Ayşe yıldız

Tam bir teslimiyet... Allah'ım uygulaması ne kadar güç! Zaten ne zaman, "Ben oldum galiba, başardım,” kibrine düşsen ne kadar da olmadığını gözler önüne seriyordu Yaradan.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Almanız gereken kararları kendi iradenizle alamayınca, Yaradan hiç dilemese de can yakıcı bazı imtihanlar vesilesiyle koyuyordu yeniden sizi tekâmül yoluna. Keşke bunlara gerek kalmayacak kadar pişmiş olsaydık, bize gösterilmesine gerek kalmadan ve hiç yanmadan kendimiz görseydik lakin yanmayınca toprak dahi çömlek olmuyordu, buğday ekmeğe durmuyordu.
İşaretler, bazen gözünüzün içine içine baksa da onları görmemekte ısrar edenlerden kendini gizlemeyi maharetle beceriyor.
Allahım! Ben hayrın her çeşidini; acil olanı ve geç olanı, bildiğim ve bilmediğim her türlü iyiliği senden istiyorum. Her türlü şerden; acil olanından ve geç olanından, bildiğim ve bilmediğim bütün kötülüklerden de sana sığınıyorum. Allah'ım! Ben senden, kulun ve peygamberinin istediği hayrı istiyorum. Kulun ve peygamberinin sığındığı şerden de sana sığınıyorum. Allah'ım! Ben senden cenneti ve cennete yaklaştıran söz veya ameli diliyorum. Cehennem ateşinden ve cehenneme yaklaştıran söz veya amelden de sana sığınıyorum. Benim için hükmettiğin her kaza (ve kaderi) de hayırlı kılmanı niyaz ediyorum.” (İbn-i İbn-i Hanbel IV 134
Hiç dayanamam, yaşayamam derken, Allah'ın rahmeti sabır makamı iner üzerinize ve kalbiniz genişler, göğsünüz ferahlar. Bir bakmışsınız başınızın üzerinde kara kışlar dolanıyorken, dallarınız kupkuru olmuş, yapraklarınız size veda etmişken ansızın bahar gelir. Yasemin kokar elleriniz. Yaradan'ın bu ikramına te fekkürle şükre durur dallarınız. Aynen bu sırada, olmadı mı?