Sanki uyku, kederi tedavi edebilirmiş gibi... Uyku sadece bir hapishanenin içindeki başka bir hapishanedir.
Annenin ihtiyacı olan şey uyku değil. Huzur
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kederin tedavisi olmaz Henrietta. Ama karanlığı azar azar aydınlatabilecek bir şey var, o da hayatın kendisi. Bence bunu zaten biliyorsun. Annenin hikâyelere, müziğe, gün ışığına, kuş şakımasına, bir gülün kokusuna, kızının gülümsemesine ihtiyacı olduğunu biliyorsun.
"Sen cevap verirdin evet. Çünkü sen hiç yokluk görmedin, ezilmedin. Ezildikçe, başını hep dik tutmanın o kadar da önemli olmadığını anlıyor insan. Her şeyi görmüyor, her şeyi duymuyor. Her şeye verilecek bir cevabı olmuyor. Hayat insana görmemeyi, duymamayı öğretiyor. Tutunabilmek için işine geleni seçiyorsun gördüklerinin arasından.’’
"Sen hep böyle miydin?” diye araya girdi Latife.
"Nasıl böyle yani?”
"Yani... Hep karşındakini anlayabilmek üzerine mi kurdun hayatını? Yani sana yapılan her densizlikte, Zübeyde Hanım'ın sen odadan çıkar çıkmaz Abdurrahim'i tembihlediğini duyduğunda mesela ya da doktor açık açık Jülide'nin öleceğini söylediğinde hep aynı şeyi yaptın. Hep karşındakini anladın."
Fikriye birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra yüzünde alaycı bir gülümsemeyle karşılık verdi. Alay ettiği başkası değil, sadece kendisiydi.
"Evet," dedi. "Evet haklısın. Hep karşımdakini anladım ben. Belki de benim kendisini sevdiğimi bile bilmeyen birini yıllarca beklediğimden... Belki de hayatımı, başka ülkelerde de olsa onu hissedebilmek, mektubundaki her harf kıvrımına bir anlam yüklemek, her bakıştan bir mesaj çıkarmak üzerine kurduğumdan... Belki kendimi bildim bileli onu kendimden önce tuttuğumdan... Ve hep onu anladığımdan... Hep onu kendi içimdeki tüm kavgalarda temize çıkardığımdan...