Ayşe yıldız

Doğru olan, şimdiki zamanda harekete geçip geçmiş kötü zamanların tekrarlanmamasını ya da iyi zamanların tekrar geri gelmesini sağlamaktı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
''Kimse küçük olandan daha büyük değildir.” "Bu, sevdiğimiz şeyleri elde etme sırrımız. Boşalt ki, dolu kalasın. Kimseyle rekabete girme ki dünyada seni yenecek tek bir kişi bile olmasın.” Bu son dakika hediyesi için teşekkür edip arkalarına bakmadan yürüyüşlerine devam ettiler. Çöldeki kum taneleri kadar küçük. Çöldeki kum taneleri gibi muazzam, parlak ve eşsiz.
Sanki kaplan bir mesaj vermek istiyor gibiydi. "Bildikleri yeri terk etme riskine girmeyip, çamurların içinde yürüyüp iliklerine kadar ıslanan Sombrfa'nın insanları gibi olma. Bağırsaklarının tembelleşmesine ve derinin rahatlıktan çürümesine izin verme. Hedeflerini takip et, yolda elde ettiklerini kaybetme korkusuyla geri dönmeyi düşünme. Kay, bedersen her şeyin mahvolacağını düşünme. Bu gerçekleşmeyecek çünkü ne yapman gerektiğini, kim olduğunu ve dünyevi herhangi bir şanssızlığın bunu yok edemeyeceğini iyi biliyor olacaksın. Hedefin ne kadar uzak olursa olsun, kaç kum fırtınası gelirse gelsin. Kimsen o olmaya devam edeceksin. Yaralarını yücelt ve istediğin kumaşları almak için çaba harca. Kaplanın postu gibi, parmak izi gibi, terziliğinin ayak izi gibi eşsiz kumaşlar:''
"Önemli olan az zamanda değildi. "Önemli olan en gerekli olanı yapmaktı''
Elbette öyleydi! Fedakârlık yapıyordu çünkü hedefine inanıyordu. Ayı sayesinde, karısına ve kızına tekrar sarılabilmek, hayalini kurduğu takımları yapabilmek için önce kendisine sarılması gerektiğini anlamıştı... Ve kaplan sayesinde, kişisel arzularına ulaşmanın yanı sıra, atölyesini tekrar canlandıracak benzersiz kumaşları da elde etmek amacıyla durdurulamaz bir biçimde yola koyulmuştu. İkisi farklı şeylerdi ama aynı zamanda içten içe birbirleriyle ilgiliydiler. Birisi içten iyileşmek içindi, diğeri ise maddeler dünyasında başarıya ulaşmak içindi. İkisi de önemliydi, birbirlerini tamamlıyorlardl. Ayısı ona kim olduğunu, kaplanıysa ne yapması gerektiğini öğretmişti. Elinde bir kim ve bir ne vardı. Onceki hissetmekti, şimdiki ise harekete geçmekti. Onu çekecek bir elin (pençenin) olduğunu bilmek rahatlatıcıydı. Sombrfa'da bütün sorunları tek başına çözmeye çalışırdı. Başta dayanıklı olduğunu düşündüğü için yardım istememişti, daha sonra ise çok değersiz olduğunu ve yardımı hak etmediğini düşünmeye başlamıştı. Ama hayvanları ona, kimsenin yalnız yürüyemeyeceğini öğretmişlerdi. Yardım istemek bir zayıflık değil, aksine bir güçlülük göstergesiydi çünkü yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmek zor bir eylemdi... Ve aynı zamanda bir zorunluluktu, çünkü tek başına hareket etmenin korkunç sonuçları etrafındakileri de etkilerdi.