Bana sorsalar, deseler ki, "Ey Derviş, bu dünyadan geçtin de ne öğrendin?”
Onlara derim ki, iki şey öğrendim. İlk olarak insanlara kırılmamayı mesela. Zira kulların yalnızca arada bir vesile olduğunu kendime zor da olsa anlatabildim. Eğer bir insan seni kırıyorsa sevgili kızım, ya Allah'ın onun dili le sana anlatmak istediği bir mesajı var, ya da daha evvelki işaretleri anlayamayarak hayatında rolü biten birini ısrarla hayatında tuttuğundan dolayı, ilişkinin kopması için dozu artan bir vesile var. Veyahut da seni üzen kalp seninle aynı yoğunlukta bir mana âleminde değil, derinliğiniz aynı değil, kalp sağırlığı var.
…hayatınızdan kim giderse gitsin, bütün acılar tesellisiyle birlikte gönderilirmiş. Evlilikler eşi için bambaşka birine dönüşünce değil, kendi karakterine sahip çıktıkça huzurla devam edermiş.
Yaşadığınız bazı saadetlerin size acı veren bedelleri vardır. Doğru yolu buluncaya dek sapmanız gereken patikalar ve oradan edineceğiniz dersler vardır. Hayat kızılcık sopası gibi dümdüz değildir ve size lazım olan tecrübeleri bu saptığınız kıvrımlarından edinirsiniz.
"Baktığımız yeri değiştirince meseleler nasıl da kendiliğinden halloluyor. Araya sadece Allah'ı koyunca, gönlünü yapmamız gerekenin yalnızca O olduğunu idrak edince kırgınlıklar, kızgınlıklar nasıl da toz bulutu gibi dağılıyor. Bilenlerden değil, hayata geçirenlerden olmak ümidi ile oğlum.”