Ayşe yıldız

Işığın savaşçısı, üç bin yıl önce Zhuangzi tarafından konan dövüşün beş kuralını hiç aklından çıkarmamalıdır: İnanç: Savaşa girmeden önce savaşın nedenlerine inanmalısın. Yoldaşlar: Müttefiklerini seç ve başkalarıyla birlikte dövüşmeyi öğren; çünkü hiçbir savaş, tek başına kazanılmaz. Zaman: Kışın savaşmak yazın savaşmaktan farklıdır; iyi bir savaşçı, savaşa girmesi için uygun olan en iyi zamanı seçer. Mekân: Dağda savaşırken ovada savaşır gibi savaşılmaz. Çevrende neler olduğunu ve onların arasında en iyi nasıl hareket edebileceğini düşün. Strateji: En iyi savaşçı, nasıl dövüşeceğini önceden tasarlayandır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Işığın savaşçısı sebatın ve cesaretin değerini bilir. Çoğu kez, çarpışırken beklemediği darbeler alır. Ve savaş sırasında düşmanının bu çarpışmaların birkaçından galip çıkacağının farkındadır. Bu durumda savaşçı gözyaşı döker ve gücünü yeniden toplamak için dinlenir. Ama hayallerini gerçekleştirmek için hemen yeniden dövüşmeye başlar. Savaştan ne kadar uzak kalırsa kendini o kadar zayıf, korku dolu ve ürkmüş hisseder. Bir süvari atından düştükten sonra hemen yeniden atın sırtına çıkmazsa bir daha bunu yapacak gücü bulamaz
Işığın savaşçısı kaybetmeyi bilir. Yenilgiye, hiç umurunda olmayan bir şeymiş gibi bakmaz. "Hiç önemi yok," ya da "Aslına bakarsanız pek de o kadar istemiyordum," gibi şeyler söylemez; yenilgiyi yenilgi olarak kabul eder ve bu yenilgiyi zafermiş gibi göstermeye çalışmaz. Kanayan yaralar, arkadaşların kayıtsızlığı, kaybetmenin verdiği yalnızlık; bütün bunlar buruk bir tat bırakır. Ama böyle zamanlarda savaşçı şunu düşünür: "Bir şey uğruna mücadele ettim ve başarılı olamadım. İlk çarpışmayı kaybettim." Bu düşünce ona yeniden güç kazandırır. Hiç kimsenin sürekli galip gelemeyeceğini bilir, başarılarını başarısızlıklarından nasıl ayıracağını da...
Savaşçı, Tanrı'nın yalnızlığı, başkalarıyla nasıl birlikte yaşayacağımızı bize öğretmek amacıyla kullandığını öğrenmiştir. Gazabı, bize barışın sonsuz değerini göstermek amacıyla kullanır Tanrı. Can sıkıntısını, serüvenin ve içinden geleni yapmanın önemini vurgulamak amacıyla kullanır. Tanrı sessizliği, sözcükleri sorumluluk duyarak kullanmayı bize öğretmek için kullanır. Yorgunluğu, uyanmanın değerini bilelim, diye kullanır. Sağlıklı olmanın nasıl bir lütuf olduğunu anlayalım, diye hastalığı kullanır. Tanrı bize suyun anlamını öğretmek amacıyla ateşi kullanır. Havanın değerini bilelim, diye toprağı kullanır. Hayatın önemini bize göstermek için de ölümü kullanır.
Işığın savaşçısı için "mutlak" diye bir şey yoktur; izleyeceği bir Yol vardır, mevsime göre uyum sağlamaya çalıştığı bir yol. Yazın giriştiği çatışmalarda, kışın kullandığı donanıma ve tekniklere başvurmaz. Esnek davrandığı için dünyayı "doğru" ve "yanlış" temeline oturtarak yargılamaz,"o an için en uygun tutum" bağlamında yargılar Arkadaşlarının da uyum sağlamaları gerektiğini bilir ve onlar tutumlarını değiştirdiğinde şaşırmaz. Her birine, hareketlerini gerekçelendirmesi için zaman tanır. Ama iş ihanete gelince savaşçı acımasızdır