atatürk'ü Mehdileştiren söylemin de işçilerindendir; 1959'da DP iktidarına isyan eden şiirinin nakaratı: "Bir kere doğrul Atam, bir kere doğrul Atam!" idi. 1982'de Kara Kuvvetleri Komutanlığı'mn Atatürkçü Düşünce Tarzı el kitabı, Nutuk'u "hıfz etme" tavsiyesinde bulunacak, 2000'li yıllarda CHP'nin bir ilçe örgütü 10 Kasım'da 24 saat kesintisiz Nutuk okutacaktır.

Atatürk karizmasının sistemli yeniden üretimi, bir seküler kutsallık inşasına denk gelir. Bunu yaparken girişilen lslami terimleri ve imgeleri uyarlama denemeleri, dindarların Kemalizmi küfür olarak görmesini teşvik ederken, Kemalistlerde de dinsel zihniyet kalıplarının yeniden üretimine yol açmış olsa gerektir. Zaten seküler kutsallık inşası, göreceğimiz gibi, Kemalist - laisizmin baş çelişkisini oluşturur...."

Cereyanlar, Tanıl BoraCereyanlar, Tanıl Bora