İnsan cinsinin karşısına bir eksikle yahut bir kusurla çıkmaya gör, hiç vakit kaybetmeden noksanına bir hüviyet atfeder, eksiğini ismin, kusurunu da sıfatın yapar fısır fısır kulağına okurlar. Sen daha ne olduğunu anlamadan özünü, şahsiyetini ağır ağır çeker alırlar elinden; gözükmesin, bilinmesin, anılmasın istediğin o kusurunu bayrak gibi taşı diye eline tutuştururlar. Bir bakmışsın safi eksik olduğun yerden varsın.
İnsanın gözünde fer olsun hele. Hele yola çıktığı bir ameli olsun; dağları aşar da yine de "Usandım,” demez. Güneşin her
Allah'ın günü doğmaktan da batmaktan da usanmadığı gibi….
Kıymet'ten kıymetlisine,
De ki şimdi yanındayım, Sunam.
De ki çeyiz sandığını daha şimdi kapadık.
De ki ben ensemin yorgunluk terini daha yeni sildim yemenimin ucuyla.
De ki sen daha şimdi baktın bana nemli gözlerinle. De ki ben şimdi düşündüm, "Zümrüt gözlerine kurban olduğumun mırığı düğün heyecanından mı böyle asık, yoksa içini huzursuz eden bir şey mi var?” diye.
De ki şimdi sordum: "Mutlu musun Sunam?" De ki şimdi cevap verdin: "Mutluyum, halam." Oh, çok şükür!
O vakit muskanın duası şudur:
Güzel yavrum! Kıymetlim!
Mutluluğun daim, mutlu edenin ömürlük olsun dilerim. Alnının çatından öperim.
Mutluysan muska didiklemek aklına bile gelmez, bu yazdıklarımı da okumazsın ya... De ki okudun.
De ki şimdi sordum: "Mutlu musun Sunam?"
De ki şimdi cevap verdin: "Muskayı açacak kadar, halam..." O vakit muskanın duası şudur:
Güzel yavrum! Kıymetlim!
Bugünün şerrini bugün kesip atmazsan yarına sirayet eder, yarına sirayet edense sen fark etmeden ömrünü sarar
Mutsuzluğunu daim, mutsuz edenini ömürlük etmemeni dilerim. Senin elindedir. Alnının çatından öperim.
Kıymet- 21 Ağustos 2010